Araştırmacılar, sanal gerçeklik teknolojisiyle bedenin dışına çıkma tecrübesinin ölüm korkusuna ve anksiyeteye iyi geldiğini keşfettiler. Kişinin korkularıyla yüzleştirilmesi fobilerin ortadan kaldırılması açısından etkili olsa da genellikle pek etik bir şey olarak görülmez. Ancak bu yöntemin 1990’lı yıllarda yeniden yaygınlaşmasının ardından, sanal gerçeklik yükseklik korkusundan örümcek fobisine kadar birçok fobinin tedavisinde kullanıldı.
Önceki araştırmalarda elde edilen sonuçlara göre bedeninin ruhundan ayrıldığını hisseden hastalar ayıldıktan sonra ölüm korkularının azaldığını belirttiler. Bu araştırmada Barselona Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı otuz iki kadından oluşan bir grubu ikiye ayırarak Oculus Rift sanal gerçeklik gözlükleri verdiler. El ve ayak bileklerine de titreşimli bantlar taktılar. Yatay pozisyonda duran gönüllüler, ortamı ve kendi vücutlarını üç boyutlu şekilde görme imkanına sahipti.
Sanal bedenlerinin hareketlerini kendi gerçek bedenleriyle bağdaştırmak ‘beden aidiyeti illüzyonu‘ denen şeye sebep oldu. Böylece kişiler ruhları bedenlerinden ayrılmış gibi hissetti. Bu dijital tecrübeden sonra katılımcılarla kısa bir anket yapıldı. Katılımcıların birçoğu ölüm korkularının azaldığını belirtti.
Etik olup olmadığı tartışılıyor
Bu tecrübe, kişilerin ölüm korkusuyla başa çıkması açısından oldukça faydalı olsa da bazı etik soruları da beraberinde getiriyor. Üstelik araştırma henüz sadece küçük bir kadın grubu ile gerçekleştirildiği için kapsamlı sonuçlar vermesi mümkün görünmüyor. Yine de, soyut konularda ya da korkunun üstesinden gelmek için, sanal gerçekliğin kullanılabileceğini gözler önüne seriyor.


Bir yanıt yazın