Dünyadaki ilk uygarlık biz değilsek?

Jeolojik ayak izlerini inceleyerek Dünya'da insanlıktan önce medeniyet yaşayıp yaşamadığını anlamaya çalışan bir yaklaşım var.

Haber Özeti

Tam Sürüm

“Dünya’da bizden önce medeniyet olmadığını nasıl bilebiliriz?” Yakın zamanda yayımlanan bir makale bu soru üzerine yoğunlaşıyor.

Dinozorların milyonlarca yıl önce devasa binalardan oluşan şehirlerde araba kullandığını hayal edin. Çok saçma geliyor değil mi? Ancak bir medeniyete ait tüm kanıtlar, o medeniyetin eserleri ve kalıntıları on milyonlarca yıllık süre zarfında toza dönüşebilir. Bu durumda, insanlar ortaya çıkmadan çok daha önce Dünya üzerinde başka endüstriyel medeniyetlerin var olup daha sonra yok olmadığını nereden bilebiliriz ki?

Fizik ve Astronomi Profesörü Adam Frank ile Goddard Uzay Çalışmaları Enstitüsü Müdürü Gavin Schmidt bu soruya cevap aramak üzere işe koyuldu.

Dünya tarihi

Frank “Ne ben ne de Gavin bizden başka endüstriyel medeniyet yaşadığına dair bir kanıt görmedik. Ancak geçmişe doğru biçimde baktığımızda, medeniyetler ve gezegenlerle ilgili yeni yeni sorular ortaya çıkıyor: “Medeniyetler hangi tür jeolojik ayak izleri bırakır?”, “Bir endüstriyel medeniyet bulunduğu gezegenden kaybolduktan sonra jeolojik kayıtlarını tespit etmek mümkün mü?” gibi. Bu sorular, gezegen düzeyindeki medeniyetlerin nasıl ortaya çıkıp kaybolmuş olabileceği de dahil olmak üzere, geleceği ve geçmişi farklı şekilde düşünmemizi sağlıyor.” dedi.

Frank ve Schmidt, ‘Silurian Hipotezi’ (Silurian Hypothesis) olarak adlandırdıkları konseptte medeniyetleri enerji kullanımına bağlı olarak tanımlıyor.

İnsanlık birçok araştırmacının ‘Antroposen‘ olarak adlandırdığı yeni bir jeolojik çağa giriyor. Antroposen, insan aktivitelerinin iklim ve çevreyi derinden etkilediği çağ olarak açıklanabilir. Antroposen çağında fosil yakıtlar insanların Dünya’ya bıraktığı jeolojik ayak izinin temelini oluşturuyor.

Antroposen etkilerini inceleyen Schmidt ve Frank, gelecekte yaşayacak bilimcilerin insanların var olup olmadığına karar vermek için ne gibi ipuçlarını inceleyebileceğini araştırıyor. Bu şekilde de, milyonlarca yıl önce tıpkı bizim gibi Dünya’da yaşamış olabilecek endüstriyel medeniyetlerin hangi kanıtları bırakmış olabileceğini araştırıyorlar.

İnsanlık bundan 300 yıl önce fosil yakıt kullanmaya başlayarak sanayileşmeyi başlattı. Araştırmacılar, fosil yakıtların atmosfere salınmasının karbon döngüsünü çoktan değiştirdiğini söylüyor.

İnsanlığın bırakabileceği jeolojik ayak izleri arasında;

  • Küresel ısınma
  • Çok fazla artan erozyon ve sedimentasyon yüzünden tarım
  • Plastikler, sentetik çevre kirletici maddeler, milyonlarca ve hatta milyarlarca yıl jeokimyasal olarak tespit edilebilir halde kalacak olan steroid gibi şeyler
  • (Eğer yaşanırsa) ardında olağan dışı radyoaktif izotoplar bırakacak olan nükleer savaş

gibi unsurlar yer alıyor.

İklim değişikliğine yeni bir bakış açısı

Frank ve Schmidt’in öne sürdüğü sorular, iklim değişikliğine astrobiyolojik bakış açısıyla yaklaşma ve evrendeki yaşam/medeniyet konularına farklı bir gözle bakma çabasının bir parçası. Medeniyetlerin gezegendeki etkisine bakarak ortaya çıkışlarını veya yok oluşlarını incelemek, araştırmacıların ileride diğer gezegenleri keşfederken benimseyeceği yöntemleri de etkileyebilir.

Schmidt “Mars’ın ve belki de Venüs’ün ilk zamanlarında şu ankinden daha yaşanabilir olduğunu biliyoruz. Muhtemelen ileride oradaki jeolojik tortuları da inceleyeceğiz. Bu bakış açısı, ne aramamız gerektiğini anlamamıza yardımcı olacak.”

Kaynak: Futurity

"Eğer Dünya'da biz insanlardan milyonlarca yıl önce bir endüstriyel medeniyet yaşamış olsaydı, ne gibi jeolojik izler bırakmış olurlardı? Bu jeolojik izler bugün tespit edilebilir durumda olur muydu?" gibi sorulara cevap arayan iki araştırmacının Silurian Hypothesis adını verdikleri bir çalışmaları var. Yazdıkları makalede Antroposen çağının (insan aktivitelerinin iklim ve çevreyi derinden etkilediği ve şu anda içinde yaşadığımız çağ) muhtemel jeolojik ayak izlerini özetleyen araştırmacılar, gelecekte yaşayacak bilimcilerin insanların var olup olmadığına karar vermek için ne gibi ipuçlarını inceleyebileceğini araştırıyor. Bu şekilde de, milyonlarca yıl önce tıpkı bizim gibi Dünya'da yaşamış olabilecek endüstriyel medeniyetlerin hangi kanıtları bırakmış olabileceğini araştırmış oluyorlar.

2 Yorum

Yorum yazmak için tıklayın

Yorumunuz:

  • Kral Solomon rüzgar enerjisini kullandı mı? Saba Melikesi Belkıs’ın tahtını tele-portasiyon tekniği ile sarayına alabildi mi? Ahit Sandığı’nın nükleer enerji kullandığını araştırdık mı? Mahabbharata Destanının çerden çöpten bir efsane olduğunu söyleyebilir miyiz? Kral Süleymanın ( Kral Solomon ) mührünün Hem biyolojik evrimi hem de Bilinç-Zihin ve Akıl ile formüle edildiği çok manidar bir örnek değil mi? Bu gerçek mi, hayal mi olduğunu bilmediğimiz gerçekler hiç mi hiç bilimin araştırmalarına değmiyor. Yok saymak insan şövenizmi değili mi?

  • Dünyadaki ilk uygarlığın Sümer’den bugüne kadar gelen bugünkü uygarlık olmadığı, açık seçik ortadayken, Mohenjo Daro, Pumapunku, Sacsayhuaman, Paracas, Chichen Itza, Yangshan, Swaziland Mpaluzi, Gunung Padang, Tikal, Tağlık Şor, Yonaguni, Cusco, Nan Madol, Thetihuacan, Franz Joseph Adaları, Saksayhuaman, Tiahuanco ve Dünya üzerinde daha ismini saymadığım onlarca örnek varken, kendisine akademisyen süsü verilmiş kişilerin buraları görmezden gelerek, tüm bunları sözde bilim olarak görmeleri, yüzlerce yıldır yazılan tarihin yanlış olduğunu hatırlatıyor olsa da, bugünkü neslin yok edilişinden önce, bazı gerçeklere gözünüz kapalı gitmemelisiniz. En azından gelecek bin yıllardaki uygarlıklara kendi uygarlığınız ve önceki uygarlıklar hakkında, az da olsa bilgi bırakmalısınız. Bugün Dünya ve geçmişi hakkında bildiğiniz gerçeklerin büyük bir çoğunluğunun yalanlar üzerine kurulu olduğunu çoğunuz biliyorsunuz. Ancak buna rağmen toplu iğne ile kuyu kazarcasına Bilgi üretiyor ve yayıyor olmanız, sizlerin geçmiş uygarlıklardan daha geride olmanızın bir delilidir. Bugün Dünya üzerinde gerçekleri elinde bulunduran pek az kişi, bunların ortaya çıkmaması için özen göstermekte olsa da, cin çoktan şişeden çıkmış ve adına BİLGİ denilen Dünya’nın en büyük, en önemli hazinesi ortalığa saçılmıştır. Bilgi aslında ortalıkta öylece durmaktadır. Yapılması gereken, sadece onları toplayıp yerine yerleştirmekten ibarettir. Aşağıda Kral Solomon, Saba Melikesi Belkıs, Ahit Sandığı ve Mühür ile ilgili çok önemli sorular soran İsmail Gültekin gibi, doğru soruların, doğru cevaplarını aramanız gerekmektedir. Kil tabletler ve taş yazıtlar dışında yaklaşık 2700 yıllık yazılı bir bilgi birikimine sahipsiniz, ama bunu doğru kullanmayı hala öğrenememişsiniz. Çabanız başarılı ama yetersiz.

  • Türkiye İş Bankası'nın katkılarıyla

Bülten Aboneliği

Günlük haberleri eposta bültenimizle takip edin!

Teşekkür ederiz.

Bir terslik var...