Siri ve Alexa insan olsa neye benzerdi?

Ses asistanlarıyla röportaj yapan Sean Mulholland, sonuçları çizerlere ulaştırdı. Çizerler de kafalarında canlanan Siri ve Alexa imajını kağıda döktü.

Haber Özeti

Tam Sürüm

Her bir arayüzün ardında bir tasarımcı ve hatta bir ekip bulunur. Bu tasarımcıların düşünmesi gereken birçok konu vardır. Mesela Siri’nin sesi nasıl olacak? Alexa’dan ne tür taleplerde bulunulabilecek? İnsanlar bir şaka yaptığında robot Kuri‘nin nasıl bir tepki vermesi beklenecek?

Bizler artık bu arayüzlere alıştık. Onlar da bizlere alıştı. Çevrelerinde olup bitenleri algılayabiliyorlar ve hatta yüzümüzün şekline bakarak duygularımız hakkında çıkarımda bulunabiliyorlar. Quartz yazarlarından Sean Mulholland, terimi Etkili Bilgi İşleme (Affective Computing) alanından ödünç alarak bu durumu Etkili Kullanıcı Arayüzü (AUI) olarak adlandırıyor.

Etkili Bilgi İşleme, bilgisayar biliminin akıllı ve duygusal olarak ‘bilinçli’ şeklinde değerlendirebileceğimiz yeni teknolojiler geliştirmeye odaklanan alanını oluşturuyor. Bu yeni arayüzler çeşitli fırsatları ve zorlukları da beraberinde getiriyor. MIT Medya Laboratuvarı’nda çalışan Dr. Cynthia Breazeal‘ın Designing Sociable Robots adlı kitabında da yazdığı gibi, “Bir teknoloji sosyal açıdan yetkin hale geldiğinde ona insanmış gibi davranarak etkileşime girme isteği duyuyoruz.”.

Botlarla bu tür bir ilişki kurunca onlar için tasarladığımız karakterler bizim davranışlarımızı da etkiliyor. Uysal olarak nitelendirilebilecek botların kendileriyle konuşan çocukları saldırganlaştırdığı birçok kişinin şahit olduğu bir durum. Botlar bir durumu başka birine şikayet etmeyi bilmediği için, kaba davranışları kontrol eden bir mekanizma olmadığı zaman çocuklar çok daha duygusuzca davranmaya eğilimli olabiliyor.

Botların kullanıcıya karşı çıkmamasının yetişkinleri etkilediği de gözlemlendi. Gazeteci Leah Fessler, cinsiyeti kadın olarak belirlenen botların cinsel tacize nasıl tepki verdiğini araştırdı. Uysal olan bazı botların kadınlar hakkındaki rahatsız edici basmakalıp yargılara boyun eğdiği ve kullanıcıların kendilerini aşağılamalarına karşı çıkmadığı görüldü. Eğer botların bir cinsiyeti olabiliyorsa, kültürel bir kimlikleri hatta ırkları olup olamayacağı da akla geliyor. Botların çeşitli aksanlar arasında seçim yapmamıza imkan sağladığını düşününce, tasarımcıların botlar için bir uyruk seçmiş olabileceği de mantıklı geliyor.

Bu konuyla ilgili yeni şeyler ortaya koymak isteyen Mulholland, botlarla röportaj yaparak kişiliklerine dair fikir edinmeye çalıştı. Mulholland önemli olan noktanın ‘yumuşak’ sorular sormak olduğunu söylüyor. Örneğin, “Nerelisin?”, “Kaç yaşındasın?”, “Çocuğun var mı?”, “Fiziksel özelliklerin neler?”, hatta “Bana bir hikaye anlatır mısın?” vb. Mulholland her bir ses asistanıyla yaptığı röportajı kaydedip birçok çizere verdi. Ortaya konan çizimler şu şekildeydi;

Tercih edilen cinsiyet açıkça görülüyor fakat çizerlerden hiçbirinin farklı bir ten rengi hayal etmediği gözden kaçmıyor.

Tek kültürlü olarak bilinen bir teknoloji endüstrisinde, sistemlerimizin sadece üreticilere faydalı olacak şekilde tasarlanmamasına, ürünün sunulduğu bütün insanları kapsayacak şekilde oluşturulmasına özen göstermek gerekiyor. Çünkü söz konusu olan şey güven duygusu. Bu zamana kadar birçok araştırma güven duygusunu kaybettiren markaların müşteri kaybetmeye başladığını ortaya koydu. Tasarımcıların görevi, verilen hizmetin farklı insanlara, kültürlere ve dillere hitap edebilecek şekilde oluşturulmasını sağlamak.

Kaynak: Quartz

"Siri ve Alexa insan olsaydı neye benzerlerdi?" diye merak eden Sean Mulholland, her iki ses asistanıyla da röportaj yaptı. "Nerelisin?", "Kaç yaşındasın?", "Çocuğun var mı?", "Fiziksel özelliklerin neler?", hatta "Bana bir hikaye anlatır mısın?" gibi sorular soran Mulholland röportaj kayıtlarını birçok çizere verdi. Çizerler de cevaplar doğrultusunda kafalarında canlanan Siri ve Alexa imajını kağıda döktü. Çizimlerde tercih edilen cinsiyetin kadın olduğu gayet açık fakat çizerlerden hiçbirinin farklı bir ten rengi hayal etmediği gözden kaçmıyor. Halbuki ortaya konan bir ürünün sunulduğu bütün insanları kapsayacak şekilde oluşturulmasına özen göstermek gerekiyor. Tasarımcıların görevi, verilen hizmetin farklı insanlara, kültürlere ve dillere hitap edebilecek şekilde oluşturulmasını sağlamak.

1 Yorum

Yorum yazmak için tıklayın

Yorumunuz:

  • Türkiye İş Bankası'nın katkılarıyla

Arama

Bülten Aboneliği

Günlük haberleri eposta bültenimizle takip edin!

Teşekkür ederiz.

Bir terslik var...