Haftanın Özeti: 24

6 -12 Nisan 2015 tarihleri arasında Türkiye ve dünyadan haber, site, yazılım, donanım, cihaz, video ve trendler.
Her Pazar saat 10:00’da yayımlanan özetler haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Diğer kategorilerin bağlantılarını yazının sonunda bulabilirsiniz.

Başlığa yazarken fark ettim ki bu özet macerasında 6 ayı devirmişiz! Benim için kesinlikle gurur verici. Her gün ulaştığı trafiğe bakınca hiç ummadığım kadar fazla kişinin de ilgisini çektiğini, fayda yarattığını görerek daha da keyifleniyorum.

Biraz filmlerdeki gibi olacak ama siz bu satırları okurken ben bir uçakta İngiltere’ye doğru yol alıyor olacağım. Dolayısıyla yorumlarınızın onaylanması ve cevaplanmasında bazı gecikmeler yaşanabilir; şimdiden özür.

Genel Gündem

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü tarafından hazırlanan infografik fikstürde son durumu özetliyor.
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü tarafından hazırlanan infografik fikstürde son durumu özetliyor.
  • Vatandaşlarına internette nefes aldırmamaya yönelik çabalarıyla dünyaya nam salan Çin ise yepyeni ve çok daha güçlü bir silahla ülkenin tüm elektronik trafiğini kontrol etmeyi başardığını iddia ediyor. ‘The Great Cannon’ adlı bu yeni araç içeriği denetleyip sansürlemekle kalmıyor; içine zararlı kod ekleyerek dilediği (yani çökertmek istediği) bir siteye de DDOS saldırısı olarak yönlendirebiliyor.
  • Batman’ın Merkez Köyü’ne bağlı Aydınkonak Ortaokulu’nda görev yapan Bilişim Teknolojileri ve Yazılım öğretmeni Çağlar Gülcek her şeyi devletten beklememek gerek demiş ve internetin gücüne inanarak IndieGoGo’da bir fon kampanyası oluşturmuş. Toplamda 2500 dolara ihtiyaçları var. Küçücük bir desteğin bile işe yarayacağından bahsetmeye gerek yok sanırım.

20150409030457-IMG_0407

  • Birleşik Krallık’ın (İngiltere mi deseydik yoksa?) derdiyse internetteki pornografik içerikler. Daha doğrusu 18 yaşından küçüklerin bu içeriğe erişmesinin engellenmesi. Fakat bunun nasıl yapılacağına kimse karar verebilmiş değil. İngilizler ipi gevşetirlerse devletin internet polisliğine soyunacağından endişe ediyorlar. Bence bu endişelerinde sonuna kadar haklılar.
  • Önce ismini paylaşalım, sonra tahminleri alalım: Maha bint Mohammed bin Ahmad al-Sudairi. Evet, bu bir Arap ismi. Bir ipucu daha: o bir Prenses. Geri kalan kısmı kesinlikle tahmin edemeyeceğiniz ayrıntılar içeriyor. Hanımefendi 3 yıl önceki Paris ziyaretinde 20 milyon dolarlık alışveriş yapmış fakat verdiği çekler karşılıksız çıkmıştı. Bütün bunlar yetmez gibi bu haftaki Paris ziyaretinde beraberindeki 60 kişilik yardımcı heyetiyle kaldığı Shangri-La Oteli’nden hesabı ödemeden kaçmaya çalışırken yakalandı. 7 milyon dolarlık otel faturası küçük çaplı bir diplomatik krize yol açarken Prenses komşu ülke Katar’ın sahip olduğu Royal Monceau adlı otele taşındı. Daha da garip detayları haberden takip edebilirsiniz. Ben ise şunu sormak isterim: BU NASIL BİR HAYAT?
Maha bint Mohammed bin Ahmad al-Sudairi ile tanışın. Çek verirse ALMAYIN!!!
Maha bint Mohammed bin Ahmad al-Sudairi ile tanışın. Çek verirse ALMAYIN!!!
  • Fransa bu hafta daha da ilginç bir olayla sarsıldı. IŞİD’e bağlı hackerlar ülkenin devlet televizyonuna yönelik yürüttüğü ‘siber’ saldırıyla yayını durdurdu, kanalın sosyal medya hesaplarından propaganda mesajları yayınladı. Kesinti neredeyse gün boyu sürdü. Konuyla ilgili devlet kademesinde soruşturma başlatıldı. Değişik zamanlardayız.
  • ABD’de NSA’in Amerikalılar dahil bütün dünyayı akıl almaz yöntemler kullanarak yasadışı olarak dinlediğini ortaya çıkarınca vatana ihanetten dolayı yargılanan (şu an Rusya’da siyasi sığınmacı olarak yaşayan) Edward Snowden cidden garip bir şekilde yeniden gündeme geldi. Bir heykel sanatçısı Snowden’in dev bir büstünü yaparak New York’taki bir parkta yer alan Savaş Anıtı’na yerleştirdi. Polis failleri araştırıyor.

22 Yorum

Yorum yazmak için tıklayın

Yorumunuz:

  • Efendim, öncelikli olarak Serdar Bey’in bu istikrarlı haber blogunu yazması takdire şayan. her fırsatta dile getiririm.

    Ancak asıl beni etkileyen şey şu: Serdar Bey aslında girişimcilikve yenilikçilikte tabii dünyanın evrildiği yollarda ne kadar (ticari ve bilimsel olarak) üretken olmadığımızı da gözler önüne seriyor.

    Sadece yazılım açısından değil endüstriyel açıdan da öyle. Patent hususuna hiç girmeyeceğim. Biz başkasının yaptığını ay yuro çıktı, dolar fırladı diye hesap ederek mi geçireceğiz. Üniversitelerde o kadar öğrenci var. Kasıl kasıla okuyoruz diyorlar. Tamam onlara yeterli lab. ortamı ya da yenilikçiliğe uygun durum yaratamıyoruz. Ama akılıc düşünmelerini rica ediyorum. Sadece onlara değil kendime de kızıyorum. Çok kızıyorum çok.

    Yani bu haftanın özetini okurken garip duygulara gark oluyorum. Bunun müsebbibi biraz da Serdar Bey’dir. İyi ki yapıyor.

    Neyse pazar pazar…

  • Bu arada Serdar Bey’in bir konuda ikaz etmek istiyorum, içlerinde benim de olduğum ciddi bir grup, bir sürü araştırma ile derlenmiş haftalık bültenden edindiklerimiz ile sosyal medyada hava atıyoruz. Peki kaynak belirtiyor muyuz, e bazen işte. Sonra vay ben duymadım, vay ben görmedim olmasın. Paket servisi yoksa bilelim :)
    Seviyorum bu blogu…

  • Merhaba, bugüne kadar pek çok tıbbi buluş yapıldı. Siz de duyurdunuz çok kez. Biz de ilgiyle takip ediyoruz. Ama neden gerekli ses ve heyecan duyulmuyor, medya neden gerekli ilgiyi göstermiyor? İkincisi biz bu teknolojilerden ne zaman faydalanabileceğiz?

  • Sevgili ve değerli M. Serdar Kuzuloğlu; keşke diyorum, herkes sizin kadar işini sevseydi ve sorumluluğunu bu kadar yükelenebilseydi! Ne kadar güzel olurdu kimbilir? Eminim o zaman bu diyarlarda ve hatta dünyada herşey yolunda giderdi… Biliyorum ki eşyanın tabiatı buna müsâit değil :))

    Gönlünüze, emeklerinize, kaleminize, klavyenize sağlık :) Çooook teşekkürler dünyayı güzelleştirdiğiniz için… Güle güle gidin ve gelin, sağlıkla ve huzurla…

  • “tabstract” ile alakalı olarak; üniversiteden bağlandığımı belirterek söylemek isterim ki; sekme açıldığı zaman, o sanat resmi gelene kadar yazacağım adresi çoktan yazmış ve gitmiş oluyorum. : ))

    Birkaç kez de f5 ile sekmeyi yenilemek zorunda kaldım, görmek için.

  • Emeğine sağlık amirim, yeni okuma fırsatım oldu.

    Tabstract ile ilgili olarak; o kadar da yavaş değil, ama ne kadar hızlı olursun zaten bir anlık gördüğümüz boş sayfada bir sanat eseri görünce duraksayıp bakıyor insan. Bu duraksama faydalı mıdır, zararlı mı tartışılır.

  • Elektronik mühendisi olarak düzeltmek isterim, mAh pilin gücünü değil enerji kapasitesini gösterir. Nitekim mantık yanlış değildir. mAh ne kadar yüksek ise kapasite o kadar geniş yani kullanım süresi o kadar uzun.

  • “Gerekçe olarak Çağlayan Adliyesi’nde rehin alınan ve ardından gerçekleştirilen polis baskınında aldığı 10 kurşun yarasıyla hayatını kaybeden Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın görüntülerinin paylaşılması gösterildi.”

    Yukarıdaki satırlar sizin cümleniz. Savcıyı sanki DHKPC teroristleri değil de polis vurmuş gibi bir izlenim veriyorsun. Bu kadar yüzsüzlüğe pes.

  • Merhaba Serdar Bey;
    Pop Art “Peygamberi” Andy Warhol kullanıdığınız cümledeki peygamberiyle ne demek istiyorsunuz acaba ve Enes Reyhan Bey’in dediklerini de haklı buluyorum ““Gerekçe olarak Çağlayan Adliyesi’nde rehin alınan ve ardından gerçekleştirilen polis baskınında aldığı 10 kurşun yarasıyla hayatını kaybeden Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın görüntülerinin paylaşılması gösterildi.”

    Yukarıdaki satırlar sizin cümleniz. Savcıyı sanki DHKPC teroristleri değil de polis vurmuş gibi bir izlenim veriyorsun. Bu kadar yüzsüzlüğe pes.”

    Hepimiz oyuz buyuz diyenler nerdeydiniz bir ülkenin savcısı katledilirken saçma sapan bir örgüt tarafından

    • Merhaba Mehmet Bey,
      Serdar Bey yazıyı yorumsuz bir şekilde Rahmetli Savcımız Mehmet Selim Kirazın 10 kurşun yarası ile hayatını kaybettiğini objektif bir bilgi olarak yazmış ve sizde “doğal olarak”: “teroristler ölmeden önce 10 kurşun sıkmış olamaz! demek ki kurşunlardan bazıları polisin silahına ait olabilir diye veya eğer 10 kurşunda teroristlerin silahından çıktı ise bu operasyonun tam bir fiyasko olduğunun göstergesidir diye yorumlamışsınız.Bence haklısınız…

  • […] 1939’da kurulan HP de altın yılları çok geride bırakmış markalardan biri. Kurumsal pazara sıkışmış marka eski günlere dönebilmek adına cesur ve çok uzun soluklu bir yeni strateji üstüne çalışıyor. Hedef bilgisayarların çalışma mantığını değiştirmek. The Machine adlı bu projeden 8. sayıda bahsetmiştim. […]

  • Türkiye İş Bankası'nın katkılarıyla

Bülten Aboneliği

Günlük haberleri eposta bültenimizle takip edin!

Teşekkür ederiz.

Bir terslik var...