Ay’a tekrar ayak basmak neden bu kadar zor?

Ay'a gitmeyi başaran girişime 20 milyon Dolar ödül verecek olan Google Lunar X Prize'ı kimsenin kazanamayacağı anlaşılınca yarışma 2018'in Ocak ayında iptal edildi. Asıl hedefe ulaşılamasa da bu yarışma Ay projeleri açısından büyük önem taşıyor.

Haber Özeti

Tam Sürüm

Google ve X Prize 2007 yılında bir Ay görevi gerçekleştiren ilk özel kuruluşa 20 milyon Dolar ödül vereceğini duyurdu. Aslında 2012’de bitirilmesi planlanan yarışma önce birkaç kez ertelendi. Hiçbir özel şirketin 31 Mart 2018’e kadar Ay’a gidemeyeceği anlaşılınca da yarışma 2018’in Ocak ayında sonlandırıldı.

Ödül, aşağıdaki üç görevi başarıyla tamamlayan özel ekibe verilecekti:

  • Ay’ın yüzeyine bir uzay aracı yerleştirmek
  • Ay yüzeyinde 500 metre seyahat etmek
  • Ay’dan Dünya’ya yüksek çözünürlüklü video ve fotoğraflar göndermek

Yarışma 13 Eylül 2007 tarihinde başladığından beri sadece üç tane araç başarılı şekilde Ay’a varmayı başardı. Ancak hepsi de hükümet tarafından finanse edilen araçlardı ve sadece bir tanesi (2013 yılında Çin’in fırlattığı Chang’e 3 adlı araç) Ay yüzeyinde hareket edebildi.

İnsanlık 1969 yılında Ay’a ayak bastı. Dolayısıyla bunun başarılabilir bir iş olduğuna dair kanıtımız var. Peki aynı şeyi 49 yıl sonra, bugünün gelişmiş teknolojisiyle neden başaramıyoruz? Sözün kısası, kaynaklar yüzünden. ABD Ay’a ilk kez ulaştığında NASA oraya en kısa sürede gidilebilecek rotayı seçmişti. Öncelik, gelecekte yapılabilecek yolculuklar için düzgün bir yol oluşturmak değil Rusya’yı yenmekti. 

Uzaya çıkma masrafları azalıyor olsa da Ay’a gitmek ucuz bir iş değil. Bugünün parasıyla hesaplamak gerekirse, Apollo Projesi’nde kullanılan Saturn V roketi 1,16 milyar Dolar’a mal olur. Bir hükümeti bu kadar para vermeye ikna etmek de kolay değil.

Şu anda elimizde Saturn V’in ateş gücüne sahip roketler olmaması işleri daha da güçleştiriyor. SpaceX’in yakın zamanda başarılı bir test uçuşu gerçekleştiren güçlü Falcon Heavy roketi, 90 milyon Dolar’a mal olabilecek Ay seyahatleri açısından umut vadediyor. SpaceX kurucusu Elon Musk bu yıl içinde Ay’a turist göndereceğini söylemiş olsa da bu plan rafa kaldırılmış gibi duruyor. NASA da güç açısından Saturn V’in iticilerini geçebilecek  bir sistem üzerinde çalışıyor. Ancak milyar Dolar’ları bulan geliştirme masrafları, bu roketin tamamlandığı zaman epeyce pahalıya patlayan bir araç olacağına işaret ediyor. Üstelik ilk test fırlatmaları yakın zamanda yapılmayacak.

Sanıldığından daha masraflı çıktı

Yani Ay’a gitme konusunda birtakım çalışmalar var ancak yavaş ilerliyoruz. Aslında Lunar X Prize, Ay seyahatine duyulan ilgiyi artırma konusunda önemli bir yere sahip. Yarışma için birçok uzay girişimi kuruldu. Bunlardan bazıları Ay seyahati yapma planlarını sürdürüyor. Hiçbir aday son teslim gününe yetişememiş olsa da Lunar X Prize, 20 milyon Dolar’lık bir ödülden çok daha ötesine doğru evrilmeyi başardı. Şu anda, yarışan ekipler tarafından 300 milyon Dolar’dan fazla para toplanmış durumda. Google Lunar X Prize Başkanı Chanda Gonzales-Mowrer “Ay’a gitmek çok masraflı bir iş. 2007 yılında yarışmayı başlatırken fırlatma kontratlarının daha ucuza mal olacağını sanmıştık.” dedi.

Halk şüpheli yaklaşıyor

Hala birkaç yıla daha ihtiyaçları olsa da yarışmacıların birçoğu (Astrobotic, SpaceIL ve Moon Express) hala Ay’a gitmeyi planlıyor. Finansal ve teknik zorlukların ötesinde, özel uzay şirketleri açısından halkın algısı da önemli bir zorluk oluşturuyor. Astrobotic CEO’su John Thornton “İnsanların karşısına geçip Ay’a yük göndermeye çalışan bir şirket olduğunuzu söylediğinizde küçümseyici bakışlarla karşılaşabilirsiniz.” diyor.

Thornton, halkın duyduğu şüpheyi ortadan kaldırmanın en iyi yolunu hedefe doğru giden yolda kademeli olarak teknolojik gelişme kaydetmek, yatırımcılardan ve diğer ortaklardan destek almak olarak görüyor. CB Insights’ın verilerine göre, 2016 yılında uzay girişimlerine yapılan girişim sermayesi fonlaması konusunda rekor kırıldı.

Sadece özel girişimler değil hükümetler de yoğun şekilde çalışıyor

X Prize etrafında şekillenen girişimlerin ötesinde, hükümetler ve diğer oluşumlar, ABD’nin 1960’lı yıllarda oluşturmakta başarısız olduğu Ay tedarik zincirini kurmak için çalışıyor. Relativity Space gibi şirketler üç boyutlu yazıcıda fırlatma araçları yazdırmak üzere yazıcılar geliştirirken LSC adlı şirket Ay’la ilgili veri toplamak ve diğer şirketlere sunmak için çalışıyor. LSC, Ay’daki hava durumu tahminlerini sağlayan MoonHacker’ı sunmaya başladı bile. Ay’a gitmeyi hedefleyen hükümetler için ise uzun vadeli hedefler sadece Ay’a ayak basmak ve bir jenerasyon önce başarılan bir işi yeniden başarmaktan daha da öte. Thornton “Biz Ay’ı bir kaynak, bir atlama taşı, bir varlık olarak görüyoruz. Ay’ı varılacak bir nokta değil bir kaynak olarak değerlendiriyoruz.” diyor.

Başkan Donald Trump 2017’nin sonunda Ay’a ve sonunda da Mars’a astronot gönderme konusunda destekte bulunacağını duyurmuştu. Trump’ın 2019 bütçe teklifine bu destek de dahil edildi. Trump’tan geri kalmayan Vladimir Putin de Rusları Ay’a ve Mars’a gönderme niyeti olduğunu açıkladı. Çin, Hindistan, Rusya, Japonya ve Avrupa Uzay Ajansı da Ay projeleri üzerinde çalışıyor. Hindistan ve Çin bu yıl keşif aracı fırlatmaları yapacak. Çin 2019’da örnek getirme görevi başlatacak. Sonuç olarak, uzay seyahatinde hükümet ve özel sektör iş birliği için ortam hazırlandı. Kısa süreliğine yüzeyine dokunduğumuz Ay’a bir kez daha dokunabileceğiz ancak bu kez Ay ile kalıcı bir ilişki kuracağız.

Kaynak: Technology Review

X Prize Foundation'in organize ettiği ve Google'ın sponsor olduğu Google Lunar X Prize, Ay'a giden ilk özel girişime 20 milyon Dolar ödül verecekti. 2007 yılında başlayan yarışmanın son teslim tarihi olan 31 Mart 2018'e kadar hiçbir girişimin Ay'a gidemeyeceği anlaşılınca yarışma Ocak ayında iptal edildi. Yarışma büyük hedefe ulaşamasa da uzaya duyulan ilgi ve bu konudaki çalışmalar açısından büyük önem taşıyor. İnsanlığın ilk kez 1969 yılında Ay'a ayak bastığını biliyoruz. Doğal olarak akıllara "Neden bugünkü teknolojiyle yaklaşık 50 yıl geçmişken aynı şeyi yapamıyoruz?" sorusu geliyor. ABD Ay'a ilk kez ulaştığında NASA oraya en kısa sürede gidilebilecek rotayı seçmişti. Öncelik, gelecekte yapılabilecek yolculuklar için düzgün bir yol oluşturmak değil Rusya'yı yenmekti. Üstelik şu anda elimizde Apollo Projesi'nde kullanılan Saturn V roketinin ateş gücüne sahip roketler yok. Ay'a ulaşmak için çeşitli çalışmalar yapılıyor ancak bu anlamda yavaş ilerleme kaydettiğimiz gayet açık.

9 Yorum

Yorum yazmak için tıklayın

Yorumunuz:

  • Aya gitmenin zor olmasi yuzeye indikten sonra geri donecek yakiti saglayamamak olabilir mi? Zaten 1969 da da gidildigi supheli. 50 yil ince yapilan su anda niye yapilamiyor, sacma degil mi?

  • Yazı neredeyse Ay’a gidilmedi teorilerini destekler gibi olmuş… hele para yok o yüzden gidilemiyor bahanesi gerçekse kötü, değilse de kötü bir espri gibi duruyor…

  • Hiç gidilmediki :)Kanada’nın bi çölünde çekilmiş emitasyondan aya gitmişler! neden doğruları hala söylemiyolar!?Dünya düz gök kubbeyi bi türlü geçemiyoruz demeleri lazım,yazı baştan sona uyduruktan teyyare masalı

  • Çünkü hiç gidilmedi de ondan gidilemiyor. 1,16 milyar dolar çok paraymış. Çok güldüm buna :):) abd nasaya yıllık 20 milyar dolar bütçe veriyor. Biraz düşünün. Şu anki gidilememe sebebini nasa van allen kuşağından dolayı olduğunu söylüyor. Yani alçak yörünge sorunu. Peki bu sorun 1969 teknolojisi ile nasıl aşıldı. Youtube a Don Pettit moonlanding yazarsanız bir nasa astronotunun nasıl saçmaladığına şahit olursunuz.
    Düz dünya teorisini keşfettikten sonra ben ikna oldum. Bana göre yeterli deliller var. Ay üzerine inilebilinecek katı bir cisim değil ve kendi ışığı var. Çünkü kendi ışığı güneşin ışığının aksine soğuk bir ışık. Yani aydınlattığı yer gölgesinden daha soğuk. Bunun ölçümlerini youtube dan bulabilrsiniz yada kendiniz de test edebilirsiniz. Ve üzerimizde bir kubbe var ve onu henüz aşamadık. Bkz operation fishbowl.

  • Hiç gidilmedi mi demek için “Kaynak” nedir gidilmediğine dair. Şahit misiniz, “şahidiz” :)

    Ben Jeoloji Mühendisi’yim. İstanbul Boğazı’nın oluştuğu dönem için 5000-9000 sene önce diye varsayımda bulunabiliyoruz. Şahit var mı? :)

    Aslında dinazor diye bir şey de yok; şahit var mı? “Arizona’nın bilmem ne çölünde çekim yapmışlar” sen mi yaptın çekimi de anlatıyorsun bunu ilk ağızdan. Uzaya yolculuk bilgisayar başında “zaten gitmediler” demek kadar basit değil. Araştırmanız gerekiyor; araştırıp yapan adamların gerçekten yapıp yapmadığını farklı kaynaklardan teyit etmeniz gerekiyor. O iş öyle klavye başında “zaten yapmadılar” ile olmuyor. Ben yaklaşık beş farklı kaynaktan bu işin yapıldığını teyit edecek kadar çok fazla araştırma okudum. Bunların neredeyse tamamı Non-American kaynak; yani Amerikalı araştırmacı yok içinde. Malum “Milli” bir mesele olarak addediliyor bu durum.

    Biraz araştırma yapıp okunursa benim gibi ulan 69 Senesindeki 2×2 yi ehsaplayan cihaz 70 ton ağırlığındayken bunlar nasıl üç kişilik araçla Ay’a indiler diye başlayan “Merak”ım ve araştırmalarım bunun o yıllarda yapılabileceğini, çekilen video ve fotoğraflardaki inceliklerin bu durumu ispatlar nitelikte olduğunu gösteriyor. Buradaki en önemli kanıt ise bu işin en büyük sorunu olan Ruslar. Görüntülerin gerçek olduğunu onların önemli bir kaç araştırmasında ortaya çıktı.

    Ay’a niye gidilmez?
    Türkiye olarak düşünün önce; uzaya niye gidemedik? Paramız vardı; biz ülke olarak 1940’dan sonra borca girdik, bilimden uzaklaştık. (Okuyun ne zaman hibe aldık borca battık döviz rezervlerimiz azalmaya başlamış görürsünüz). Neden elin Hintlisi’nin bile bilmem kaç tane gözlem uydusu varken Göktürk-1 adındaki “ucube” aleti bize matah bir şeymiş gibi anlattıklarını düşünün. Çözünürlüğü bilmem kaç santimetreymiş.

    Benim elimde NASA’dan satın aldığım 1961 senesinin Ocak ayında Çanakkale Boğazı > İstanbul Boğazı > Şile ekseninden geçerken çekilmiş “Casus Uydu” görüntüsü var; Bill Clinton bu konuyu başkanken resmi olarak açıkladıktan sonra bu uydu görüntüleri satışa sunuldu. 1 Milyon piksel çözünürlükte pozitif filmden tarayıp bana FTP ile gönderdiler. 1961 senesindeki fotoğrafın çözünürlüğü 2016 senesinde Göktürk-1 uydusundan daha yüksek seviyede: 60 santimetre. Bu uydu görüntüleri üzerinden onlarca makale yayınlandı ki benim bu görüntüye dair devlet protokolünde ve uluslararası bir sempozyumda iki adet sununum bile mevcut. Adını vermeyeceğim, merak eden arar bulur.

    Elin adamı 1957 senesinde yaptığı aletle ki dertleri Rusların askeri üslerini tespit etmekti sadece bunu sizin 2016 senesinden fırlattığınız uydudan üstelik eski teknoloji ile daha iyi yaptılar. Hintliler IRS serisi uydularında 1997 senesinde aynı çözünürlüğü yakalarken birileri bilmediği incelemdiği konuda “zaten gitmediler” diyordu. Şu an son uydularının çözünürlüğü varın Google’a girin kendiniz bakın bakalım kaç santimetreymiş.

    Sorunun cevabı basit; daha önce gidilen bir yer hiç bir işi yaramayacaksa tekrar gidilmez. NASA, ESA, ROSCOSMOS… Bu kurumlar her zaman bir sonraki hedef için milyar dolarları harcıyorlar. Özel girişimler ise Ay’a tekrar gitmenin bir amacı olduğuna inanmıyor ve para yatırmak istemiyorlar. Şöyle anlatmak gerek; Fosil Yakıtları dersini alırken ben petrolün varil fiyatı 30 USD idi. Karandeniz’de petrol var demişti hocam; lakin 70 USD/Varil olmadığı sürece kimse o işe girmez diye de eklemişti. Bu konuda böyledir;

    Ay bir atlama tahtası olmadığı sürece kimse oraya gitmeyecektir. Çünkü senin cebinde Bugatti Veyron alacak para yokken adamlar niye devletlerinin parasını bunlara sarf etsin.

  • Türkiye İş Bankası'nın katkılarıyla

Bülten Aboneliği

Günlük haberleri eposta bültenimizle takip edin!

Teşekkür ederiz.

Bir terslik var...