Haftanın Özeti: 198

Bilim, Yazılım, Donanım

Yeni nesil Android yayımlandı. Android 9 ya da Android Pie olarak adlandırılan işletim sistemi Pazartesi günü Google’ın Pixel telefonları için kullanıma sunuldu. Google daha önce bu işletim sisteminin ön versiyonunu Mart ayında açıklamış, bazı özelliklerini de Mayıs ayındaki Google I/O etkinliğinde tanıtmıştı. Android Beta programına dahil olan kişiler, Sony, Xiaomi, HMD Global, Oppo, Vivo, OnePlus ya da Essential marka telefona sahip olmaları durumunda güncellemeyi sonbaharın sonunda yapabilecek. Google diğer iş ortaklarıyla da çalıştığını ve bu yıl içinde işletim sistemini onlara da sunmayı planladığını açıkladı. Android Pie genellikle perde arkası gelişmelere odaklanmış durumda. Bu gelişmelerle Android telefonların daha hızlı çalışması ve pil ömrünün artırılması hedefleniyor. Öte yandan insanları yeni işletim sistemine yönlendirmek hiç kolay değil. Çünkü Android’in her yıl yeni bir sürümü çıksa da kullanıcılar hala eski sürümlerde ısrar ediyor. Örneğin, Pie öncesi üretilen en son Android sürümü olan Oreo’nun kullanım oranı sadece yüzde 12.

Samsung, Galaxy Unpacked etkinliğinde yeni iddialı telefonu Note 9‘u ve Galaxy Watch‘u tanıttı. 6,4 inç ekranıyla ‘telefondan biraz öte’ bir cihaz olan Note 9 soğutma sistemi, SD kart desteğiyle 1 TB’a kadar depolama alanı, 4000 mAh batarya, çift arka kamera, uzaktan kumandaya dönüştürülebilen S Pen gibi özelliklerle geliyor. Şurada diğer devlerle karşılaştırmasını bulabileceğiniz telefonun Türkiye’de 6 bin 500 TL’den başlayan fiyatlarla satışa çıkması bekleniyor. 1,3 inç AMOLED ekran, binlerce farklı arayüz, gelişmiş aktivite takibi gibi özelliklerle gelecek olan Galaxy Watch‘un ise yurt dışı fiyatı 330 Dolar’dan başlıyor.

İşlemci üreticisi Taiwan Semiconductor Manufacturing Co. (TSMC) hafta sonu bilgisayar virüsü sebebiyle bazı fabrikalarda üretime ara verdi. TSMC dünyanın en büyük işlemci üreticisi ve Apple, Qualcomm, AMD, Nvidia gibi büyük teknoloji şirketleri için parçalar üretiyor. Şirket Bloomberg‘e yaptığı açıklamada virüsün bazı üretim araçlarını etkilediğini, oluşan etkinin fabrikadan fabrikaya değişiklik gösterdiğini söyledi. TSMC’nin ilk kez virüs saldırısına uğramadığını ancak bunun üretim bantlarını etkileyen ilk saldırı olduğunu belirten şirket yetkilisi, aranın ardından üretime dönüldüğü bilgisini de verdi.

ABD’de GSM operatörleri 5G teknolojisinin önümüzdeki yıllarda kullanıma sunulması konusunda heyecan yaratırken donanım tarafında da bu heyecan yavaş yavaş oluşmaya başladı. Verizon ve Motorola “Dünyanın ilk 5G’ye yükseltilebilen akıllı telefonu” olarak adlandırdıkları Moto Z3‘ü tanıttı. Verizon bu alanda çok iddialı olsa da sunduğu telefonun birçok eksiği var. Moto Z3, 5G özellikleriyle gelmiyor. Motorola 2019’da bu telefona 5G özelliği kazandıracak ‘MotoMod‘ adlı bir ürün sunacak. Bu ürünü satın alıp telefona bağladığınızda 5G uyumlu olacak. 3G’den 4G’ye geçerken de karşılaştığımız gibi ilk nesil cihazlar çok fazla enerji harcıyor. Bu yüzden 5G eklentisine fazladan batarya koymak mantıklı. Verizon’ın sunduğu ilk 4G cihaz olan HTC Thunderbolt bataryayı o kadar hızlı tüketiyordu ki bir HTC çalışanı böyle bir telefon ürettikleri için özür dilemişti.

TensorFlow ekibinin Raspberry Pi Vakfı ile yaptığı yeni çalışma sayesinde Python programlama dili kullanan geliştiriciler için Raspberry Pi cihazlara bağlı donanımlarla entegre yapay zeka uygulamaları geliştirmek çok daha basit olacak. Raspbian 9 sistemini kullananlar, TensorFlow’u iki basit komutu çalıştırarak yükleyebilir ve ve programları yazmaya başlayabilir. TensorFlow’u çalıştırmak için gerekli donanım gücünü azaltmak Google geliştiricileri için büyük bir kazanç olacak. Zira Raspberry Pi bugüne kadar 14 milyonun üzerinde satıldı.

Amazon’un Alexa‘sı, Microsoft’un Cortana‘sı, Apple’ın Siri‘si ve Google Assistant dünyanın en popüler sesli asistanları arasında. Çinli bir rakip de bu asistanların arasına katılmak üzere. Baidu, DuerOS adlı yapay zekalı asistanının 100 milyon cihaza yüklendiğini açıkladı. Bundan sadece 6 ay önce bu rakam 50 milyon civarındaydı. Kıyaslama yapmak gerekirse, Google Assistant bugün 400 milyonun üzerinde cihazda kullanılıyor.

Dev robotların otomobil parçalarını birleştirdiği videolar heyecan verici olsa da insan hala otomobil üretiminin önemli bir parçası. Ancak tahmin edeceğiniz gibi aynı işi tekrar tekrar yapmak zaman içinde sakatlanmalara sebep olabiliyor. Ford bundan hareketle, uzun süredir denediği dış iskeleti dünya genelinde 15 montaj fabrikasına göndermeyi planlıyor. Her gün defalarca yukarı uzanmak durumunda kalan işçiler için üretilen EksoVest adlı iskelet, ne kadar yukarı uzanılırsa o kadar destek oluyor. İnsan ve makine birlikteliğinin en somut örneklerinden olan dış iskelete dair pek çok örneğe daha önce de yer vermiştik.

Where’s Waldo?” ya da Türkiye’deki adıyla “Ali Nerede?” adlı bulmaca oyununda karmaşık resmin içinden Waldo’yu seçemeyenler için de artık bir robot var. There’s Waldo adlı robot bulmacayı çözüyor ve Waldo’nun yerini silikon eliyle gösteriyor. Kreatif ajans Redpepper tarafından geliştirilen sistemin uArm Swift Pro modeli metal kolu Raspberry Pi tarafından kontrol ediliyor. Kolda, yüz tanıma için bir Vision Camera kiti bulunuyor. Kamera sayfanın fotoğrafını çektikten sonra OpenCV kullanarak fotoğraftaki muhtemel Waldo yüzlerini belirliyor. Bu yüzler Google’ın AutoML Vision servisi tarafından analiz ediliyor. Önceden Waldo’nun fotoğraflarıyla eğitilen bu servisten yüzde 95’in üzerinde bir eşleşme alınırsa robot o yüzün bulduğu noktayı eliyle işaret ediyor. Google’ın Cloud AutoML servisi Ocak ayından bu yana kullanılabiliyor ve yazılım bilgisi olmayan kişilerin bile sürükle bırak yöntemiyle kendi yapay zeka araçlarını geliştirmesine olanak sağlıyor.

Japon bilişim şirketi NEC, Tokyo’da düzenlenecek olan 2020 Olimpiyatları için yeni ve gelişmiş bir yüz tanıma sistemi sağlayacağını belirtti. Organizasyona 300 binden fazla kişinin gelmesi bekleniyor. Bunlar arasında atletler, güvenlik görevlileri, medya mensupları ve çalışanlar da yer alıyor. Yüz tanıma teknolojisi seyircilerde kullanılmayacak. Asıl amaç, önemli katılımcıların uzun giriş işlemlerinden kurtulmasını sağlamak.

Çocukluk çağında teknolojiyle iç içe olmanın muhtemel etkileri, bilinçli ebeveynlerin üzerinde durduğu bir konu. Bu alanda dünya genelinde farkındalık gelişiyor. Dünya Ekonomik Forumu desteğiyle yayımlanan ve çocukların dijital gelişiminin nasıl izleneceğine ışık tutan bir rehber bile var. Avrupa Komisyonu da konu hakkında tavsiyelerde bulunuyor. Bu tavsiyeler ışığında, şurada teknolojinin çocukların hayatına nasıl etkiler bırakabileceğine dair birkaç not var. Onlardan biri şöyle diyor: “Çocukların yüzde 39’u 8 ila 11 yaş arasında akıllı telefon sahibi oluyor. Sosyal medya dünyasına hızlı bir giriş çocuklara daha çok erken yaşta özgür ve aynı zamanda kolay bir şekilde anlayamayıp başa çıkamayacakları tehlikeli bir ortam sunuluyor.

Bir şeyleri kaçırma korkusu olarak tanımlanan FOMO‘nun (Fear of Missing Out) sebepleri, muhtemel sonuçları üzerine çokça yazıldı, çizildi. Sosyal medya platformlarının ve teknoloji şirketlerinin bu korkuyu körüklediği dile getirildi. Kabaca bir şeyleri kaçırmanın keyfi şeklinde tanımlayabileceğimiz JOMO da (Joy of Missing Out) böyle ortaya çıktı. Google, yukarıda bahsettiğimiz yeni Android güncellemesindeki “Digital Wellbeing” özelliğiyle JOMO’dan da payını alacak gibi görünüyor. Bu özellik, örneğin bir sosyal ağda haddinden fazla zaman geçiren kullanıcıyı uyaracak. Tabii ki bunu yapabilmek için de kullanım alışkanlıklarını ‘yakından’ takip edecek.

Bilinçli internet ve telefon kullanımı konusunda ipleri yine telefonun kendisine vermek istemeyenler için 5 basit öneri var:

  • Uygulamaları silin. Örneğin, YouTube videolarını tarayıcıdan da izleyebilirsiniz.
  • Telefonunuzu büyütün. Yemek masasında tabak kadar telefonla ‘uğraşmak’ daha zor olacaktır.
  • Telefonunuzu sıkıcı hale getirin. Siyah beyaz bir ekran, renkli ve parlak olanından daha az ‘çekici’ gelecektir.
  • Telefonunuzu başka bir odada bırakın.
  • Karadayken de ara sıra uçak moduna almayı deneyin.

Kickstarter’da fonlamaya açılan Gocube adlı girişim, Rubik Küpü’nü dijitalleştirerek kullanıcılarını ‘hızlı küp çözücüler’ arasına sokmak istiyor. İçerisine yerleştirilen sensörler sayesinde küp üzerindeki renklerin anlık konumunu tutan ürün, kullanıcısının tüm hareketlerini takip edecek. Girişimin ayrıca ürüne sahip diğer kişilerle hızlı küp çözme yarışmaları, istatistik paylaşımı gibi hizmetleri de olacak. Gocube, Kickstarter’da hedeflediği 25 bin Dolar‘ın yaklaşık 32 katına şimdiden ulaşmış durumda. Ürünler en erken Mart 2019’da piyasaya sunulacak.

Yakın zamanda yapılan bir çalışma, çekirge yemenin sindirim sistemine iyi geldiğini gösteriyor. Wisconsin-Madison Üniversitesi‘nde gerçekleştirilen araştırmada altı hafta boyunca, 18 ila 48 yaş arasında 20 sağlıklı katılımcı incelendi. İlk iki hafta boyunca katılımcıların yarısına kahvaltı olarak sıradan çörekler ve içecekler; diğer yarısına ise 25 gram toz haline getirilmiş çekirge karıştırılmış çörek ve içecekler verildi. Katılımcılar hangi tür kahvaltıyı yediklerini bilmiyordu. Sonraki iki hafta boyunca herkes sıradan kahvaltıyla beslendi. Son iki haftada ise ilk başta çekirgeli kahvaltı yiyenlere sıradan kahvaltı, sıradan kahvaltı yiyenlere ise çekirgeli kahvaltı verildi. Hangi grubun hangi kahvaltıyla beslendiğini bilmeyen bir grup bilimci katılımcılardan kan ve dışkı örnekleri aldı. Buna göre katılımcıların çekirge tozlu kahvaltı yerken, mide sağlığıyla ilişkilendirilen metabolik enzimleri daha fazla salgıladığı, faydalı mide bakterilerini daha fazla barındırdığı görüldü. Herhangi bir yan etkiye rastlanmadı.

Kanada’da bir radyo teleskobu 25 Temmuz’da, bugüne kadar kaydedilen en düşük frekanslı FRB’yi (hızlı radyo patlamaları) kaydetti. Bu haber elbette uzaydan gelen sesler olarak yayıldı. FRB’lerin bir gizem taşıdığı doğru. İlk kez 2001’de algılanan ve 2007’ye kadar duyurulmayan bu radyo dalgalarından şimdiye kadar 50 adet kaydedildi. Radyo bandında parlak ve hızlı şekilde görülen bu dalgalar, elektromanyetik spektrumda kızılötesi ve mikrodalgaların da ötesinde bir noktada, en uzun dalga boyuna ve en düşük frekansa sahip dalgalar olarak biliniyor. FRB’lerin kaynağı konusunda en büyük adaylar ‘magnetar‘ olarak da adlandırılan güçlü manyetik alanları bulunan nötron yıldızları. Bazı fizikçiler karanlık madde ya da dünya dışı zeki yaşam formlarının da bu radyo dalgalarının kaynağı olabileceğini düşünüyor. Birden fazla kaynak olması da mümkün. Bilimciler hala bir cevap bulmak için çalışıyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Uzay Kuvvetleri birimi kurmak istediği biliniyordu. Başkan Yardımcısı Mike Pence 2020’de bu hayal için girişimlere başlamak istediklerini açıkladı ve kongreden destek istedi. Ordunun altıncı birimi olması planlanan Uzay Kuvvetleri, geçmişte barışçıl olan uzay çalışmalarının odağının değişmeye başladığı ve bunun da özellikle Çin ve Rusya tehdidi anlamına geldiği ‘fikrinden’ hareketle ortaya atıldı.

Hatırlatma: Hafta özetimiz toplam 5 sayfadan oluşuyor.Diğer kategorilere ait gelişmelere aşağıdaki listeden geçebilirsiniz.

Özet Başlıkları

  1. Türkiye ve dünyadan güncel gelişmeler.
  2. Bilim, teknoloji, yazılım, donanım.
  3. Dijital girişimler, yatırımlar, web siteleri.
  4. Dikkat çeken tasarımlar, inovatif ürün ve hizmetler.
  5. Sinema, TV, kültür/sanat gelişmeleri.

Yorum Ekle

Yorum yazmak için tıklayın

Yorumunuz: