Bilim / Teknoloji / Yazılım / Donanım
- Hislerime tercüman olan Gizmodo diyor ki “kimse söylemeye cesaret edemiyor ama Apple Watch da diğer akıllı saatler de beş para etmez”. Konuyu bir adım öteye taşıyıp gereksiz bir fanboy girdabına düşmeden önemli bir kırılıma işaret ediyor. Enformasyon çağı bitti, artık altapı çağına girdik. Altyapıdan kastı geçen haftaki özette lansmanından söz ettiğim Tesla şirketinin ev pili Powerwall ve türevleri. İlginç bir zihin esnetmesi.
- 1997’de Dünya Satranç Şampiyonu Gary Kasparov’u yenen IBM’in Deep Blue adlı bilgisayarı epey ses getirmişti. Peki satranç dışındaki alanlarda yapay zeka ne alemde? Bir benzer deney poker üstünde yürüyor. Kumarhaneleriyle ünlü Pennsylvania’da 80 bin el poker oynayan Carnegie Mellon Üniversitesi tarafından geliştirilen Claudico adlı bir yapay zeka yazılımı dünya şampiyonlarını dahi tedirgin eder duruma geldi (turnuvada oynanan poker türü ‘Heads Up No Limit Texas Hold ’em’ adı verilen epey beşeri yetenek gerektiren bir tarz).
- Bundan 10 sene önce “Internet Explorer dibe vuracak” diyene deli gözüyle bakarlardı eminim. Teknoloji dünyasında her şey çok hızlı yaşanıyor ve kimsenin yarına dair bir garantisi yok. Aşağıdaki grafik bunun ispatlarından sadece biri.

- Microsoft ile ilgili bir diğer ilginç gelişmeyse bu hafta gerçekleşen Ignite adlı (yine Microsoft tarafından düzenlenen) etkinlikte telaffuz edilen bir cümle oldu. Şirket adına konuşan Jerry Nixon “Windows 10’u tanıtıyoruz çünkü o son Windows olacak” dedi. Ortamda South Park sessizliği yaratan bu duyurunun ardından açıklama geldi: Microsoft artık Windows’u sürekli güncellenen, ihtiyaçlara göre gelişen modüler bir yapıda (ve aynen Apple gibi ücretsiz yükseltmelerle) kullanıcılarına sunacak. Gayet mantıklı ve gayet geç bir karar.
- Meğer ABD dış istihbarat teşkilatı NSA’in Skynet adında bir programı da varmış. Ama bu biraz farklı cinsten. Bir mağdur sayesinde detaylarını öğrenmiş olduk.
- Yukardaki konuyla bağlantılı -meraklısına- harika bir kaynak makaleye denk geldim. NSA her türlü elektronik iletişimin yanısıra telefon konuşmalarını da dinliyor. Ama onları nasıl sınıflandırıyor, nasıl kaydediyor, içlerinde nasıl arama yapıyor… Ama öyle uzun ki linkini vermeye korkuyorum (verdi).
- Son olarak notlarımıza ekleyelim; ABD mahkemesi NSA’in yürüttüğü bu dijital takibin hukuksuz olduğuna hükmetti
. - Şahsen çok ilgimi çeken -dolayısıyla ilgilediğim- ‘filtre balonu’ adlı önemli bir konu var. Kabaca sosyal medya algoritmalarının bizim ilgimizi çekeceğini düşündüğü şeyleri gözümüze sokması, çekmeyeceğini düşündükleriniyse gizlemesini temel alıyor. En büyük sorunsa kullanıcı olarak bizim bizden gizlenenler hakkında hiçbir şey bilmiyor oluşumuz. Belki bizim için çok önemli gelişmelerden mahrum kalıyoruz; haberimiz bile olmuyor. Çapraz kontrol yapabileceğimiz bir mecra da yok. Algoritmalara teslim hayatımızda eleştiri okları tahmin edebileceğiniz gibi en çok Facebook’a yöneliyor. Bu hafta -Facebook çalışanları tarafından gerçekleştirilen- bir araştırmanın sonuçları yayımlanandı. Araştırma filtre balonu teorisini reddediyor. Konuya ilişkin en derli-toplu reddiyelerden biri Kuzey Carolina Üniversitesi’nden Zeynep Tüfekçi‘den geldi (üzgünüm ama İngilizce). Bu konuyla ilgiliyseniz Eli Pariser’ın The Filter Bubble kitabını kesinlikle öneririm.
- NASA, normalde uzay araçlarını takip için kullandığı özel radar sistemini deprem felaketiyle sarsılan Nepal’de kullandı ve göçük altında kalan 4 kişiyi kalp atışlarından tespit ederek kurtarılmasını sağladı.

- Bu vesileyle Nepal’e yardım amaçlı fotoğraf merkezli bir girişimi de anmış olalım.
- California Üniversitesi’nde yürütülen bir çalışmada UCD38B olarak bilinen molekülün hızlı yayılan bir beyin kanseri türünü tedavi ettiği ortaya çıktı. Bu molekül kanser hücrelerinin çoğalmasını durduruyor ve kendini yok etmesine yol açıyor.
- Güney Kore’deki Pohang Bilim ve Teknik Üniversitesi tarafından geliştirilen bir cihaz kişilerin kalp krizi geçirip geçirmediğini tespit edebiliyor. Kriz anında kandaki troponin adlı protein hücresinin artış göstermesinden yola çıkan cihaz bunu anlık olarak tespit ederek hızlıca teşhis koyuyor.
- 9 dolara bilgisayar olabilir mi? Elbette olmaz! Şaka şaka, olur(muş). CHIP ile.
- UCLA Üniversitesi’nde yürütülen bir proje 3 boyutlu yazıcılarla üretilebilen basit bir düzenekle akıllı cep telefonlarını gelişmiş birer mikroskoba çevirdi. Alınan görüntülerle DNA analizi; hatta kanser ve Alzheimer teşhisi dahi yapılabiliyor.
- Giyilebilir cihazlarla gelişen Quantified Self adlı bir akım var. Kabaca kendine ait verileri yazılım ve donanımlarla kaydedip arşivlemeye, paylaşıp analiz etmeye dayanıyor. Bu konudaki EN garip cihaz ise CH4. Afili bir ismi var ama yaptığı pek o türden değil. O sizin [highlight]gerinizden çıkan gazları koklayarak ölçüyor[/highlight]. Böylece hangi yemeğin sizde nasıl etki yaptığını buluyor. Dolayısıyla o yemeklerden uzak duruyorsunuz. Sitesindeki bilgilere göre günde 13 ile 21 arası gaz çıkarmak normalmiş. Osuruktan icat diye buna derim.
- Telefonunuza yollanacak izinsiz pazarlama mesajlarını engelleyen bir mobil -yerli- uygulama: Temiz SMS.
- Dünyanın en büyük fabrikalarından Foxconn‘u -özellikle Apple sayesinde- eminim duymuşsunuzdur. Peki 45 yıldır hizmette olan 18 milyar dolarlık Jabil’i hiç duymuş muydunuz?





Bir yanıt yazın