Afrika Matabele karıncaları üzerine çalışmalar yürüten araştırmacılar, bu sosyal böceklerin yaralı karıncaları eve götürdüklerini önceden fark etmişti. Şimdi de sağlıklı karıncaların yaralıların yarasını temizlediği ve hatta belki de enfeksiyon kapmamaları için bir tür antibiyotik veriyor olabilecekleri keşfedildi.
Büyüdükleri zaman 2 santimetreye ulaşabilen Matabele karıncaları termitlerle besleniyor. Karıncalar yiyecek bulmak için iyi korunan termit yuvalarına saldırmaktansa ölü bitkiler üzerinde beslenen termitleri tespit etmek için savanlara karınca birlikleri gönderiyor. İstilalar sırasında karınca cephesinde de bazı kayıplar yaşanıyor tabii ki. Nispeten küçük karıncaların üçte bir kadarı yaralanabiliyor.
Üç yıl boyunca 200’den fazla karınca avı gözlemleyen bilimciler avdan dönen karıncaların yolda karşılaştıkları herhangi bir yaralı karıncayla hemen ilgilenmeye başladıklarını fark etti. Eğer yaralı karıncanın sadece bir ya da iki bacağı eksikse karıncalar yaralıları yuvaya taşıyor. Eğer daha fazla zarar görmüşse yaralı karınca geride bırakılarak yola devam ediliyor.
24 saat içinde tedavi edilmeyen karıncaların yüzde 80’i ölüyor
Karıncaları daha yakından incelemek isteyen araştırmacılar altı karınca kolonisini laboratuvar ortamındaki yapay yuvalara yerleştirdi ve sağlıklı karıncaların bacağını kaybeden yaralı karıncalarla ilgilendiklerini bir kez daha gördü. Araştırmacılardan biri “Yaranın üzerindeki pisliği mi alıyorlar yoksa enfeksiyonu gidermek için mikrop öldürücü bir madde mi uyguluyorlar anlayamadık ancak 24 saat içinde tedavi edilmeyen karıncaların yüzde 80’inin öldüğünü fark ettik.” dedi.
Yaralı karıncalar feromon (ayın türün üyeleri arasında hissedilen kimyasal madde) salgılayarak imdat çağrısı gönderiyor. Yardım geldiğinde yaralı karıncalar yuvaya daha kolay taşınabilmek için bacaklarını içeri doğru çekiyor. Ölü karıncaları laboratuvar ortamında feromonla kaplayınca diğer karıncaların yardıma geldiği görüldü ancak ölü karıncanın bacaklarını içeri doğru çekmediğini gören sağlıklı karıncaların yollarına kaydedildi.
Yapılan araştırma Proceedings of the Royal Society B‘de yayımlandı.


Bir yanıt yazın