Haftanın Özeti: 122

20 – 26 Şubat 2017 tarihleri arasında Türkiye ve dünyadan haber, site, yazılım, donanım, cihaz, video ve trendler.

Bilim / Yazılım / Donanım

Çocuk bakmak zor iş ancak birisinin bunu yapması gerekiyor. Japon araştırmacılar bu işlevi gerçekleştirebilecek robotlar geliştirerek, çocuk bakma yükünü ailelerin üzerinden almayı amaçlıyor. RoHo Care adı verilen sistem, Japonya’da ciddi bir kriz haline gelen, çocuk bakıcısı bulma sorununu ortadan kaldırmak istiyor. Ekibin lideri Makoto Hara tanıtım için gerçekleştirilen etkinlikte, sistemin temel parçası olarak tasarlanan Or-B robotları tanıttı. Bu yaz denenecek robotların 2018’den itibaren faaliyete geçebileceği belirtildi.

RoHo Care merkezlerinde robotlara otonom drone’lar da eşlik edecekmiş.

Robocop filminin dünyası Çin’de gerçeğe dönüşmek üzere. Ulusal Savunma Üniversitesi tarafından geliştirilen ‘AnBot‘, 149 cm boyunda, 78 kg ağırlığında bir robot polis. AnBot’un, Çin’deki terör ve ayaklanma karşıtı önlemlerin arasında öne çıkacağı düşünülüyor. Robot, uzaktan kumanda ile kontrol edilen bir ‘elektrikli anti-isyan aygıtı’na sahip. Buna ek olarak saatte 1 km hızla devriye geziyor. Gerekirse saatte maksimum 18 km hıza ulaşabiliyor. Acil çağrılara cevap verebilen, otonom şekilde devriye gezen ve akıllı denetleme yapabilen AnBot, biyokimyasal tanılama yapabiliyor ve patlayıcıları temizleyebiliyor. Yapamadığı şey ise merdiven çıkmak. Şimdi vatandaş düşünsün!

Zeki robotlar yakında dünyanın en iyi moda fotoğrafçıları arasında yerini alabilir. Hollandalı StyleShoots adlı şirket StyleShoots Live adlı akıllı stüdyo sistemini tanıttı. ‘Akıllı stüdyo’, ışık ve arka plan gibi tüm teknik görevleri yerine getirirken aynı anda hem fotoğraf hem de video çekebiliyor. Sistem, algoritma kullanarak videoları dakikalar içinde montajlayabiliyor.

Microsoft ve Cambridge Üniversitesi araştırmacılarının işbirliği ile geliştirilen yapay zeka, kendisine verilen açıklamaları çalışan bilgisayar kodlarına dönüştürebiliyor. DeepCoder adı verilen yazılım, geliştiricilerden aldığı bilgileri geniş kod parçacığı veri tabanından geçiriyor ve saniyeler içinde çalışan bir kod üretiyor. Şimdilik sadece 5 satırlık kodlar geliştirebilen sistem gelecekte yazılımcılığı kökten değiştirebilir.

Microsoft’un kurucusu Bill Gates, geleceğin şekillenmesi konusunda planlı hareket etmenin ve otomasyonun insanlara etkisinin olumlu yönde olmasını sağlamanın önemine dikkat çekiyor. Gates Quartz’a verdiği röportajda eğer insanlar robotlar yüzünden işlerini kaybederse, robotların bu insanları yeniden eğitmek için gerekli masrafları vergi olarak karşılaması gerektiği görüşünü savunuyor. Kulağa çılgınca mı geliyor? Avrupa Birliği de aynı fikirde zira bu fikri kabul etmedi

Microsoft, bilgisayar teknolojisinin geleceği olarak görülen HoloLens’in ikinci neslinin çalışmalarını bir kenara koyup doğrudan üçüncü neslin geliştirilmesine odaklandı. Bunun en önemli sebeplerinden birinin piyasada HoloLens ile rekabet edecek başka şirketlere ait ürünlerin bulunmaması olduğu düşünülüyor. Microsoft ikinci nesil HoloLens’i iptal ederek daha gelişmiş bir ürünü daha kısa vadede piyasaya sürebilecek. (Elbette kısa vade derken hemen heveslenmeyin; tahmin edilen en erken tarih 2019 yılı).

Bazıları iki sene içinde ilk nesilden daha ucuz bir HoloLens modelinin çıkmayacak olmasıyla hayal kırıklığına uğrayabilir. Ancak Microsoft bu kararı ile geleceğe daha hızlı ulaşmamızı sağlayacak.

Apple’a yakınlığıyla bilinen Japon internet sitesi Macotakara’nın iddiasına göre [inlinetweet prefix=”null” tweeter=”null” suffix=”null”]Mart ayında dört yeni iPad modeli tanıtılacak.[/inlinetweet] Yayımlanan raporda, 12,9 ve 9,7 inçlik iPad Pro serisinin devamı niteliğinde olacak iki ürünün dışında 10,5 inçlik yeni bir model ve iPad mini yerine 7,9 inçlik bir ürün bulunuyor. Ayrıca 128 GB depolama alanına sahip iPhone SE sürümünün yanı sıra iPhone 7 ve 7 Plus için kırmızı bir versiyonunun da olacağı söylentiler arasında.

Apple ile ilgili tahminlerde bulunan KGI analisti Ming-Chi Kuo, iPhone 8’in ön kamerası hakkında bir not yayımladı. Kuo’ya göre iPhone 8’in ön kamerasında 3 boyutlu alan algılama ve yüz veya iris tanıma olacak (dolayısıyla 3D selfie çekilebilecek). iPhone 8’in artırılmış gerçeklik alanında da aktif olacağı öngörülüyor.

Geliştirme aşaması devam eden elektrikli otonom araba yarışı Roborace, Formula E’nin Buenos Aires’teki sokak pistinde ilk gerçek yarış denemesini gerçekleştirdi. DevBot isimli prototip iki aracın yarışı kaza ile sonuçlandı. Kazanan araç saatte 185 kilometre hıza ulaşırken kendi kendine kaza yapan diğer araç yarış dışı kaldı. Roborace’in detayları henüz belli değil ancak takımların aynı tasarımdaki Devbot’ları kendi geliştirdikleri yazılımlarla yarıştırması düşünülüyor.

Araştırmacılar onlarca yıldır sağ ya da sol elimizi kullanıyor olmamızın sebebinin beynimizde yattığını düşündü. Ancak yeni bir çalışma bunun doğru olmayabileceğini iddia ediyor. Almanya’daki Ruhr Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre baskın elimizin belirlenmesinde en önemli rolü ‘omurilik’ oynuyor. Araştırmacı ekip, anne karnındaki fetusların hareketlerini takip ederek beyinde hareketlerden sorumlu motor korteksin omuriliğe bağlanmadan önce de bebeklerin hangi ellerini kullanacaklarının belli olduğunu tespit etti. Ekip, çalışmalarının henüz sadece bir hipotez olduğunun ve kesin bir sonuca varmadan önce daha çok araştırma yapılması gerektiğinin altını çiziyor. Mevcut araştırma ile ilgili makale eLife dergisinde yayımlandı.

Harvard‘dan bir grup bilimci tüylü mamut genlerini yeniden düzenleyerek, iki yıldan kısa bir süre içerisinde bu hayvanları yeniden üretebileceklerini belirtti. Öte yandan Edinburgh Üniversitesi Roslin Enstitüsü‘nde çalışan araştırmacılar, benzer bir tekniği, ender bulunan tavuk türleri için uyguluyor. Ender tavuk türlerini rahminde yetiştirebilmesi için bazı tavukları ‘sterilize‘ eden araştırmacılar, bu yöntem sayesinde tavuk türleri arasındaki çeşitliliği artırmayı amaçlıyor.

Nesli tükenen bir canlıyla yeniden karşılaşabilme ihtimali bile yeterince heyecan verici.

Kişilik hakkında şimdiye kadar yapılan en uzun soluklu araştırma bedenlerimiz yaşlandıkça kişiliğimizin de değiştiğini gösteriyor. İskoçya’daki Edinburgh Üniversitesi’nden araştırmacılar 1947 yılında 14 yaşındaki bin 208 çocuk ile yapılan kişilik değerlendirme çalışmasının sonuçlarını analiz etti. Şimdi 70’li yaşlarında olan bu katılımcılardan 174 tanesi değerlendirmeyi yeniden yapmayı kabul etti. Araştırmacılar sonuçları karşılaştırdıklarında 14 ila 77 yaş arasında karakter açısından dikkate değer hiçbir bağlantı olmadığını ortaya koydu.

Daha önce yapılan çalışmalarda bu kadar büyük bir farkla karşılaşılmadı; çünkü önceki araştırmaların görece daha kısa zaman aralıklarla yapıldı.

Lomonosov Moskova Devlet Üniversitesi ve Stockholm Üniversitesi’nin ortak çalışmasında yaşlanmanın geciktirilebilen bir hastalık olduğu üzerine yoğunlaşıyor. İnsanlığın en büyük hayali olan ölümsüzlüğe bir adım daha yaklaştığını (!) gösteren araştırma fareler üzerinde denenmiş ve başarılı olmuş. Çalışmanın sonuçları mitokondrinin yaşlanmada anahtar rol oynadığını gösteriyor.

Çalışma için (gariptir ama) Nicolas Cage’in mitokondrileri incelenecek.

İngiltere Tıbbi Araştırma Konseyi ve ABD Çevre Koruma Ajansı tarafından finanse edilen ve uluslararası bilimciler tarafından yapılan araştırmalara göre, [inlinetweet prefix=”null” tweeter=”null” suffix=”null”]2030 yılında Güney Kore’de doğacak olan kız çocukların ortalama yaşam sürelerinin 90 yıl olması bekleniyor.[/inlinetweet] Yapılan araştırmada 35 ülkedeki insan profilleri incelenmiş ve yaşam sürelerinde büyük bir artış olduğu görülmüş.

Stanford Üniversitesi‘nden Profesör Yi Cui’nin yaptığı araştırmaya göre, deniz suyunda bulunan eser miktardaki uranyumu kısa sürede büyük miktarlarda çıkarmanın düşük maliyetli bir yolu bulunabilirse, uranyum madenine sahip olmayan ülkelerin de yeterli miktarda hammadde elde etmesi sağlanabilir. (Bu da direkt olarak gelecek için önem arz eden karbonsuz enerji arayışını hızlandıracak). Karbon salınımını azaltmak için rüzgar ve güneş gibi alternatif enerji kaynakları oldukça önemli, nükleer enerjinin de fosil yakıt sonrası dönem için bir köprü niteliğinde olduğu düşünülüyor.

Japonya ve Çin’in yanı sıra Amerika da bu konudaki çalışmalarını yıllardır sürdürüyor.

Enerji üretiminde yeni bir dönem oluşturmayı hedefleyen Kaliforniyalı Solaren, uzaydaki ilk güneş enerjisi santralini kurmak istiyor. Şirket, önümüzdeki on yıl içinde ilk uydu tesisini kurup, uzaydan topladığı güneş enerjisini elektriğe çevirmeyi hedefliyor.

SpaceX‘in Falcon 9 adlı roketi Pazar günü NASA‘nın fırlatma rampasından Uluslararası Uzay İstasyonu’na ulaşmak üzere başarılı bir şekilde fırlatıldı. Bu başarı, gelecekte SpaceX’in insanlı yolculuklar gerçekleştirmesi için bir ön adım olarak görülüyor. Bu roket, bir özel şirketin NASA’ya ait bir rampadan fırlattığı ilk uzay aracı oldu.

[inlinetweet prefix=”null” tweeter=”null” suffix=”null”]NASA, Ay’ın yörüngesine bir kere daha insanlı bir görev düzenlemek istiyor.[/inlinetweet] NASA’nın Geçici Direktörü Robert Lightfoot, gelecek yıl ilk kez kullanılacak ve NASA’nın şimdiye kadar inşa ettiklerinin en güçlüsü olarak anılan Space Launch System (Uzay Fırlatma Sistemi) roketinden yapılacak ilk uçuşta astronotların görevlendirilme ihtimalinin araştırılmasını istedi. Plana göre uçuşlardan ilki insansız, ikincisi ise 2023 yılında insanlı olarak yapılacaktı. Uzmanlar tarafından pek de olası görülmeyen bu istek kimileri tarafından Trump’ın NASA’nın bütçesini kısma ihtimaline karşı bir önlem olarak yorumlanıyor.

Sistemin planlanmış olan iki fırlatma işlemi ile birlikte tahmini maliyeti 23 milyar Dolar.
University of Central Florida ve NASA, Mars toprağından 3D yazıcılarda kullanmaya uygun metalleri ayrıştıracak bir yöntem geliştirmeye çalışıyor. 2030’da kızıl gezegene insan göndermeyi planlayan NASA, bu yöntem sayesinde Mars’taki yapıları, gemi parçalarını ve her türden aleti üretebilecek hammaddeyi elde etmiş olacak. Böyle bir yöntemin başarıya ulaşması durumunda hem Dünya ve Mars arasında taşınması gereken yükü azaltarak tasarruf sağlayacak hem de gezegendeki kaynaklardan faydalanılmasını sağlayacak.

Ay’ın yüzeyinde bulunan ve helyum açısından zengin olan ‘Ay tozu‘ Hindistan Uzay Araştırmaları Organizasyonu (ISRO) için öncelik teşkil ediyor. ISRO Profesörü Sivathanu Pillai, buradan elde edilecek helyum ile 2030 yılından itibaren Hindistan’ın tüm enerji ihtiyacının karşılanabileceğini belirtti. “2030 yılında bu hedefe ulaşılmış olacak.” diyen Pillai, Ay yüzeyinin helyum-3 yönünden zengin olduğunu ve bu hedefin organizasyon için öncelikli olduğunu ifade etti.

Özet Başlıkları

  1. Türkiye ve dünyadan güncel gelişmeler.
  2. Finans teknolojileri.
  3. Bilim, teknoloji, yazılım, donanım.
  4. Dijital girişimler, yatırımlar, web siteleri.
  5. Dikkat çeken tasarımlar, inovatif ürün ve hizmetler.
  6. Sinema, TV, kültür/sanat gelişmeleri.

5 Yorum

Yorum yazmak için tıklayın

Yorumunuz:

Bülten Aboneliği

Günlük haberleri eposta bültenimizle takip edin!

Teşekkür ederiz.

Bir terslik var...