Otonom araçlardan tutun da makine öğrenimine kadar birçok teknolojinin hayatlarımızı ne kadar kolaylaştırdığını her gün görüyoruz. İnsan haklarına saygı duyulmayan ülkelerde, hızla gelişen teknolojiler değişim için büyük bir potansiyele sahip. Daha özgür, daha barışçıl ve daha zengin bir dünyada yaşamak isteyen insanların, teknoloji kullanımını ve teknolojinin sunduğu uçsuz bucaksız imkanları teşvik etmesi akılcı bir çözüm gibi görünüyor.
Teknolojinin insan hakları savunuculuğunu değiştirdiği 5 konu ve ve teknoloji uzmanlarının bunlara dahil olma yöntemleri şu şekilde:
Teknoloji kapalı toplumları dünyadan haberdar ediyor
Kuzey Kore’de büyüdüğünüzü hayal edin. Bütün hayatınız boyunca, Kim Jong-un’un ve ailesinin kusursuz olduğu fikriyle yetişeceksiniz. Bu esnada, siz açlıktan ölüyor olsanız, hasta olsanız, izole bir yerde yaşıyor olsanız bile, ülke rejimi, sizi dünyada sahip olabileceğiniz en iyi hayata sahip olduğunuza inandıracak. Sivil ya da politik hiçbir hakkınız olmayacak. Daha sonra, tanıdığınız biri dış dünyadan haberler ve içerikler sunan bir flaş bellek ele geçirdi diyelim. (Kuzey Kore’de internet olmadığını hatırlamakta fayda var.). Birdenbire Çin yapımı ucuz bir cihaz sayesinde Güney Kore ya da Hollywood yapımı diziler, filmler seyretmeye başlayıp romantik ilişkiler ve süpermarketler hakkında bilgi sahibi olacaksınız. Böylece, diktatörlük rejiminin kapsamı ve derinliği gözler önüne serilecek.
Ülkeden kaçan sayısız Kuzey Koreli bu tür hikayeler anlatıyor. Dış dünyaya ait en ufak bir bilgi bile onlar için çok önemli. Birçok Kuzey Koreli özgürlük istiyor. Dış dünyadan bir şekilde haberdar olan herkes, ne kadar acımasız şartlar altında yaşadıklarını fark ediyor. Yeterli sayıda Kuzey Korelinin bilinçlenmesi halinde baskıcı hükumetin devrilmesi mümkün hale gelebilir.
Dünyanın çeşitli yerlerinden aktivistler, cep telefonu, televizyon uydusu, akıllı telefon uygulamaları ve drone’lar gibi yeni ve eski teknolojileri kullanarak diktatörlük rejimi altında yaşayan insanlara bilgi ulaştırmak için çabalıyor.
İnsan hakları ihlalini daha iyi anlamamızı sağlıyor
Zalim diktatörlüklerde yaşayan siyasi suçluların ya da hükumet politikaları yüzünden acı çeken vatandaşların durumunu anlamak bazen zor olabiliyor. Teknoloji, temel insan haklarından mahrum bırakılan insanlarla empati kurmamızda oldukça önemli bir rol oynuyor. Örneğin; sanal gerçeklik şirketleri, insan hakları ihlal edilenlerle empati kurmamızı sağlamak için hikaye anlatıcılığını kullanıyor.
New York’ta gerçekleştirilen Oslo Freedom Forum‘da, Blindfold, kullanıcılarına İran’daki Evin Hapishanesi’ni tecrübe etme fırsatı sundu. Aynı gün, katılımcılar o hapishanede kalan Marina Nemat adlı eski bir siyasi suçlunun İran Devrimi’ni eleştirdiği için nasıl eziyet ve tacize maruz kaldığını dinledi.
Yaşadıkları artırılmış gerçeklik tecrübesi, katılımcıların Marina’yı daha iyi anlamasını ve empati kurmasını sağladı. Bizden hiçbir farkı olmayan başka bir insanın savaşta veya hapishanede neler yaşadığını daha iyi anlayabiliyor olsaydık, daha fazla ses çıkarırdık.
Aktivistlerin güvenliğini sağlıyor
İnternet çağı bizi birbirimize daha ‘bağlı’ hale getirse de gözetim bizi daha zayıf hale getiriyor. Bu durum özellikle de insan hakları ihlaline karşı çıkan ve değişimi savunan aktivistler ile gazeteciler için geçerli.
Teknoloji uzmanları, aktivistlerin çevrimiçi kimliklerini koruyan yazılımlar geliştirerek büyük bir fark yaratabilir. Whistler (muhbirler için geliştirilen şifreli bir uygulama) gibi yeni uygulamalar, uçtan uca şifreleme yönteminin yaygınlaşması, iki faktörlü kimlik doğrulama, ücretsiz VPN’ler ve daha birçok şey aktivistlerin teknolojiden daha fazla faydalanmasına imkan sağlıyor.
Üstel teknolojiler ve insan hakları iş birliği içinde kullanılabiliyor
Silikon Vadisi yeryüzündeki en yaratıcı, en umut vadeden yerlerden biri. Bu yenilikçi ve girişimci ruhu dünyayı daha özgür hale getirmek için kullandığımızı hayal edin. Yapay zeka, robotik, blok zinciri gibi üstel teknolojilerin insan hakları için kullanımları mümkün.
Örneğin; kendisini kızları bilgisayar bilimi konusunda eğitmeye adayan Roya Mahboob‘u ele alalım. Mahboob, bağış kampanyasında kripto para kullanan ilk kişi. Böylece savunuculuğunu yaptığı alanda daha şeffaf hale geldi. Birlikte çalıştığı kadınların erkek egemen toplumlarda bağımsızlık elde etmesi için çabalıyor.
Mahboob değişimin ön saflarında yer alıyor çünkü teknolojiden faydalanıyor. Diğer aktivistler ve onların destekçileri için de iyi bir örnek oluşturuyor.
Aktivistlerin karşılaştığı zorluklar teknolojiyle çözülebilir
Kaynak ve kurumsal desteğin olmadığı durumlarda, aktivistler fazlaca yardıma ihtiyaç duyuyor. Teknoloji uzmanlarına düşen de karşılaşılan zorlu durumları çözmek oluyor. DEFCON ve SXSW gibi konferanslarda, aktivistlerin güvenliğini sağlamak için yeni çözümler ortaya koyabilecek yazılımcılara ve beyaz şapkalı hacker’lara insan hakları konuları anlatılıyor. Yeni ve gelişen teknolojiler sayesinde, dünyamızı yeniden şekillendirme ve insanlara güç verme imkanımız var. İşe koyulma vakti!


Bir yanıt yazın