Kronik mutsuzların sıkıntı veren 10 alışkanlığı

Mutluluğunuzun önemli bir kısmı hem düşünce hem de eylem alışkanlıklarınızla belirlenir. Bunları dikkatle kontrol etmeniz gerekiyor.

Haber Özeti

Tam Sürüm

Mutluluk birçok farklı şekilde karşımıza çıkabilir ve tanımlaması zordur. Ancak mutsuzluğu tanımlamak çok daha kolaydır, gördüğünüz ya da hissettiğiniz anda anlarsınız. Mutsuzluk hem sizin için hem de çevrenizdekiler için ölümcüldür (pasif içicilik gibi). Stanford Üniversitesinde yapılan ünlü Terman Deneyi katılımcıları 80 yıl boyunca takip ettik ve mutsuz insanların yanında yaşayanların daha kısa ömre sahip olduklarını tespit etti.

Mutluluğun yaşam şartlarıyla çok alakası yok aslında. Illinois Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada yılda 10 milyon Dolar’dan daha fazla kazanan kişilerin, kendileri adına çalışan kişilerden sadece birazcık daha mutlu olduğu görüldü. Yaşam şartları mutluluğa çok etki etmiyor çünkü mutluluk aslında sizin kontrolünüzde. Alışkanlıklarınız ve hayata bakış açınız mutluluğunuz üzerinde rol sahibi. Kaliforniya Üniversitesi psikologları genetiğin ve yaşam şartlarının mutluluk üzerindeki etkisinin yüzde 50 olduğunu söylüyor. Diğer yüzde 50 ise tamamen size kalmış.

Benjamin Franklin’in dediği gibi “Anayasa size sadece mutluluğun peşinden koşma hakkı verir. Ama koşup yakalamak size kalmış.”

Mutsuz alışkanlıklar

İnsanlar mutsuz olduklarında onların yanında durmak ve çalışmak çok daha zor oluyor. Mutsuzluk insanları uzaklaştıran bir durum. Bu da bir kısır döngüye dönüşüyor. Daha yalnız kişiler daha mutsuz oluyor. Yalnızlık ve mutsuzluk sizi ulaşabileceğiniz şeylerden alıkoyuyor. Mutsuzluk hiç beklemediğiniz bir anda gelebilir. Mutluluğunuzun önemli bir kısmı hem düşünce hem de eylem alışkanlıklarınızla belirlenir. Bunları dikkatle kontrol etmeniz ve sizi boşluğa sürüklemesine izin vermemeniz gerekiyor.

Bazı alışkanlıklar sizi mutsuzluğa itme konusunda daha etkilidir. Özellikle aşağıdaki 10 alışkanlık insanları en çok mutsuz eden alışkanlıkların başında geliyor. Duygusal zeka üzerine çalışıp kendinizi dikkatle takip ederek bu alışkanlıkları edinmediğinizden emin olun.

  1. Geleceği beklemek: Kendinize sürekli “… olduğunda mutlu olacağım” demek, içine düşülebilecek en kolay alışkanlıklardan biri. Bu cümleye nasıl başladığınız önemli değil (işte yükseldiğimde…, zam aldığımda…, yeni bir ilişkim olduğunda…,) çünkü bu bakış açısı etrafınızda olup bitenlere çok fazla vurgu yapıyor. Şartların iyileşmesi tek başına mutluluk getirmez. Vaktinizi, ruh haliniz üzerinde hiçbir iyi etkisi olmadığı kanıtlanmış bir şey için harcamayın. Bunun yerine şu anda, içinde bulunduğunuz durumda mutlu olmaya odaklamaya çalışın. Geleceğin nasıl olacağının hiçbir garantisi yok.
  2. Maddi şeyler elde etmek için çok fazla vakit ve çaba harcamak: Aşırı fakirlik yaşayan insanlar maddi durumları iyileştiğinde ciddi bir mutluluk artışı yaşıyor ancak bu artış yılda 20 bin Dolar’ın üzerine çıkıldıktan sonra hızla düşüyor. Maddi şeylerin sizi mutlu etmediğini gösteren birçok araştırma var. Maddi şeylerin peşinde koşma alışkanlığı edindiğinizde mutsuz olma ihtimaliniz daha yüksek çünkü o şeyi elde ettiğinizde yaşayacağınız mutsuzluğun yanı sıra onu elde etmek için çevrenizde sizi mutlu edebilecek olan şeylerden, ailenizden, arkadaşlarınızdan ve hobilerinizden vazgeçmiş oluyorsunuz.
  3. Evden çıkmamak: Mutsuz hissettiğinizde diğer insanlarla bir arada olmak istemeyebilirsiniz ama bu çok büyük bir hata. İstemesenzi bile sosyalleşmek ruh halinizi hızla düzeltebilir. Bazen battaniyeyi kafamıza kadar çekip kimseyle konuşmak istemediğimiz günler oluyor ama bu bir alışkanlık haline gelirse ruh halinizi mahvetmeye başlıyor. Mutsuzluğun sizi ne zaman asosyal yapmaya başladığını fark edin ve kendinizi dışarı çıkıp insanlarla etkileşim kurmaya zorlayın. Farkı anında fark edeceksiniz.
  4. Kendinizi mağdur olarak görmek: Mutsuz insanlar genel olarak hayatın zor olduğu ve kendi kontrolleri dışında geliştiği düşüncesine kapılırlar. Bu düşüncenin ardındaki en büyük problem çaresizlik yaratmasıdır ve çaresiz hisseden insanlar bir şeyleri daha iyi yapmak için çabalamazlar. Herkes arada sırada kendini kötü hissedebilir ama önemli olan bunun hayatınızı etkilemeye başladığını fark etmek. Kötü şeylere maruz kalan tek kişi siz değilsiniz ve harekete geçtiğiniz takdirde geleceğinizin kontrolü sizin ellerinizde.
  5. Kötümserlik: Mutsuzluk için en iyi yakıt kötümserliktir. Kötümser yaklaşımın en büyük problemi, ruh halinize kötü etki etmesinin yanı sıra, kendi kendini doğrulayan bir kehanet olmasıdır. Kötü şeylerin olmasını beklerseniz daha fazla kötü şey sizin başınıza gelir. Kötümser düşüncelerin ne kadar mantıksız olduğunu fark etmeden bu düşüncelerden kurtulmak çok kolay değildir. Bu yüzden elinizdeki tüm gerçeklere göz atın ve aslında her şeyin sandığınız kadar kötü olmadığının farkına varın.
  6. Şikayet etmek: Şikayet etmenin sadece kendisi değil, yol açtığı davranış da problemli. Şikayet etmek kendini destekleyen bir davranış türü. Sürekli hayatın ne kadar kötü olduğunu söyleyerek (ve bunun üzerine düşünerek) olumsuz düşüncelerinizi doğrulamış oluyorsunuz. Canınızı sıkan şeyler hakkında konuşmak daha iyi hissetmenize yardımcı olabilir ama içinizi dökmekle şikayet etmek arasında ince bir çizgi var. Sizi mutsuz etmenin yanı sıra şikayet etmek başkalarını da uzaklaştırabilir.
  7. Olayları büyütmek: Kötü şeyler herkesin başına gelir. Mutlu insanlar bunları geçici süreli tatsızlıklar olarak görürken mutsuz insanlar bu olayların, hayatın kendilerinden nefret ettiğinin bir kanıtı olduğunu düşünürler. Mutlu biri, işe giderken trafikte ufak bir kaza yaşadığında bu konuda canı sıkılır ama “Daha büyük bir kaza da olabilirdi, ucuz atlattım.” diye düşünür. Mutsuz biri için ise o kaza o günün, haftanın, ayın hatta komple yaşamın lanetli olduğunun bir göstergesidir.
  8. Problemleri halının altına süpürmek: Mutlu insanlar eylemlerinin sorumluluğunu alırlar. Hata yaptıklarında bunu kabullenirler. Mutsuz insanlar ise problemleri ve hataları tehdit edici bulurlar ve bunları saklamaya çalışırlar. Problemler dikkate alınmadıklarında daha fazla büyürler. Sorunu çözmek için harekete geçmedikçe problem büyür ve artık kontrolden çıktığını düşünmeye başlarsınız. Bu da mağdur gibi hissetmenize yol açar.
  9. Gelişmemek: Mutsuz insanlar kötümser oldukları ve hayatlarının kendi kontrollerinde olmadığını düşündükleri için oturup hayatın ilerlemesini beklerler. Hedef koymak, öğrenmek, gelişmek yerine sadece öylece yaşar dururlar ve hayatın neden hiç değişmediğini merak ederler.
  10. Başkalarına öykünmek: Kıskançlık ve haset mutlulukla bir arada barınamaz. Bu yüzden, eğer kendinizi sürekli başkalarıyla kıyaslıyorsanız bundan vazgeçmenin vakti gelmiş demektir. Bir çalışmada çoğu katılımcı “Eğer başkaları da daha az para kazanacaksa o zaman benim az para kazanmam sorun olmaz” demişti. Bu düşünce tarzından uzak durmaya çalışın çünkü sizi mutlu etmediği gibi mutsuzluğa da sürükleyebilir.

Alışkanlıklarınızı daha fazla mutluluk için değiştirmek kendiniz için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biridir. Ayrıca mutluluğunuzun kontrolünü elinize almanız, çevrenizdekilerin de mutlu olmasını sağlayacaktır. Siz mutlu olmak için neler yapıyorsunuz? Lütfen yorumlarda paylaşın ki hepimiz bu taktiklerden faydalanabilelim.

Kaynak: Forbes

İnsanlar mutsuz olduklarında onların yanında durmak ve çalışmak çok daha zor oluyor. Mutsuzluk insanları uzaklaştıran bir durum. Bu da bir kısır döngüye dönüşüyor. Daha yalnız kişiler daha mutsuz oluyor. Yalnızlık ve mutsuzluk sizi ulaşabileceğiniz şeylerden alıkoyuyor. Mutsuzluk hiç beklemediğiniz bir anda gelebilir. Mutluluğunuzun önemli bir kısmı hem düşünce hem de eylem alışkanlıklarınızla belirlenir. Bunları dikkatle kontrol etmeniz ve sizi boşluğa sürüklemesine izin vermemeniz gerekiyor. Bazı alışkanlıklar sizi mutsuzluğa itme konusunda daha etkilidir. Özellikle aşağıdaki 10 alışkanlık insanları en çok mutsuz eden alışkanlıkların başında geliyor. Duygusal zeka üzerine çalışıp kendinizi dikkatle takip ederek bu alışkanlıkları edinmediğinizden emin olun.

  1. Geleceği beklemek
  2. Maddi şeyler elde etmek için çok fazla vakit ve çaba harcamak
  3. Evden çıkmamak
  4. Kendinizi mağdur olarak görmek
  5. Kötümserlik
  6. Şikayet etmek
  7. Olayları büyütmek
  8. Problemleri halının altına süpürmek
  9. Gelişmemek
  10. Başkalarına öykünmek

20 Yorum

Yorum yazmak için tıklayın

Yorumunuz:

    • Bugün bitirdiğim kitap neticesinde attığım tweet ve okuduğum bu yazı ve altına yazılan yorumlar bana bir kez daha hayatın küçük mucizelerini görerek, algılarımı açıp farkındalığımı yükselterek küçük şeylerden mutlu olabildiğimi hatırlattı. Mutlu olduğum anları düşününce ve bütün duyu organlarımı devreye sokup anı yaşadığımda mutlu oluyorum aslında. Mesela sevdiğim bir koku, yolda yürürken güzel bir çiçek görmek ve onu koklamak. Denizi seyretmek, tuzlu suyun kokusu, dalga sesleri, güneşin yaydığı sıcaklığı hissetmek, sevdiğin birini öpmek -özellikle kedimi öpmek- gibi. Mutlu olduğum anları farketmek yakalamak ve şu an çok mutluyum diyebilmek. Bunları hatırlamak ve tekrar yaşamak da bir mutluluk döngüsü. Evet ne zaman, nasıl mutlu oluyorum, ne yaparsam mutlu olurum? Bu soruları sormak beni harekete geçirir, düşünür ve uygularım.
      “Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.” Olağanüstü Bir Gece/Stefan Zweig

  • Istisnalar hariç doğru bir genelleme, ancak mutlu olmak bazı hırs istek ve arzulardan vazgecmeyi gerektirir.Mutlu olmak benlikten vaz geçip birilerini mutlu etmek yada birseyleri başarmak ve çalışmakla oluyor,aksi durumda mutsuzluk,ümitsizlik vs. ortaya çıkıyor.

    • yaptığın şeyleri kıskançlıktan oluşan hırs ile değil de özgücen sonucu ortaya çıkan azim ile yapmaya başladığın zaman mutlu olabilirsin. mutlu olmak için başkalarını mutlu etmek zorunda değilsin.

  • kronik bir mutsuz olarak, mutluluğa giden yolu nasıl keşfettiğimden bahsetmeden önce biraz sorun ve engelleri sıralıyorum.

    evet bu işin %50’si genetik. zaten bu genetiğin devamı olarak eğer anneniz de kronik bir mutsuzsa ortalama 17 yaşına kadar anneniz ile çok yakın ilişki kurduğunuzdan dolayı nasıl bir manyaklığın içinde olduğunuzu bile anlamıyorsunuz. bu senaryo baba için de hemen hemen aynı özellikleri taşımakta. sadece anne figürünün aşırı ve sert duygusal manipülasyonu, içinde bulunduğunuz durumdan çıkmanızı biraz daha zorlaştırıyor. mutsuzluk konusundaki bir diğer ana etken de toplumun genel mutluluk seviyesi. burada sağlıksız gelenekler, coğrafi şartlar ve dönemin siyasi süreçleri vs. bunların hepsi mutsuzluğunuzu perçinliyor. arkadaşlarınız, dostlarınız ve yakın akrabalarınız da bu mutsuzluğa farkında olmadan büyük destek veriyorlar.

    mutsuzluk konusunda paranın hiçbir değeri olmadığını ekleyerek çözüme geçiyorum.

    öncelikle içinde bulunduğunuz atmosferden tamamen uzaklaşmanız gerekiyor. yoksa ne yapsanız nafile. bireysel olarak belirli bir yol kat etseniz bile dış faktörler sizi mutsuzluğa doğru çekecektir. gerekirse bulunduğunuz şehri bile tek edin. bunu üniversite kazanarak da yapabilirsiniz ya da iyi kurgulanmış bir kaçış planı ile de çözebilirsiniz. bulunduğunuz yerden uzaklaşma kısmını da hayatınızdaki insanlara tamamen terk ederek değil, onlarla aranızda belirli bir mesafe koyarak yapmalısınız. sonuça temel bağları kaybetmemek önemli.

    yeni bir ortam, arkadaşlar, eş, iş, okul vs.

    “yeni” kavramı sizi eski alışkanlıklarınızdan kurtaracak önemli bir anahtar. bu “yeni” kavramının alt kırımlarını da şöyle doldurabiliriz;

    yeni arkadaşlar: içinde bulunduğunuz durumdan daha dinamik, hayata daha pozitif yaklaşan, sizi yukarıya taşıyacağını öngördüğünüz ya da hissettiğiniz kişileri hayatınıza dahil etmek. bu arkadaşları öncelikle “sensei” olarak kabullenmelisiniz. mevcut b*ktan egonuzu bir yerlere asın ve kendinizi bu yeni insanların enerjisine teslim edin. dönüşümününüzün ne kadar süreceği sizin kendinizi ne kadar teslim ettiğinizle doğru orantılı olduğunu da unutmayın. bu bazen 6 ay da sürebilir, bazen 1-2 yıl da. önemli olan değişmek istemeniz. yeni insanları da eleştirmeye başlarsanız yine eskisinde olduğu gibi mutsuzluğunuzu devam ettirmiş olacaksınız.

    yeni arkadaşlar size bugüne değin deneyimlemediğiniz yeni ve eğlenceli atmosferler kazandıracaklardır, bundan hiç şüpheniz olmasın.

    hayatınıza alacağınız “yeni sevgiliniz de” tıpkı yukarıda bahsettiğim yeni arkadaşlarınızın profilinde olmalı. sağlıklı iletişim ve duygusal paylaşım yaşabileceğiniz karakterleri seçmek zorundasınız.

    içeriden dışarı taşınmak.

    uzunca bir süre eve girmemek adına kendinize saçma sapan ya da belirli hedefleri olan planlar yapmalısınız. uzun yürüyüşler, ders ya da işleri ev dışında bir ortama taşıma, etkinlikleri takip etme, arkadaşlarla toplanıp doğa turları yapmak vs. dışarıda olan süreci değerlendirmek sizin yaratıcılığınıza kalmış.

    şu ana kadar saydıklarım sizi mutsuzluktan kurtarmak için yaptığımız altyapı çalışmaları. henüz mutsuzluğu nasıl kıracağımızı bilmiyoruz.

    altyapıyı oluşturduktan sonra;

    içinde bulunduğunuz durumu sezgisel olarak değiştirme eğilimi içindesiniz ama gerçekten ne yapmanız gerektiğini tam bulamadınız. işte bu noktada aramaya başlayacağız. psikanaliz ile ilgili anlayabilceğiniz ölçüde hikayeler, filmler ya da diziler izlemeye başlayın. kendinizi değişime eğlenceli bir şekilde hazırlayın. öğrenme güdünüzü yükselten dönemi tamamlarken kendinizi yavaş yavaş görmeye başlayacaksınız. kendinizi görmeye başladıkça da sorunların asıl kaynağına ulaşacak ve bu sorunları çözmek için daha çok öğrenmeniz gerektiğinin farkına varacaksınız. bu çözülmede önünüze çok güzel insanlar çıkacak. sigmund freud, carl gustav, eric berne, otto rank gibi önemli psikanalistler, öğrenme ve kendinizi geliştirme sürecinde bir yandan mevcut kronik mutsuzluğunuzu çözecek, bir diğer yandan da birey olarak gelişmenize de inanılmaz katkıları olacaktır.

    siz değiştikçe çevreniz de değişecek. siz geliştikçe çevreniz de gelişecek. mutluluk tek başınıza elde edebilceğiniz ya da değerlendirebileceğiniz bir kavram değil. hayatınızda 10 kişi varsa, bu 10 kişinin de hayata karşı yaklaşımı ve eğilimi de sizinki gibi olmalı.

    yine çok ciddi artı değerler olarak işiniz, okulunuz ve yaşadığınız bölgeyi de zamanla düzeltmeye, yükseltmeye ve geliştirmeye devam edin. sezgilerinizi dinleyin ve size kendinizi iyi hissettirecek yerlerde bulunmaya çok ama çok özen gösterin.

    aslında her şey bir süre sonra keyif ile doğru orantılı. keyif almayı bilirseniz, otomatik olarak kendinizi de nasıl mutlu edeceğinizi bilirsiniz.

    benim düşüncem; mutluluk anlık, keyif ise sonsuzdur.

    bağlıyorum;

    delfi tapınağının kapısında “kendini tanı” yazar.

    insanın kendini tanıması uzun ve zor bir süreçtir. ana hedefi kendini tanımak üzerine kurgularsanız otuzlu yaşlarınıza doğru aynaya baktığınızda artık kendini tanıyan bir karaktere dönüşeceğinizden hiç şüpheniz olmasın.

    insan kendini tanıdıktan sonra genetiğine yapışmış olan bu %50’lik mutsuzluğu da manipüle etmeyi başarıyor. hiçbir kimse ya da hiçbir hap, uyarıcı, uyuşturucu vs. dıştan gelecek faktörler sizi tam anlamıyla onaramayacak. hatta siz de kendinizi %100 onaramayacaksınız.

    basit bir matematik hesabıyla konuyu kapatmak istiyorum.

    %25 mutlu olmak mı yoksa %75 mutlu olmak mı? kendini tanımak otomatikman %50 mutluluk veriyor. %25’de sende var. geri kalan %25 mutsuzluk da zaten ihtiyacımız kadar olanı. sürekli mutlu gezen bir manyak olmamanız dileğiyle, benden bu kadar :)

    dik not: bahsettiğim süreçleri, 1e1 bizzat kendim yaşamış ve sonucu elde etmiş olarak yazdım. kendi çabamın bir ürünüyüm ve umarım sizlere de ufak da olsa rehberlik edebilmişimdir. teşekkürler

  • bence spor yapmak mutluluğun en sağlam formüllerinden birisi. sahiden de, hantal olmayan bir beden ruh sağlığına sandığımızdan çok daha fazla etki ediyor.

  • “felix” durumu güzel özetlemiş aslında. Kendinizi mutlu edecek ana karakter sizsiniz, ancak mutsuzlukla dolu çevrede bu gücünüzü uzun sure koruyamazsınız. Zaten mutlu insanlar, mutsuz çevrelerde parlar ve dikkat çekerler. Açık hedef haline gelmeniz olası… Bu durumda koca bir yargılama ordusuyla karşılaşabilir, karşı taraf sayıca üstün olduğu için kendinizi eleştirmeye başlayabilirsiniz. Yapılması gereken en önemli şey; aile, akraba ya da arkadaşlarınızın yanında vakit geçirdiğinizde kendinize şunu sorun: ” şu anda nasıl hissediyorum? ” Kötü hissediyorsanız aradaki ilişkiyi çok sert olmayacak şekilde sonlandırın. Duygusal olarak sömürüldüğünüz kişileri tespit etmek ve bu tespiti devamlı yeni kişilerle tekrar etmek zorundasınız. Biz coğrafya olarak kendine yetemeyen insanların çoğunluk olduğu yerde yaşıyoruz. Kendine yetemeyen her insan çeşitli manipulatif yöntemlerle sizden almaya çalışacaktır.

  • Yargılayıcı değilde öğrenen kafa yapısına geçersek mutlu olabiliriz. Neden herkes kötü, neden başarısızım, neden sanşsızım değilde buradan ne öğrenebilirim, seceklerim neler, başka yollar var mi, nasil daha iyi yapabilirim sorularını sormak önemli. Bir de her gün eski gazeteleri okumaktansa (kötü anılar) yeni gazeteleri (planlar,hedefler,kitaplar) okumayı tercih etmeliyiz.

  • Bugün bitirdiğim kitap neticesinde attığım tweet ve okuduğum bu yazı ve altına yazılan yorumlar bana bir kez daha hayatın küçük mucizelerini görerek, algılarımı açıp farkındalığımı yükselterek küçük şeylerden mutlu olabildiğimi hatırlattı. Mutlu olduğum anları düşününce ve bütün duyu organlarımı devreye sokup anı yaşadığımda mutlu oluyorum aslında. Mesela sevdiğim bir koku, yolda yürürken güzel bir çiçek görmek ve onu koklamak. Denizi seyretmek, tuzlu suyun kokusu, dalga sesleri, güneşin yaydığı sıcaklığı hissetmek, sevdiğin birini öpmek -özellikle kedimi öpmek- gibi. Mutlu olduğum anları farketmek yakalamak ve şu an çok mutluyum diyebilmek. Bunları hatırlamak ve tekrar yaşamak da bir mutluluk döngüsü. Evet ne zaman, nasıl mutlu oluyorum, ne yaparsam mutlu olurum? Bu soruları sormak beni harekete geçirir, düşünür ve uygularım.
    “Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.” Olağanüstü Bir Gece/Stefan Zweig

  • Yukarıdaki mutsuzluk akışkanlıkların neredeyse hiçbirine sahip değilim ve yazıya tamamen katılıyorum. Mutlu olmak için ne yapıyorum? Kendimi kendimle vakit geçirebileceğim , kendimden sıkılmayacağım bir hale getirmek için çabalıyorum , ve bundan da çok keyif alıyorum. Mesela kitap okuyorum ve her biten kitapta çok mutlu oluyorum. Mesela spor yapıyorum ve duş sonrası müthiş bir tatmin yaşıyorum. Yemek hazırlıyorum ve dostlarımı bir masa etrafında toplamakta oldukça keyifli bir an. Veya bir ihtiyaç sahibine yardım ediyorum , paraya olan zaferimi böyle ilan ediyorum. Maddi konulardan , etiket hırsından uzaklaştıkça özgürleşiyor, hayatı ziyadesiyle yoğun ve lezzetli yaşamaya koyuluyorum. Herkese tavsiye ederim, saygılarımla..

  • Bence de maddelerin birçoğu farkında olmadığımız şeyler. Yine güzel bir yazı olmuş, emeğinize sağlık.

  • Gülün bacılar gardaşlar gülün! Her bir şeye, güzele çirkine. Yalana doğruya. İyiye kötüye… Önce bi gülün!

  • Etrafınızda çocuklar ve hayvanlar olduğunda vücudunuz sevgi ve mutluluk hormonu oksitosin salgılar. Dolayısıyla mutlu ve daha şefkatli olmaya başlarsınız. İster patili bir dost sahiplenin ister Sokaktaki hayvanları besleyin,onların sizi gördüğünde sevinişlerini şapşik hareketlerini gözlemlemek ile yüzünüzdeki kasların çalışması bir olacaktır.Çocuklarla birlikteyken bırakın kendinizi onların renkli dünyasına dalın mutlu olmamak elde değil.Dünyaya daha farklı bir gözle bakmaya başlar,hayata olan bağlılığınız artar,doğadan daha fazla yararlanmak ister,enerjik hissedersiniz.

Bülten Aboneliği

Günlük haberleri eposta bültenimizle takip edin!

Teşekkür ederiz.

Bir terslik var...