Bilim / Teknoloji / Yazılım / Donanım
- The New Horizons adlı uzay sondası sonsuz karanlık içindeki yolculuğunu sürdürüyor ([highlight]şu an dünyadan 5 MİLYAR kilometre uzakta[/highlight]. Radyo sinyalinin ulaşması dahi 4,6 saat sürüyor). Bu hafta Plüton’a 115 milyon kilometre yaklaştı ve sayesinde bu cüce gezegenin ilk renkli fotoğraflarına kavuştuk. 14 Temmuz’da en yakın noktaya ulaştığında daha net kareler yollayacak. Ardından 16 ay sürecek bir yolculukla Dünya’ya geri dönecek. Yazarken bile heyecandan ürperdim.

- İnsanlık olarak uzaydaki bir diğer temsilcimiz de Mars yüzeyinde dolanan Curiosity. Gelen son haberlere göre küçük de olsa su kaynakları buldu. Mars’ta yaşam giderek daha olası ve yakın hale geliyor.
- Bu hafta fırlatılan SpaceX’e ait bir roket iniş sırasında okyanusa çakılarak imha oldu.
- Twitter’da, Facebook’ta bir araya getirmek için bin takla attığın binlerce arkadaşın var ama dışarı çıkacak, sohbet edecek tek bir kişi bulamıyorsun, değil mi? Neyse ki BINA 48 var. O bir Android. Yani insansı robot. Yapay zekaya ve son derece hassas gözlere, kulaklara sahip. Yüzündeki 32 mekanik parça sayesinde 64 çeşit yüz ifadesi sunabiliyor. Sizi tanıyor, anlıyor, sohbet ediyor. Bunları becerebilmek için [highlight]saniyede 48 eksaflop işlem yapıyor ve 48 eksabayt veri kullanıyor[/highlight].
- Gittiğiniz restoranda servisin yavaşlığından mı şikayetçisiniz? Siz yine de halinize şükredin (neyse ki mutfakta işler yolunda).
- Bu garson olayın zirvesini temsil etmiyor elbette. 2014’ten bu yana daha sık duymaya başladığımız -benim de özetlerde sıkça yer verdiğim- yapay zeka ve robotların birleşimi tahmin edeceğiniz gibi ağırlıklı olarak savunma (yani savaş) sektöründe kendine yer buluyor. Keyifle takip ettiğim Motherboard sitesi ‘katletmeye meyilli’ yeni nesil, ürpertici robotlarla ilgili yarım saatlik mükemmel bir dosya hazırlamış. Konunun nerede olduğunu ve nereye gittiğini merak edenler için harika bir derleme olmuş (ne yazık ki en gizemli üreticiler röportaj vermeyi kabul etmemiş. Özellikle Jody Williams‘ın sözlerine dikkatinizi çekiyorum).
- Columbia Üniversitesi çektiği görüntünün ışığından enerji alan bir kamera geliştirdi. Yani teorik olarak hiçbir pil içermeden sonsuza kadar kayıt yapabilecek (sahi bir erke dönergeci vardı, o ne oldu?).

- MIT Üniversitesi bozuk eti algılayan bir sensör geliştirdi (yetmedi bir de bağışıklık sistemini komple kanser hücresine karşı savaşmak için eğitmenin yolunu buldu. Yöntem farelerde başarılı sonuç verdi. Konuya girmişken bir başka çalışma da -çoğu kişide çok kötü hatıraları tetikleyen- salmonella virüsünün modifiye edilmiş bir versiyonunun kanserle mücadele ettiğini ortaya çıkardı).
- Bilim karşısına çıkan her şeyi merak edip, sorular sorup, araştırabildiği için tarihin her döneminde ilginçliğini ve saygınlığını koruyabiliyor. Bir grup bilimci de parmak çıtlatınca ne olduğunu kafaya takmış. 1947’de İngiliz meslektaşları eklemlerde oluşan hava kabarcığının buna sebep olduğunu iddia etmişti. UAlberta araştırma ekibinin MR görüntüleriyle desteklediği çalışmaya göre çıtlama eylemi 310 milisaniyeden kısa bir zamanda gerçekleşiyor (aşağıdaki videoda bu sırra siz de erişebilirsiniz). Eklemlerin sürtünmesini hafifleten süper kaygan sıvının içinde gaz birikmesi çıtlamanın da ‘hammaddesini’ oluşturuyor. Çıtlatma hastalarına iyi haber: bir zararı yokmuş. Hatta bunu yapabilmek eklemlerin hala sağlıklı olduğunun da bir göstergesiymiş. Gerisini de siz okuyun (hekimler ise şuraya göz atabilir). (bu maddeyi bir yerini çıtlatmadan geçen bütün okurlarımı azimlerinden dolayı kutlarım)
- Etkisi potansiyeli ile ne denli paralel olacak bilemiyorum ama bu hafta Microsoft’un bir hamlesi bence mobil dünyada olduğu kadar Microsoft’un kendi geleceği ve Google-Android ilişkisini de hayli değiştirebilir. Mobilde bir türlü dikiş tutturamayan Microsoft bu hafta kendi Android türevleriyle tanınan Cyanogen ile ortak çalışacağını açıkladı. Başka bir deyişle Android artık sadece Google’a ait bir alan ‘olmayabilecek’. Google’ın Gmail, Arama, Drive gibi standart uygulamaları yerine Microsoft’un Live, Bing ve One Drive gibi uygulamalarının yer alacağı Android dağıtımları cihaz üreticilerinin sahiplenmesiyle enteresan bir arayol doğurabilir. Cyanogen’ın nasıl bir şey olduğunu bu sistemi kullanan OnePlus One‘ın videosundan izleyelim. Bakalım Microsoft makyajlısı nasıl olacak?
- 20 cm boyutunda ve 400 gram ağırlığında. Dünyanın en küçük (ve kişisel) hidro-elektrik santralı Blue Freedom ile tanışın. Hayatı bir şeyleri şarj etmekle geçen modern çağ insanı için geliştirilmiş.

- Çok müzik dinleyen biri olmasam da kulaklıklara meraklıyım. Bu hafta tanıtılan Aivvy adlı örnek bugünün modern kuşak kulaklıkların bütün özelliklerini birleştirmiş. 32GB belleği sayesinde herhangi bir ekstra müzikçalara ihtiyaç duymuyor (yine de isterseniz mobil cihazlarınızla da eşleşiyor). Aivvy -aynen Parrot Zik 2‘de olduğu gibi- dokunmatik yan yüzeye sahip. Parmak dokunuşlarıyla şarkı atlamak, beğenmek ya da durdurmak mümkün. Yapay zeka algoritmasıyla beğenileriniz doğrultusunda size özel listeler hazırlayıp dinletebiliyor. Alüminyum ve deriden oluşan malzemesinin yanısıra 1141 kbps kalitesinde dijital ses kalitesiyle dikkat çekiyor.

- Yine Kickstarter’da ortaya çıkan HydraDock adlı bir aksesuar yeni Macbook’larda ortadan kalkan bütün portları geri getiriyor. Tek bir USB-C yarığından 11 port çıkartan güzel bir fikir.
- Daha az titreyen video kaydı için kullanılan SteadyCam’leri duymuş olmalısınız. Stabcam adlı bir yeni aksesuar aksiyon kamerası kategorisinin Apple’ı GoPro’ya da bu özelliği kazandırıyor. Diğer hiçbir kamera bu aksesuarı bu kadar hak etmemişti sanıyorum. Yakında Kickstarter’da 179 dolar etiketle; yani 100 dolar indirimle ön-satışa (fonlamaya diyelim) sunulacak.
https://www.youtube.com/watch?v=YalrNqg3Doo
- GoPro’dan bir diğer gelişmeyse HEROCast. GoPro’nuz ile internetten HD kalitesinde canlı yayın yapmanızı sağlıyor. Tek kusuru fiyatı: 7 bin 500 dolar! (23. sayıda değindiğim Broadcaster Mini aynı işi 295 dolara yapıyor oysa?)

- Sosyal paylaşım hizmeti addthis, pazarlama ekibiyle yürüttüğü bir deneyde Twitter paylaşımlarına yönelik ilginç bir çalışma raporu yayımladı. Sonuçlardan bazıları: en çok etkileşim gündeme dair mesajlarda görülüyor. 140 karakter limitimiz varsa da 100 karakterden oluşanlar daha beğeniliyor. Bir görsel ya da video ile desteklenen mesajların etkileşim oranı yüzde 390’a kadar artıyor. Detayların kalanı yazıda.
- Ginger kod adıyla büyük bir gizem perdesi ve iddia bombardımanıyla hayatımıza giren Segway Çinli bir şirket tarafından satın alındı (sahi neden tutmadı acaba Segway?).
- Veri güvenliğini sağlama vaadiyle ortaya çıkan Anonbox tatsız bir hikayeyle gündemden düşmüştü. VPN merkezli benzer bir girişimse 150 binden fazla müşterisine VPN hizmeti veren Almanyalı Shellfire şirketinden geldi. Shellfire Box adını verdikleri küçük cihazı ev ya da işyerinizdeki modeme bağladığınızda otomatik olarak Shellfire VPN hesabınızı yeni bir kablosuz erişim noktasıyla kullanıma sunuyor. VPN’den bağlanmak istediğinizde onun üstünden, normal bağlantılar için geleneksel bağlantı noktasından erişiyorsunuz. Mantıklı ve fiyatlandırma olarak da gayet makul.
- Gitarist okurlara özel: Livid adlı yeni gitar aksesuarı sonsuz sayıda efekt pedalını parmaklarınızın ucuna getiriyor. Dahası MIDI desteği de var. Alsam seneler sonra yeniden gitar çalmama vesile olur mu acaba?
- Nokia Networks (yani şirketin baz istasyonu gibi altyapılar geliştiren bölümü) dünyanın en hızlı mobil ağını tanıttı. 5G altyapısı Google’ın fiberoptik erişiminden 10, mevcut 4G’den (LTE) ise tam 40 kat hızlı. Başka bir deyişle [highlight]saniyede 10 gigabit veri aktarımı yapabiliyor[/highlight]. Tam olarak neye yarayacağı meçhul (4K video dediğinizi duyar gibiyim ama mevcut internet tarifeleriyle IMAX salonunu kapatsanız eminim o heves daha ucuza gelir).
- Nokia ile ilgili bu haftaki en önemli gelişme ise (geçen sene 118 milyon euro zarar açıklayan) Alcatel-Lucent’i 15,6 milyar euroya satın alması oldu (en başında Android’e geçerek tasarımları ve ek uygulamalarıyla tek başına alemin kralı olmak varken Nokia’nın geldiği bu durum bana hep acıklı geliyor. Blackberry senaryosunun tekrarını izliyoruz).
With @Alcatel_Lucent, we're working toward creating better connections for everyone. Here's how: http://t.co/Giwcn21VaX
— Nokia (@nokia) April 15, 2015
- Android sistemli bir telefon kullanıyorsunuz ve kaybettiniz. Ya da nerede bıraktığınızı unuttunuz. Artık Google’a ‘telefonumu bul’ yazmanız artık yeterli. Süper bir fikir değil mi? Somutlar tükenince soyutlara da el atarız. ‘Mutluluğun resmini bul Google’.
- Apple 12 Haziran’daki geleneksel WWDC etkinliğinde yeni ürün ve hizmetlerini tanıtacak. Davetlilere yollanan kurallar ve yasaklar listesinde enteresan bir uyarı dikkat çekiyor: selfie çubuğu getirmeyin!
- ‘Artık satılan kameraların çoğu cep telefonu olarak satılıyor’ gibi çok duyduğunuz klasik bir cümle vardır. Oradaki ‘çoğu’ vurgusu nasıl akıl almaz bir ÇOĞU şu incelemedeki son grafikte görebilirsiniz.
- Bittorrent ekibinin imzasını taşıyan Maelstrom kodlu web tarayıcısının Windows betası dağıtıma çıktı. Apple versiyonu da yakında geliyor.

- Bu satırları okumanızı mümkün kılan Web’in (WWW) mucidi Tim Berners-Lee’nin derlediği açık veri kaynakları listesi. Elinizin altında bulunsun.



Bir yanıt yazın