Bazen insanların etkisi sebebiyle bazen de çevrenin değişmesinin sonucunda şehirler gelişen dünyaya alışmak için çeşitli çözümler geliştiriyor. Bu kimi zaman kendiliğinden olurken bazen de belediyeler yenilikçi yaklaşımlarla şehrin çehresini değiştiriyor. İşte yakın gelecekte hayata geçirilmesi için tasarlanmış bazı şehir projeleri.
Otoyolların üzerinde yeni bir alan: İstanbul, Türkiye

İstanbul yakında Marmaray’ın yanına, 5,4 km uzunluğunda bir kara yolu geçiş tüneli ekleyecek. Iraklı tasarımcı ve mimar Zaha Hadid bu projenin Anadolu yakasındaki ucuna, Kartal-Pendik bölgesindeki bin 300 hektarlık alana yeni bir iş merkezi inşa etmek istiyor. Bu bölgede bulunan çevre yollarının üzerinde oluşturulacak platforma konser salonları müzeler, tiyatrolar, oteller ve sahile bir marina inşa edilebilir. Kara yolu, raylı sistem, deniz yolu, ve hava yolu ulaşımının merkezi konumuna gelen bu nokta, mevcut altyapı değiştirilmeden daha kullanışlı bir hale getirilebilir.
Yapay adalar: New York City, ABD

New York için ortaya atılan pek çok konseptte Manhattan bölgesinin çevresine yapay adalar yerleştirme fikri yer alıyor. Kimileri bu adaları yeşil alanları ve parkları genişletmek için kimileri de şehri fırtınalardan korumak için inşa etmek istiyor. Bu planlar arasından gerçekten inşa edilmesi planlanan ilk proje ise Pier55 adı verilen ve Manhattan’daki 54 ve 56 numaralı iskeleler arasına inşa edilmesi planlanan 2,7 hektarlık platform. Bu alan halka açık bir park olarak hizmet verecek.
Bir su altı mahallesi: Tokyo, Japonya

Yaklaşık 26 milyar dolara mal olması planlanan bu proje, Japon Shimizu şirketinin Ocean Spiral adında bir su altı eko-şehir inşa etmesine dayanıyor. 5 bin kişiye ev sahipliği yapması planlanan bu projede enerji deniz tabanındaki akıntılardan ve değişen sıcaklıklardan elde edilecek. Deniz yüzeyinden başlayan proje tabana ulaşana kadar 14,4 km uzunluğunda spiral bir yapının oluşturulmasını amaçlıyor. Devlet, özel sektör ve akademisyenlerden destek alan proje üzerinde daha fazla çalışma yapılacak ancak bu proje hiçbir zaman hayata geçmeyebilir.
Yüzen taksi filosu: Paris, Fransa

Şehirde artan kirlilik oranları ile birlikte Paris’te pek çok bölgeye araç girişi yasaklandı ve bu bölgeler yayaların ve bisikletlilerin kullanımına bırakıldı. Sonuç olarak Paris, su yollarını alternatif bir ulaşım seçeneği olarak kullanmayı düşünüyor. Seine nehri üzerinde fiberglas ve yüksek yoğunluklu köpüklerden üretilen taksiler yerleştirilmesi planlanıyor. Beş kişiye kadar yolcu taşıyabilecek olan bu taksilerin şehir içi ulaşımı hızlandırması bekleniyor. İlk testler 2017 baharında gerçekleştirilecek.
Araçsız süperbloklar: Barselona, İspanya

Barselona’daki bu aşırı düzenli blokları daha önce görmüşsünüzdür. Barselona yönetimi bu bloklardan 12 tanesini bir araya getirerek oluşturduğu süperbloklara sadece burada yaşayan kişilerin arabayla girmesine izin veriyor. Bunun dışında bloklar arasında bisiklet kullanmak ya da yürümek gerekiyor. 1993’te başlayan bu projeye bu sonbaharda yeni bir süper blok eklenmesi bekleniyor. Şehrin hedefi 2018’e kadar beş yeni süperblok oluşturarak bölgedeki araç trafiğini azaltmak ve halkı yürümeye ve bisiklet kullanmaya yöneltmek.
Yüzen nehir kubbeleri: Rotterdam, Hollanda

Rotterdam suyu nasıl kullanacağını çok iyi biliyor. Çoğunluğu deniz seviyesinin altında kalan şehirde Hollandalılar suyla başa çıkmanın çeşitli yollarını öğrenmiş durumda. Bu kadar su olunca suyun üzerinde durmayı da bilmek gerekiyor. Rotterdam’da ilk prototipleri denenen Floating Pavilion (Yüzen Köşk) projesi, küresel ısınma sebebiyle artan deniz seviyesine de bir alternatif olarak geliştirilmiş. Gelecekte pek çok Hollanda şehrinde bu tarz yüzen yapıların kullanılabileceği, bu yapıların gerektiğinde karada gerektiğinde su üzerinde durabilecek amfibik bir kullanıma sahip olabileceği düşünülüyor. Şimdilik bir park alanı olarak kullanılan yapılar, kolaylıkla bir su tankına da dönüştürülebiliyor.
Gökyüzündeki yaya yolları: Stockholm, İsveç

Anders Berensson Architects tarafından tasarlanan projeye göre Stockholm şehir merkezindeki yüksek binalar arasında oluşturulacak köprü benzeri yaya yolları ile şehir yeni bir yaşam alanı kazanacak. Bu şekilde daha iç içe bir yaşam alanı imkanı sunan proje böylece hem iş hem de yerleşim için gerekli alanın sağlanabileceğini öngörüyor.


Bir yanıt yazın