Haftanın Özeti: 121

13 – 19 Şubat 2017 tarihleri arasında Türkiye ve dünyadan haber, site, yazılım, donanım, cihaz, video ve trendler.

Bilim / Yazılım / Donanım

Artık James Bond veya Görevimiz Tehlike serilerindeki gibi bizler de mesajlarımızı imha edebiliriz; çünkü kendi kendini imha eden cihazların piyasaya çıkmasına az kaldı. Suudi Arabistan’da yer alan Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi‘nden bir grup araştırmacı kurulduktan 10 saniye sonra akıllı telefon ya da başka bir elektronik aleti tahrip eden bir cihaz geliştirdi. Cihaz polimer tabakalardan oluşuyor, etkinleştiği anda yedi kat büyüyerek ana karta zarar veriyor (böylelikle cihaz kullanılamaz hale geliyor).

Eğer geçmişe bakıp Nokia 3310 kullandığınız günleri özlüyorsanız müjde; mobil cihazlar konusunda oldukça güvenilir bir kaynak olarak bilinen Evan Blass‘a göre [inlinetweet prefix=”null” tweeter=”null” suffix=”null”]Nokia 3310 piyasalara geri dönüyor.[/inlinetweet] Söylentiye göre Nokia‘nın isim haklarını Microsoft’tan satın alan Finlandiyalı akıllı telefon üreticisi HMD Global bu ay içinde Barcelona’da düzenlenecek  Mobile World Congress‘te 3310’un modern versiyonunu tanıtacak.

Piyasa araştırmaları yapan Gartner, yayınladığı raporda Çin merkezli çok uluslu teknoloji şirketi Huawei’nin Apple’ın akıllı telefon satışlarını yakaladığını açıkladı. 2016 yılında akıllı telefon pazarındaki payını yüzde 7,3’ten 8,9’a çıkarmayı başaran Çinli marka, rakipleri ile arasını kapatmaya başladı.

LG, yeni çıkacak modeli G6 için kısa bir tanıtım videosu yayınladı. G6’in 18:9 oranındaki oldukça büyük ekranı, 2.880 x 1.440 piksel çözünürlüğe sahip. Bu dev ekranının avantajı ne diye soruyorsanız, cevap çok basit: daha çok kullanım alanı. G6, multitasking (çokluişlem) desteğiyle (örneğin) takvim uygulamasını açtığınızda ekranın diğer yarısında detaylı programınızı görebiliyorsunuz. Benzer şekilde, fotoğraf çektiğiniz sırada ekranın bir yarısında çektiğiniz fotoğrafları inceleyebiliyorsunuz, dahası G6’in kamera uygulaması Instagram’a özel 1:1 oranında kare kamera özelliğine de sahip.

Başarılı tahminleri ile bilinen KGI Securities‘in Apple Analisti Ming-Chi Kuo, yeni iPhone’da ‘home’ tuşunun tamamen kaldırılacağını ve yerine sanal butonlar koyulacağını iddia ediyor. Kuo bu yıl piyasaya sürülecek iPhone’un 5,8 inç ekrana sahip olacağını belirtiyor. iPhone X ya da iPhone 8 olarak adlandırılması beklenen cihaz, 5,8 inçlik ekranın sadece 5,16 inçlik bölümünü görüntü amacıyla kullanacak.

Gelecek nesil dizüstü bilgisayarların belki de lideri olacak ‘cep bilgisayarı’ bir Indiegogo kampanyası ile destek arıyor, (nitekim) aradığı desteği de şimdiye kadar fazlasıyla bulmuş gibi. GDP Pocket 7 inç ekranlı, sadece 480 gram ağırlığında, cebinize sığacak kadar ince ve ufak bir dizüstü (ya da avuçüstü) bilgisayar. Ubuntu 16.04 LTS ve Windows 10 Home işletim sistemleri ile kullanılabilen GDP Pocket, Intel Atom işlemciye ve 8 GB RAM’e sahip. Indiegogo’da şu an 399 Dolar olan ürünün piyasa fiyatı 599 Dolar olacak. Üreticilerinin hedeflediği gibi MacBook Air ya da Windows Surface ile rekabet edebilecek mi, göreceğiz.

ABD Savunma Bakanlığı Teknoloji Geliştirme Birimi DARPA, insan ve makineyi birleştirmeye çok yakın olduğumuzu iddia ediyor. DARPA‘nın Biyolojik Teknolojiler Ofisi’nden Justin Sanchez “Şu anda insan ve makineleri birleştirme alanında bazı ilgi çekici çalışmalar yürütülüyor.” şeklinde ipucu veriyor (sanıyoruz Dünya Halleri’nin düzenli takipçileri için bu açıklama çok da şaşırtıcı gelmeyecektir). Konunun yakın takipçilerinden Girişimci Elon Musk da insan bilgisayar arayüzü geliştirme konusundaki düşüncelerini geçtiğimiz günlerde yineledi. Bu teknolojilerin hayatımıza girmeye başlaması çok yakın gibi görünüyor.

Geçtiğimiz günlerde düzenlenen ‘Süperzeka: Bilim mi, kurgu mu?’ başlıklı konferansta bilim ve teknoloji dünyasının önemli isimleri bir araya geldi. Bilim kurgu eserlerinde hep yapay zekanın bilinç kazanması konusu işlendi. Sonuç: Ruhsuz robotlardan oluşan bir geleceğe mahkum olmamız kaçınılmaz gibi.

Paris’teki Charles de Gaulle Havalimanı‘nı çalıştıran Groupe ADM, terör saldırılarından sonra getirilen sıkı güvenlik önlemleri sebebiyle uzayan pasaport kontrollerini hızlandırmak için yüz tanıma sistemine geçecek. Test aşamasında olan sistem onaylanırsa 28 Avrupa Birliği ülkesinin vatandaşları Paris’e yüz tanıma sistemi ile hızlı bir şekilde giriş yapabilecek. KLM aynı sistemi Amsterdam Schiphol Havalimanı’nda 3 ay için test etmeye başladı. Japonya da yüz tanıma sistemini ülkenin tüm havalimanlarına kurmak için geçtiğimiz yıl harekete geçti.

Şehir trafiğinden uzun zamandır yakınan ve yoğunluğu azaltmak için [inlinetweet prefix=”null” tweeter=”null” suffix=”null”]tünel kazmaya girişen Elon Musk, esas amacının bir sır olduğunu ima etti.[/inlinetweet] Elbette, Must şaka yapıyor olabilir. Ancak her durumda kendisini ciddiye almakta fayda var. Tünel projesinin önemsiz ve aptalca bulunabileceğinin farkında olduğunu dile getiren Musk, haddinden fazla olan yüzey trafiğini rahatlatmak için şehrin altında inşa edilen ‘tüneller ağı’nın oldukça iyi bir çözüm olduğunu savunuyor. Bahsettiği ağ da yerin altında 30 katmandan oluşan tünellerden meydana gelecek. Yani söz konusu olan sadece birkaç ufak tünel değil.

https://www.youtube.com/watch?v=7Lre6GxiQUE

Araştırmacılar, enerjiyi sıvı solüsyon halinde depolayan ve 10 yıldan uzun süre kullanabilenakım bataryaları‘ geliştirdi. Ferrosen ve viyolojen moleküllerinin düzenlenmesiyle durağan hale gelen elektrolitler suda çözünebiliyor ve bozulmaya dayanıklı hale geliyor. Doğal su içinde çözündüklerinde ortaya çıkan çözelti her bin döngüde, kapasitesinin sadece yüzde 1’ini kaybediyor. 

Finlandiya’daki Oulu Üniversitesi’nden bir araştırma ekibinin yeni keşfettiği mineral hareketi, güneş ışığını ve ısıyı aynı anda elektriğe çevirebiliyor. Perovskit kristalinin yapısına sahip olan bu mineralin, aynı grupta yer alan diğer minerallerden farkı, eş zamanlı olarak birden fazla kaynağı elektriğe çevirebiliyor olması. Yeni mineral bu özelliği sayesinde, akıllı saat ya da biyometrik sensör gibi giyilebilir/taşınabilir aygıtlara enerji sağlamak için harika bir kaynak.

Çek pil üreticisi HE3DA, mevcut pillerden daha uzun ömürlü, daha hızlı şarj olan ve daha dayanıklı olacağını söylediği nanoteknoloji tabanlı piller üretmek için kolları sıvadı. Kuramlarını test etmek için yaptığı denemelerde başarılı olduğunu söyleyen şirketin Kurucusu Jan Prochazka, bu teknolojiyi (akıllı telefonlardan ziyade) elektrikli otomobil ve veri merkezlerinde kullanıma sunmayı planlıyor.

İnsanlık otomatik robotlar ve yapay zeka sistemleri tarafından yönlendirilmeye başladıkça, insanların makinelerle fiziksel olarak bir bütün halinde çalışması fikri daha da öne çıkıyor. Elon Musk bu hafta Dünya Ülke Yönetimi Zirvesi‘nde yaptığı konuşmada bu konuya değindi. Zaten akıllı telefonlarımız, bilgisayarlarımız ve uygulamalarımızla bir nevi siborg haline geldiğimizi belirten Musk gelecekte robotlar pek çok işi insanlardan daha iyi bir şekilde yapmaya başlayınca, insan ve robotların fiziksel birleşimini sağlayacak teknolojilerin geliştirilmesi gerektiğini savundu. (Üstteki konuşmada bu kısım da bulunuyor). 

Tıp her geçen yıl alışılmadık yeni yöntemlerle hastalıkları teşhis ve tedavi ediyor. Örneğin, yakında idrar testi ile kanserin ve akıllı telefon uygulamalarıyla cinsel yolla bulaşan hastalıkların tespiti mümkün olacak. Aynı şekilde botlarla da akıl sağlığına yönelik çalışmalar yapılacak. Fakat, bunlardan önce ses analizi yöntemiyle hastalık tespiti başlamış durumda. Yani siz konuşacaksınız; bilgisayar sizin hem doktorunuz, hem reçeteniz olacak.

Bu hafta, İran’ın [inlinetweet prefix=”null” tweeter=”null” suffix=”null”]İsfahan şehrinde 14 yıllık donmuş bir embriyodan sağlıklı bir kız dünyaya getirildi.[/inlinetweet] Doğumun ardından bebek ve annenin sağlıklı olduğu bildirildi. 25 yıl önce geçirdiği iki dış gebeliğin ardından doğurganlığını yitiren anne 2003 yılında tedavi görmüş fakat tedavi başarılı olmamış. O zamandan beri doğum merkezinde saklanan embriyoların tekrar rahme yerleştirilmesiyle bu sefer doğum gerçekleşti.

İran kısırlık tedavilerinde Ortadoğu’nun lider ülkesi olarak biliniyor. Ülkede 100’e yakın klinik bulunuyor.

Salı günü ABD’li bilimciler ve etik uzmanları tarafından yayınlanan rapor, güçlü gen düzenleme araçlarının gelecekte insan embriyoları, yumurtaları ve spermlerinde bulunan kalıtsal hastalık genlerini değiştirmek için kullanılabileceğini belirtiyor. Ulusal Bilim Akademisi (NAS) ve Ulusal Tıp Akademisi tarafından hazırlanan raporda insanların üreme hücrelerinde gen düzenlemesinin gerçekçi bir ihtimal olduğu ve ciddi bir şekilde ele alınması gerektiği belirtildi. Açıklama, CRISPR-Cas9 olarak bilinen gen düzenleme teknolojisinin kullanım alanları konusunda daha esnek bir yaklaşım izlenebileceğinin sinyalini veriyor. 2015 Aralık ayında bilimciler ve etik uzmanları, bu teknolojinin insan embriyolarında tedavi amaçlı kullanılmasının ‘sorumsuzca’ olacağını ifade etmişti. Potansiyel değeri milyar Dolar’ları bulan CRISPR teknolojisinin patentleri ise MIT ve Harvard Üniversitesi ile ortaklığı olan Broad Enstitüsü‘ne ait (aşağıdaki videoda Türkçe altyazılı olarak mucizevi CRISPR-Cas9 tekniğinin detaylarını öğrenebilirsiniz).

https://www.youtube.com/watch?v=X9-KnbpGB9A

 

Bilimciler Yeni Zelanda ve diğer Pasifik adalarındaki istilacı fare popülasyonlarını yok etmek için ‘gene drive’ adı verilen genetik bilimi yöntemini kullanmayı deneyecek. Bu yöntem sayesinde genetiği değiştirilmiş farelerin yabani popülasyonun arasına salınması ile başlatılacak ‘av’, birkaç nesil içinde ekosisteme zarar veren farelerin soyunu tüketecek. Eğer girişim başarılı olursa sıçan ve gelincik gibi diğer istilacı türler için de aynı süreç uygulanacak.

Belgesellerdeki ‘doğaya karışmama’ kuralına ne oldu derseniz o insanoğluna vız gelir.
[inlinetweet prefix=”null” tweeter=”null” suffix=”null”]Hindistan Uzay Araştırma Kurumu, uzaya 18 dakikada 104 uydu göndererek rekor kırdı [/inlinetweet] Bundan önceki rekor 2014’te bir gün içinde 37 uydu fırlatan Rusya’ya aitti. Fırlatma roketi, saatte 27 bin 358 kilometre hızla giderken birkaç saniyelik aralıklarla uyduları sorunsuz şekilde fırlatmayı başardı. Bu hızda ilerlerken en ufak bir hesaplama hatası dahi uyduların çarpışması ile sonuçlanabilirdi. Neyse ki hiçbir kaza yaşanmadı.

https://www.youtube.com/watch?v=QAYbe1o7fi0

Son yıllarda tartışması devam eden Ay’ın sahibinin kim olduğu ve dünya kurallarının uzaya uyarlanması gibi konular zaman zaman tekrar ortaya çıkarken, NewAtlas.com, konuyla ilgili etkileyici bir yazı yayınladı. Dış uzay anlaşmaları, uzay madenciliği ve Ay mülkiyetçiliği (yanlış okumuyorsunuz) gibi konulara değinen yazıyı okumadan geçmeyin.

Siz siz olun; Ay mülkiyetçisi olmayın, ne faydasını göreceksiniz ki? Bu arada teknik olarak Ay’ın sahibi ona ilk ayak basan kişi de olabilir. Yani tren çoktan kaçmıştır belki.

SpaceX, NASA‘dan 20 yıllığına kiraladığı Launch Complex-39A adlı fırlatma rampasında son testlerini başarılı bir şekilde gerçekleştirdi. Dokuz adet Merlin-1D motorunu sorunsuz şekilde çalıştırmayı başaran SpaceX, bu hafta içinde Uluslararası Uzay İstasyonu’na göndereceği roketini fırlatabilir. Tonlarca kargonun yanı sıra, rokette bulunacak en hafif yük, belki de insanlık için en büyük öneme sahip. Ayrıca antibiyotiklere dayanıklı bir bakteri de yerçekimsiz ortamdaki davranışları incelenmek üzere Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderilecek.

Özet Başlıkları

  1. Türkiye ve dünyadan güncel gelişmeler.
  2. Finans teknolojileri.
  3. Bilim, teknoloji, yazılım, donanım.
  4. Dijital girişimler, yatırımlar, web siteleri.
  5. Dikkat çeken tasarımlar, inovatif ürün ve hizmetler.
  6. Sinema, TV, kültür/sanat gelişmeleri.

4 Yorum

Yorum yazmak için tıklayın

Yorumunuz:

Bülten Aboneliği

Günlük haberleri eposta bültenimizle takip edin!

Teşekkür ederiz.

Bir terslik var...