Tasarım / İnovasyon
- Apple ile değişen kullanıcı arayüz tasarımının kronolojik özeti.
- Aynalar hakkımızda pek çok şey söylüyor ama Wize hepsinin ötesinde sağlık durumumuzu da gösteriyor. 11 Avrupa ülkesinin ortaklığıyla geliştirilen ayna, üstündeki kameraya bağlı çalışan bir uygulamayla yüz hatlarımızı tespit ediyor, kilo alma-verme ve renk solmalarını gözlemliyor ve daha ötesi hemoglobin seviyemiz, tansiyonumuz gibi kardiyo-metabolik değerleri dahi ölçebiliyor. İnsan bakmaya korkar.
- Touchjet WAVE bütün ekranlara (sanal ancak işlevsel) dokunmatik özelliği kazandırıyor. Tanıtım filmindeki gibi televizyonlarda çok anlamlı olacağını hiç sanmıyorum (uzaktan kumanda adlı daha eski bir icat var; dahası kimse TV’nin başında durmak istemez). Ancak özellikle dokunmatik desteğine sahip Windows 10 gibi yeni nesil işletim sistemlerini dokunmatik olmayan masaüstü ekranlarda kullananlar için çok kullanışlı olacağını düşünüyorum (Fiyatı 99 dolar).
- Agata Nowak tarafından tasarlanan Offline Chair dünyanın en rahatsız iskemlelerinden biri olmaya aday. Fakat onun iddiası başka: sizi zihninizi bölen şeylerden uzaklaştırıyor. Bunu da zihninizi en çok meşgul eden, en çok bölen şeyi engelleyerek gerçekleştiriyor. O kablosuz internet sinyallerini bloke ederek oturduğunuz süre boyunca cep telefonu ya da tabletinizdeki güncellemeler de kesiliyor. Modern zaman halleri…

- Popular Mechanics dergisi dünyanın en büyük 25 yapı projesini listelemiş. En uzun süre (8 yıl) ve en yüksek bütçelerden birine (6,8 milyar dolar) mal olan projenin ABD’nin başkenti Washington’a inşa edilen sadece 18 kilometrelik Silver Line adlı yeni metro hattı olması enteresan (rekor ise 20 yılda inşa edilen ve 31 milyar dolara mal olan Dubai Al Maktoum Havaalanı).

- Dubai’de inşa edilecek Meydan One adlı yapı 3 milyon 671 bin metrekarelik yaşam alanıyla dünyanın en yüksek konutu olacak. [highlight]78 bin 300 dairenin yer alacağı kompleksin yüksekliği 711 metre olacak[/highlight]. 655 metredeki gözlem katı ve 675 metredeki restoranı da kendi kategorilerindeki en yüksek diğer unsurları arasında yer alacak. İçindeki alışveriş merkezinde 300 restoran olacak. Rakamlar böyle akıl almaz şekilde sürüp gidiyor.
- Şehirlerin silüetlerine doğal bir leke gibi yapışan reklam panoları sadece tüketime yönelik sloganlarla bezeli olmak zorunda değil. Tasarımcı Brian Kane tarafından geliştirilen konseptte atıl durumdaki panolar bulunduğu ortamı tamamlıyor. Para kazandırmasa bile zekice. Daha zeki bir reklamveren için sunduğu yaratıcı olanaklar ise cabası.

- ABD / Los Angeles’ta hizmet veren Ace Hotel ise cephesinde bulunan reklam panosunu bir sanat projesine için kullanıyor. WeTransfer adlı popüler dosya paylaşım ağıyla entegre çalışan dijital pano dünyanın her yerinden işlerine güvenen sanatçıların eserlerini topluyor ve sokağından geçenlerle paylaşıyor.

- Neutrogena’nın Brezilya’da denediği bir dergi reklamı uygulaması bu alanda yeni bir kategoriyi oluşturdu. Dergiyle dağıtılan makyaj temizleme setini yine dergi kapağında yer alan -makyajlı- yüzde deneyebiliyorsunuz. Harika fikir!

- Lucy adlı robotik ayna kapalı mekanların karanlıkta kalan bölgelerine güneş ışığını yansıtma konusunda pratik bir çözüm sunuyor. Cihaz güneşin anlık açısına göre otomatik olarak dönerek ışığı hedef bölgeye yansıtıyor. Bu hareket için ihtiyaç duyduğu enerjiyi de yine güneşten alıyor. 150 dolarlık fiyatıyla hayli ulaşılabilir.
https://vimeo.com/135610801
- Michigan Üniversitesi tarafından geliştirilen şeffaf güneş panelleri gün boyu camlarımıza yansıyan güneş ışığını elektriğe çeviriyor. Tek sorunu henüz verimlilik oranının geleneksel panellere kıyasla yüzde 1 olması. İlk hedef bu oranı yüzde 5’e çıkartmak. Fakat düşününce her şey sıfır seviyesinden daha iyidir, değil mi?
- Giyilebilir cihazlar pek çok şey yapıyor. Ama hiçbiri Quell‘in yaptığına yaklaşamıyor. Çünkü onun derdi vücudunuzdaki ağrıları gidermek. Üstelik hiçbir ilaç kullanmadan. Bunu gerçekleştirebilmek için ağrı sinyallerinin omurilikten beyne ulaşmasını engelliyor. Ağrı kesicilerin yaptığının elektronik versiyonu da denebilir.
https://vimeo.com/120527380
- CARON adlı bisiklet ulaşımın ötesinde 6 farklı pedal çevirme tekniğiyle sürüşü bir antrenmana çeviriyor. Alışması pek de kolay olmayacaktır sanırım.
- Alkollü araç kullanmanın tehlikelerini biliyoruz. Ama daha tehlikeli bir şey var: alkollü bisiklet kullanmak. Alcoho-lock adlı kilit, açıp bisikletinizi kullanabilmek için ‘üflemeniz’ şart. Trafik uygulamalarında memurların kullandığı cihazlarla aynı prensibe sahip bu kilit yasal sınırların üstünde promil ile karşılaşırsa açılmıyor. Fakat 322 dolarlık fiyatı bizi kendinden soğutuyor. Peki canımızdan daha mı değerli? Elbette hayır! (01:14’te çalışma sistemini görebilirsiniz).
https://www.youtube.com/watch?v=T0yQwz_yC5o
- Elektrikli motosiklet Expemotion E-Raw iki teker tasarımına yeni bir soluk getirmiş.

- En çarpıcı tasarımlar şüphesiz otomobillerde kendini gösteriyor. Bu alanda haklı bir şöhrete sahip ülkelerin başındaysa İtalya geliyor. Gear Patrol sitesinin hazırladığı dosya Ferrari 330 GTS, Alfa Romeo Spider Duetto, Lancia Stratos, Fiat X1/9, Aston Martin DB4 GT Zagato, Lancia Fulvia Sport Zagato, BMW M1, Lotus Esprit, Fiat 8V Ghia Supersonic ve Volkswagen Karmann Ghia gibi efsanelere imza atmış 5 İtalyan tasarım şirketinin felsefe ve öykülerine derinlemesine bakmış. Meraklısına güzel okuma.

- Elektrikli araçlara yönelik en büyük direnç ve tereddüt şarj meselesinde ortaya çıkıyor. Kimi zaman saatler süren şarj için istasyonlarda boş priz aramak; bulamazsınız uzun süre sıra beklemek herkesin gözünü korkutuyor. İngiltere bu konuya ilginç bir çözüm üstünde çalışıyor. Üstünde giden araçları şarj eden elektrikli özel yollar (troleybüs yılları aklıma geldi). 2016’da başlaması ve 2 yıl sürmesi hedeflenen deneyin ardından kullanıma sunulacak.
- Bu hafta tanıtılan EVX imzalı Immortus adlı elektrikli araç şarj stresini şimdiden ortadan kaldırıyor. Çünkü pillerini doldurmak için üstündeki 7 metrekarelik güneş panellerini kullanıyor. Ve iddiasına göre güneşli günlerde şarja hiç ihtiyaç duymadan saatte 60 kilometre hızla sonsuz mesafede yol alabiliyor. Aracın maksimum hızı saatte 150km. 370 bin dolar fiyatı ise kesinlikle korkutucu.

- The Guardian gazetesinin ulaştığı bilgilere göre Apple ‘Project Titan’ kod adıyla yürüttüğü otomobil üretimi konusunda o kadar ilerledi ki test sürüşü için hazırlıklara başladı. Bu doğrultuda ilk görüşme San Francisco yakınlarındaki eski Deniz Kuvvetleri Üssü ile gerçekleştirildi. Yapılan anlaşma doğrultusunda Gomentum Station adlı bu alan yüksek güvenlikle korunan, dışa kapalı bir test merkezine dönüştürülecek. Apple’ın üst düzey tasarımcılarından Marc Newson’ın bu hafta verdiği bir röportajda otomotiv sektörü ve ürünlerini yerden yere vurması da beklenti ve merakı üst seviyelere çıkardı. Aşağıdaki videoda (01:58’den itibaren) Newson’ın 1999 yılında Ford için tasarladığı 021C kodlu konsept aracı kendi ağzından dinleyebilirsiniz. Bugün kafasında nasıl bir şey olduğunu gerçekten merak ediyorum.
- (Türk geleneklerinden) çatalın kenarını bıçak gibi kullanarak yemek huyundan yola çıkarak mevcudu yeniden tasarlama konusunda bir tarafı bıçak olan çatalı epey düşündüm. Ama lokmayı ağza atarken yandaki bıçağın yanağı / dudağı nasıl kesmeyeceğini bir türlü bulamadım. Benzer bir fikirle yola çıkan bir tasarım evi bıçak, çatal ve kaşığı birleştirerek Tritensil’i tasarlamış. Benim kesik riskini onlar da bertaraf edememiş ama sonuç gayet güzel görünüyor. Verilen açı ve solaklar için ayrı bir tasarım düşünülmesi çok hoşuma gitti.

- ‘Üçü bir arada’ kafasının ayakkabılara uyarlanmış versiyonuysa Walk Wing. Yürüyüş ve koşu ayakkabılarını paten ile birleştiriyor. Bütün ayakkabılara uygulanabiliyor. Gayet basit, işlevsel ve mantıklı.
- Kablosuz elektrik aktarımı şarja ihtiyaç duyan cihazlar için kolaylaştırıcı bir nimet. Ama ne yazık ki milyarlarca mevcut ürün için kablolara hala fena halde bağımlıyız. Neyse ki en azından yakın döneme kadar hayli geniş bir yelpazeye sahip olduğumuz kablo uçlarındaki dertlerimiz çözüldü. Apple’ı bir kenara bırakırsak bugün (biraz da ITU’nun zorlamasıyla) üreticilerin tamamı Micro-USB standardında anlaşmayı kabul (akıl) etti. Ama Micro-USB’nin de ayrı çilesi var: her taktığımızda mutlaka ters tarafı denk gelir! MicFlip adlı yeni Micro-USB uç bu derdi 15 dolar karşılığında tarihe karıştırıyor. O dünyanın çift taraflı ilk Micro-USB kablosu. Üstelik tek mahareti bu da değil. Artık hepimiz rahat bir nefes alabiliriz.


Bir yanıt yazın