Bebeğinizi ‘tasarlamak’ ister miydiniz?

Stanford Üniversitesi'nden Hank Greely kitabında embriyo aşamasında çocukların özelliklerine karar verilmesinin sonuçlarını inceliyor.

Haber Özeti

Tam Sürüm

Tıp alanındaki gelişmeler göz önüne alındığında, yakın bir gelecekte doğacak çocukların özelliklerini belirlemenin mümkün olacağını kestirmek zor değil. Bugün bile doktorlar, bebekler daha doğmadan, ne tarz hastalıklara yatkın olabileceklerini öngörebiliyor. Peki gelecekte, dilediğimiz özellikleri seçme şansımız olursa bunun ne gibi sonuçları olur?

Stanford Üniversitesi Hukuk Profesörü Hank Greely, ‘Seksin Sonu ve İnsan Üremesinin Geleceği‘ adlı yeni kitabında genetik özelliklerine karar verilmiş çocuklarla birlikte karşımıza çıkacak sorulara değindi. Gelecekte, çocuk sahibi olmak isteyen bir çiftin kendi yumurta ve spermleri ile oluşturulmuş 100 adet embriyo arasından özelliklerini en çok beğendiklerini seçebileceği bir senaryo üzerinden konuşan Greely bu durumda cevaplanması gereken sorular ortaya çıktığını söylüyor. Greely’ye göre bu senaryo 20 yıl içinde gerçekleşebilir.

Çocuğun cinsiyeti, göz ve saç rengi, kas yapısı gibi fiziksel özelliklerinin hangisine karar verilebileceğinin kanunlar tarafından belirlenmesi gerektiğini ifade eden hukuk profesörü, kitabında çok daha detaylı ikilemleri de ortaya koyuyor. İleride bir erkeğin deri hücresinden yumurta hücresi ya da bir kadının kök hücrelerinden sperm hücresi üretilmesi durumunda eşcinsel çiftlerin de çocuk sahibi olabileceğini ifade eden kitapta kişinin haberi olmadan, tuttuğu bir nesneden elde edilen deri hücresi ile yumurta üretilirse sonucun ne olacağı sorgulanıyor. Bu gibi yöntemlerle insanların farkında olmadan anne/baba olabileceğine dikkat çeken Greely konunun kanunla düzenlenmesi gerektiğini belirtiyor.

Sorular gittikçe zorlaşıyor

Zaten oldukça tartışmalı olan konu, üzerine düşünüldükçe daha da karmaşık bir hal alıyor. Örneğin bir ailenin geleceğin Christiano Ronaldo’su olması için seçtiği çocuk ileride şair olmak isterse ne olacak? Hastaneye başarısız uygulamasından dolayı dava açılabilecek mi? Ya da daha önemlisi, aile istediği gibi bir çocuk yetiştiremediği için büyük bir hayal kırıklığına mı uğrayacak?

Bir başka tartışmalı konu da oluşmasına izin verilmeyen hastalıklar. Bu teknoloji ortaya çıktığında, bazı hastalıkların oluşması doğumdan önce engellenebilirse, halihazırda o hastalıkla doğmuş kişilere ‘istenmeyen kimse’ ya da ‘hatalı’ gözü ile bakılabilir. Bu kişilerin hastalıkları artık görülmeyeceği için ilaç şirketleri ya da bilimciler bu hastalığın tedavisi ile ilgili araştırma yapmak istemeyebilir.

Son olarak, işitme engellilerin ya da cücelerin kendi aralarında kurduğu kültürü yaşatmak ve kendisine benzer çocuk yetiştirmek amacıyla, bu özelliklere sahip embriyoları seçmesi durumunda bir yaptırım olacak mı? Bugün bir ebeveyn kendi çocuğunu, isteyerek sağırlaştırırsa devlet o çocuğu ailesinden alır ve o ebeveyni hapse atar. Bu tercih, çocuk doğmadan yapılırsa aynı uygulama geçerli olacak mı? Yoksa ebeveynin bu tercihi, belirli bir kültürü yaşatmak adına alınan bir karar olarak saygıyla mı karşılanacak?

Tam olarak bu konuya değinen ve böyle bir geleceği distopya olarak betimleyen Gattaca adlı film konu ile ilgili daha geniş bir bakış açısına sahip olmaya yardımcı olabilir.

Genetik dizilim mümkün ve maliyeti sürekli düşüyor. Dolayısıyla genetik özelliklerimizi doğum öncesinde tasarlamak da mümkün hale geliyor. ABD / Stanford Üniversitesi Hukuk Profesörü Hank Greely yeni kitabında insanların genetik tasarım hevesinin tetikleyeceği düşündürücü ikilemlere değiniyor.

1 Yorum

Yorum yazmak için tıklayın

Yorumunuz:

  • Türkiye İş Bankası'nın katkılarıyla

Bülten Aboneliği

Günlük haberleri eposta bültenimizle takip edin!

Teşekkür ederiz.

Bir terslik var...