Haber Özeti

Tam Sürüm

İnsanlar uzun süredir Dünya’nın yüzeyini değiştirmekle meşgul ancak bilimcilerin yeni bulgularına göre, etkimiz Dünya yüzeyiyle sınırlı değil. 1950’ler ve 1960’larda gerçekleştirilen Soğuk Savaş testlerinde, yüzeyden 15 ila 400 km yükseklikte patlatılan bombaların Dünya dışı çevreye etki ettiği tespit edildi. Bu değişiklikler, uzaya gönderdiğimiz uyduları ve astronotları etkilemesi sebebiyle oldukça büyük önem taşıyor.

Dünya’nın çevresindeki uzay alanları genellikle Güneş’ten gelen yüksek enerji parçacıklarıyla (güneş rüzgarları) değişiyor. Tüm güneş sistemini etkileyen bu parçacıklar Dünya’nın manyetik alanına (manyetosfer) girdiğinde etkisiz hale geliyor. Ancak bazı parçacıklar bu alanı da aşıp Dünya’nın çevresine kadar ulaşabiliyor ve burada bulunan uydularda sorunlara sebep olabiliyor. Ayrıca bu parçacıklar ve elektromanyetik enerjileri, Dünya’dan bakıldığında renkli ışıklar olarak görünen Aurora (kutup ışıkları) adlı doğal bir olaya da sebep oluyor.

Yanlışlıkla kutup ışığı oluşturuldu

Soğuk Savaş sırasında gerçekleştirilen testler, bu doğal etkilerden bazılarının yapay yollarla da gerçekleşmesine sebep oldu. Patlamaların ardından yayılan ilk patlama dalgası elektrik yüklü parçacıkların etrafa dağılmasını sağladı. Jeomanyetik bir bozulma yaratan bu olay, Dünya’nın manyetik alanını etkiledi ve yüzeyde bir elektrik alanı oluşmasına sebep oldu.

Bazı testler ise yapay radyasyon kuşakları yarattı. Yapay yöntemlerle oluşan elektrik yüklü parçacıklar bazen haftalarca bir deneyde ise yıllarca Dünya çevresinde kaldı. Bu parçacıklar bazı elektronikleri etkilediği için o dönem yapılan bazı uydu testleri başarısızlıkla sonuçlandı.

Bilimciler krizi fırsata çevirdi

Başka patlamalar ise uzayda doğal olarak oluşan diğer olayların bir benzerini oluşturdu. 1 Ağustos 1958’de Pasifik Okyanusu’ndaki Johnston Adası‘nda yapılan ‘The Teak’ adlı testin ardından, aynı gün ekvator çevresinde gökyüzünde ‘kutup ışıkları’ görüldü. Bu ışıklar sadece güney ve kuzey kutbunda görüldüğü için bu adla anılmasına rağmen, patlama yapay bir kutup ışığı oluşturmuş oldu. Bu testlerin kutup ışıklarını nasıl oluşturduğunun incelenmesi, doğal kutup ışıklarının oluşumu hakkında da daha detaylı bilgi edinmemizi sağlayabilir.

Aynı yıl içinde gerçekleştirilen Argus testlerinin etkisi ise tüm Dünya’da görüldü. Daha yüksek irtifada gerçekleşen patlamaların ardından parçacıklar Dünya’nın dört bir yanına yayıldı ve kısa sürede İsveç’ten Arizona’ya pek çok farklı noktada jeomanyetik fırtınalar gözlemlendi. Bu olayların gerçekleşme zamanı ise bize, parçacıkların hangi hızda seyahat ettiği hakkında bilgi veriyor. Bilimciler iki farklı hızda yayılan dalgaların birinin saatte 3 bin km diğerinin ise onun dörtte biri hızla seyahat ettiğini gözlemledi.

Bu tarz atmosferik nükleer testler uzun süre önce durduruldu ve günümüzde uzay çevresi daha çok doğal olaylarla şekilleniyor. Yine de bu tarz tarihi olaylar, bilimcilerin ve mühendislerin uzaydaki hava durumunun bizim altyapımıza ve teknik sistemlerimize etkisini öğrenebilmesi açısından önemli.

Kaynak: NASA

İnsanlar uzun süredir Dünya'nın yüzeyini değiştirmekle meşgul ancak bilimcilerin yeni bulgularına göre, etkimiz Dünya yüzeyiyle sınırlı değil. 1950'ler ve 1960'larda gerçekleştirilen Soğuk Savaş testlerinde, yüzeyden 15 ila 400 km yükseklikte patlatılan bombaların Dünya dışı çevreye etki ettiği tespit edildi. Bu değişiklikler, uzaya gönderdiğimiz uyduları ve astronotları etkilemesi sebebiyle oldukça büyük önem taşıyor.