Organik beslenmeye yönelik 4 inanışa bakış

Söz konusu organik ve GDO'lu besinler olduğunda kulaktan dolma bilgilere değil de bilimin sözlerine kulak vermekte fayda var.

Haber Özeti

Tam Sürüm

Bazı tüketiciler için markette alışveriş yapmak bile büyük bir mesele olabiliyor. Sebze meyve reyonunda “Şunu mu alsam bunu mu?” diye düşündükten, yanıltıcı ambalajlı ürünlere bakındıktan sonra normal domates yerine organik olanı tercih edebiliyoruz. Eğer iki kat daha pahalıysa daha iyi olmak zorunda değil mi?

Fakat her şey o kadar basit değil. Ünlüler, GDO karşıtı gruplar ve yiyecek trendleri her gün yediğimiz besinlerle ilgili yanıltıcı bilgiler yayabiliyor. ‘Organik’ etiketli yiyecekler bizi gerçekten daha sağlıklı yapıyor mu? O besinlerde böcek ilacı kullanılmıyor mu? Peki böcek ilacı korkmamız gereken bir şey mi?

Yakın zamanda, organik besinleri konu alan Your Food’s Roots adlı belgeselinin hatalı ve yanlış bilgilerle dolu olduğu anlaşılınca şarkıcı/aktris Zooey Deschanel haberlere konu oldu.  Bir Facebook videosunda Deschanel’ın üzerinde en fazla böcek ilacı kalıntısı olan 12 sebze ve meyveyi hayatımızdan çıkarmamızı öğütleyerek bizi yanlış bilgilendirdiğini fark ettik. Ancak bu iddia bilim camiasının görüşlerine uymuyor. Toksikologlar bu listede yer alan besinleri tüketmenin herhangi bir olumsuz etkisi olmadığına dair uzun zamandır açıklamalar yapıyor. George Mason Üniversitesi tarafından 2009’da yapılan bir araştırmaya göre, Toksikoloji Derneği üyelerinin yüzde 79’u Çevre Çalışma Grubu’nun (EWG) ‘kimyasalların taşıdığı sağlık risklerini abarttığını’ söylüyor.

Daha da kötüsü Deschanel’ın böcek ilaçlarından kaçınmak için tüketicileri ‘sadece organik’ almaya yönlendirmesi. Birçok araştırma ‘organik’ etiketli ürünlerin hepsinin böcek ilaçları kullanılmadan yetiştirilmiş olmadığını gösterdi. Her halükarda, bilimciler böcek ilacı korkusuyla sebze ve meyve tüketimini kısıtlamanın farkında olmadan bir miktar böcek ilacı tüketmekten daha zararlı olabileceğini söylüyor.

Bilimin sözlerine kulak vermek bizi en sağlıklı kılacak besinleri seçmemize yardımcı olabilir. İşte GDO’lu ve organik yiyeceklerle ilgili son derece yaygın söylenceler:

Mit 1: Böcek ilacı değmediği için organik besinler daha güvenlidir

Yiyecek üreticilerinin ürünlerde‘organik’ etiketi kullanabilmesi için bazı kuruluşlar ve hükümetler tarafından belirlenen standartları karşılıyor olmaları gerekiyor. Mesela ABD Tarım Bakanlığı (USDA) ‘doğal kaynakları ve biyoçeşitliliği koruyan ve sadece onaylı maddeler kullanılan’ besinleri organik olarak değerlendiriyor. ABD ve Kanada’da herhangi bir yiyeceğin ‘organik’ olması için GDO’lardan yoksun olması gerekiyor. Organik yiyecekler toplanmadan üç yıl öncesine kadar böcek ilacı ya da sentetik suni gübre kullanılmaması gerekiyor. Ancak bir bitkinin organik tanımına uyması gübre kalıntısından tamamen arındığı anlamına gelmiyor.

Üstelik tükettiğimiz besinlerden dolayı maruz kaldığımız ilaç miktarı bize zarar verebilecek kadar fazla değil. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) uluslararası besin endüstrisinde kullanımına izin verilen hiçbir böcek ilacının insanlara genetik seviyede zarar verebilecek kadar güçlü olmadığının altını çiziyor.

Mit 2: Organik yiyecek daha sağlıklıdır

Organik yiyeceklerin besin değerini araştıran 240 çalışmayı inceleyen araştırmacılar 2012 yılında yayımladıkları bir raporda ‘organik yiyeceklerin besin değerinin normal yiyeceklere oranla önemli ölçüde daha yüksek olduğuna dair bir kanıt bulamadıklarını’ yazdı. Ek besinler sağlığımız açısından faydalı olabilir ancak ‘sağlıklı’ olmak için illa ki onlara ihtiyacımız yok. 2016’da yapılan bir araştırma, organik süt ürünlerinin ve etin omega 3 seviyesinin daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Daha yüksek omega 3 seviyesi sağlığımız için daha iyi olsa da organik süt ürünleri ve ete ödenen yüksek miktarları meşru kılmıyor zira normal et ve süt ürünlerinde de omega 3 var.

Mit 3: GDO’lu ürünler zararlıdır

Mahsullerin genetiğini değiştirebilmek istenen özelliklerin tek başına aktarılmasına imkan sağlıyor. Bu da, yeni bitkiye tehdit oluşturabilecek bazı özelliklerin aktarılmasına sebep olan melezleme yöntemine göre çok daha etkili bir yöntem. Tüketicinin organik olana yönelmesinin bir sebebi de GDO korkusu. Avrupa Birliği, çiftçilerin GDO’lu besinler yetiştirmesini yasaklıyor. Yakın zamanda da ABD’de satılan GDO’lu gıdaların GDO etiketiyle satılması zorunluluğu getirilecek.

Ancak bu önlemlerin bir dayanağı yok çünkü GDO’lu gıdaların insan sağlığı için tehlike arz ettiğine dair sağlam kanıtlar bulunamadı. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, genetiği değiştirilmiş bitkilerden elde edilen besinlerin hiçbirinin insan sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisi görülmedi.

Mit 4: GDO’lar çevreye zararlıdır

GDO karşıtı gruplar GDO’nun çevreye verdiği zarardan sık sık bahsediyor. Bu iddia tamamen asılsız değil. 2016 yılında yapılan bir araştırma genetiği değiştirilmiş soya fasulyesi yetiştiren çiftçilerin zararlı otları öldüren ilaçları diğer çiftçilere kıyasla daha fazla kullandıklarını ortaya koydu. Araştırmacılar GDO’nun çevresel etkileri hakkında öğreneceğimiz çok şey olduğunu kabul ediyor.

Ancak konuyu bir bütün olarak ele aldığımızda GDO’ların çevreye verdiği zarar sandığımız kadar büyük olmayabilir. 2016’da yapılan aynı araştırma, GDO’ların mısır üretirken kullanılan böcek ilacı miktarını azalttığını gösterdi. 2014’te yapılan başka bir araştırmaysa genetiği değiştirilmiş bitkilerin normal bitkilere kıyasla yüzde 22 oranında daha fazla ürün verdiğini gösterdi. Bilimciler GDO’ların çevre için daha faydalı olduğu konusunda henüz net bir karara varabilmiş değiller.

Sonuç olarak, ‘organik’ kötü bir seçenek olmadığı gibi GDO’lu besinler de kötü değildir. Ancak tüketiciler olarak tercihlerimizi kulaktan dolma bilgilerle değil bilimin sözlerine kulak vererek yapmalıyız.

Kaynak: Futurism

 

Organik ve GDO'lu besinlerle ilgili çok fazla söylence var. Mesela bazı tüketiciler böcek ilacı değmediği düşüncesiyle organik besinlerin daha güvenilir olduğunu düşünüyor ancak bir besinin organik olması böcek ilacına maruz kalmadığı anlamına gelmiyor. Üstelik bilimciler bir miktar böcek ilacına maruz kalmanın insan sağlığı için büyük etkileri olmadığını söylüyor. Yaygın olan inanışlardan biri de organik besinlerin daha sağlıklı olduğu yönünde ancak bilimciler organik yiyeceklerin besin değerinin normal yiyeceklere oranla önemli ölçüde daha yüksek olduğuna dair bir kanıt bulamadıklarını açıkladı. Dünya Sağlık Örgütüne göre genetiği değiştirilmiş bitkilerden elde edilen besinlerin hiçbirinin insan sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisi görülmedi. Dolayısıyla GDO'lu besinlerin sağlığa zararlı olduğuyla ilgili bir kanıt da yok. GDO karşıtı gruplar GDO'nun çevreye verdiği zarardan sıkça söz ediyor. Bu iddia tamamen asılsız değil. Araştırmacılar GDO'nun çevresel etkileri hakkında öğreneceğimiz çok şey olduğunu kabul ediyor. GDO'ların çevre için daha faydalı olduğu konusunda henüz net bir karara varılabilmiş değil.

2 Yorum

Yorum yazmak için tıklayın

Yorumunuz:

  • Peki hangi bilimin sözüne kulak vermeliyiz? GDO’ların o kadar da kötü olmadığını, aslında pestisitlerin genetik düzeyde bir bozulmaya yol açmadığını söyleyen bilim adamları bu araştırmalarını hangi fonlarla yürütüyorlar diye düşünüyor insan. Eğer bilim özgürse o zaman sonucuna inanmayı seçebilirsiniz ama parasını Monsanto’nun, Bayer’in vb kuruluşların ödediği bilim insanlarından çıkan “masum” makalelere inanmadan önce sorgulamak gerekiyor sanırım.

  • 2018 Yılında GDO gıdaların insan sağlığı üzerinde kanıtlanmış zararları yoktur şeklindeki bir haberi burada görmek gerçekten çok üzücü..

  • Türkiye İş Bankası'nın katkılarıyla

Bülten Aboneliği

Günlük haberleri eposta bültenimizle takip edin!

Teşekkür ederiz.

Bir terslik var...