Bilimciler ve teknoloji şirketleri her gün yeni robotlar üretmek için çalışıyor. Bu robotların asıl amacı bizim işlerimizi kolaylaştırmak, daha rahat yaşamamızı sağlamak. Ancak üretilen her bir robot, insanların işlerini elinden alacak, çalışmasına gerek bırakmayacak noktaya kadar geliştirilebilir. Hatta yapay zeka ve makine öğrenimi ile kendi başına bu noktaya ulaşabilir. Peki insanların çalışmadığı bu noktada tam olarak ne olacak?
Bu sorunun cevabında iki farklı yaklaşım ve iki farklı sonuç var. Distopik bir gelecekte, büyük teknoloji şirketleri tüm robotları, haliyle tüm iş gücünü elinde bulunduracak ve iş bulamayan insanlar sefalet içinde yaşayacak. Tam tersi, ütopik bir gelecek hayal ettiğimizde ise -üretim maliyetinin sıfıra yaklaşması sebebiyle- para neredeyse kullanılmaz -anlamsız- olacak ve insanlar kendilerine hizmet eden robotlar sayesinde refah içinde yaşayacak.
Robotların tüm işleri ele geçirdiği bir dünya tasvir eden ‘Dünyadaki Son İş’ adlı kısa animasyon bardağın boş tarafına bakmayı tercih edenlerden.
Distopik ve ütopik bu iki uç örneğin tam bu şekilde gerçekleşme ihtimali düşük. Ancak gelecekte bu iki ihtimalden birisine daha yakın olacağımız aşikar. Bunun hangi ihtimal olduğuna karar vermek de bizim elimizde.
Makineler hızla yayılıyor
Bilim insanları, önümüzdeki 30 yıl içinde tüm işlerin yüzde 50’sinin robotlar tarafından yapılacağını öngörüyor. 10 yıl önce makinelerin yapabileceğini hayal bile edemediğimiz işlerde bugün sadece makineler kullanılıyor. Teknoloji özellikle internetin getirdiği iletişim imkanları ve bilgiye erişim kolaylığı sayesinde pek çok farklı altyapıyla yetişmiş bilim insanı dünyanın diğer ucundaki gelişmeleri anında takip edip geliştirebiliyor. Haliyle teknolojinin gelişim hızı tahmin edilemez bir hal alıyor.
Otonom araçlar ile birlikte şoförler, evlere servis yapan robotlar/drone’lar ile birlikte kuryeler ya da gelişmiş 3D yazıcılar ile birlikte fabrika işçileri yakın gelecekte işlerini kaybedebilir. Küçük çocuklarla, gerçek öğretmenlerden daha iyi iletişim kuran robotlar bile mevcut. Bu mesleklere sahip olan insanlar “Artık çalışmam gerekmiyor” diyerek sevinmeli mi yoksa “İşsiz kalacağım” diyerek üzülmeli mi? Buna biraz da devlet politikaları karar verecek.
Avrupalılar çözüm üretiyor
Kuzey Avrupa bu alanda yaptığı çalışmalarla önü çekiyor. İsveç günlük en fazla çalışma süresinin 6 saati geçmemesi için denemeler yapıyor. Finlandiya ise tüm vatandaşlarına aylık temel bir gelir sunarak işsizliği problem olmaktan çıkarmayı amaçlıyor. Devletin, robotlar sebebiyle işsiz kalanlara maaş ödemesi ya da bu vatandaşların ihtiyaçlarını karşılaması, alınacak vergilerle mümkün olabilir. [highlight]Ancak robotları üreten ve geliştiren teknoloji şirketleri her gün daha da güçlü hale gelirken, devletin bu iş gücünü elinde bulunduran bir şirketi yüksek vergiler vermeye zorlaması ne kadar gerçekçi bir hedef olur o da tartışılır[/highlight].
Tüm bu tartışmadan ulaşabileceğimiz sonuç, henüz başlarında olduğumuz robot/makine devrimi ya da kimilerinin deyimiyle 3. sanayi devrimi tam olarak hayatımıza yerleşmeden bunun düzenlemesinin yapılması ve bu süreç sonucunda gelir elde etme imkanı olmayan kişilere güvence sağlanması olabilir. Büyük şirketlerle iç içe olduğu, hatta bu şirketler tarafından finanse edildiği bilinen hükumetler bu konuda ne kadar istekli hareket eder onu kestirmek son derece zor.
Peki ya siz robotların, botların ve yapay zekanın kaçınılmaz yaygınlaşmasını nasıl yorumluyorsunuz?


Bir yanıt yazın