Büyük veri tarımı nasıl dönüştürebilir?

Tarımda büyük veri kullanımıyla aynı miktarda topraktan daha fazla ürün elde edilerek, artan nüfusla gelmesi beklenen gıda krizi engellenmeye çalışılıyor.

Haber Özeti

Tam Sürüm

Büyük veri neredeyse tüm iş kollarında verimliliğin ve karlılığın artırılması için etkili biçimde kullanılıyor. Tarım da bu alanlardan farklı değil. Birleşmiş Milletler’in tahminlerine göre 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyarın üzerine çıkacak. Bu durum, gıda ihtiyacının 2013’e göre yüzde 50 artmasına yol açacak. İhtiyaçların karşılanabilmesi amacıyla tarımın daha verimli bir hale getirilmesi gerekiyor.

Tarımın başlangıcından bu yana çiftçiler tarlaları nasıl ekip biçeceklerini belirlemek için sayısız değişkeni hesaba katmak zorundaydı. Hangi tohumları ekmeli? Ne zaman ekim yapmalı? Hangi gübreyi kullanmalı? En iyi yanıtları almak için çiftçiler tarih boyunca dikkatli bir şekilde bilgi topladılar. Şimdi ise bu verileri toplamak ve toplanan verilere göre tercihleri yönlendirmek eskisine göre çok daha kolay. Geçmişte çiftçilerin bilgisine bağlı olan bu durum artık özel makineler ve dronlar aracılığıyla erişilebilir hale geldi.

Bayer verileri anlamlandırmak için çalışıyor

Yakın zamanda tarım ürünleri şirketi Monsanto’yu bünyesine katan Alman Bayer şirketi, toplanan verilerden kullanılabilir sonuçlar çıkarmak için yeni araçla geliştiriyor. Bayer Crop Science Araştırma Müdürü Bob Reiter “Kendimizi toplanan verilerin bir araya getirilebildiği ve doğru makine öğrenimi algoritmaları ve modellerinin geliştirilmesiyle üreticilere tarlada en doğru tercihleri sunabileceğimiz bir noktada konumlandırıyoruz.” diyor.

Bu makine öğreniminin bir bölümü akıllı teknoloji formunu alacak. Bu araçlar içinde bulunduğu şartları algılayarak buna göre tepki verebilecek. Nasıl ki evde kullanılan akıllı termostatlar evin sıcaklığını algılayıp buna göre çalışabiliyorsa, akıllı çiftlik ürünleri de bulundukları bölenin kuruluğuna göre suyun hızını, isabetini ya da miktarını düzenleyebilecek.

AGCO’nun akıllı tarım ürünleri

Tarım şirketi AGCO’nun Fuse teknoloji grubunun İş Geliştirme Müdürü Chris Rhodes tarım alanındaki en büyük gelişmelerin veri toplama kısmında yaşandığını söylüyor. Rhodes “Çiftçiler zamanın başlangıcından bu yana neredeyse sayılamayacak kadar fazla değişkeni hesaba katmak zorunda kaldı. Bu veriler artık zihinde tutulan hesaplamalardan, internet üzerinden paylaşılan çizelgelere dönüştü. Ama her halükarda tüm bu değişkenlere bağlı olarak etkinliğe dair önemli kararlar vermeleri gerekiyor.” diyor.

Bu karar alma aşamasını kolaylaştırmak için AGCO bu yıl IDEAL Combine adlı ürününü tanıttı. IDEAL Combine yüksek teknoloji ürünü biçerdöverlerin geleneksel ögeleri ile çiftçinin hava, su, hız gibi kriterlerine göre otomatik olarak hareket eden akıllı teknoloji ürünlerinin verileri bir araya getiriyor. AGCO ayrıca toprakta ısı, nem, organik malzeme gibi girdileri ölçüp dikim etkinliklerini otomatik olarak optimize eden SmartFirmer adlı ürünü de ön plana çıkarıyor.

Rhodes “Bir sürü veriye ulaşabiliyoruz ve bu durum çiftçilerin düşünmesi gereken şeylerin sayısını artırıyor ancak aynı zamanda çok fazla yeni fırsat sunuyor. Bu yüzden daha fazla ürün üretmeleri için işlerini kolaylaştırmak istiyoruz.” diyor.

Aynı alandan daha fazla verim

50 yıl önce tarım bilimcileri ve çiftçiler nüfusun artmasıyla birlikte gıda krizi doğabileceğini söylüyordu. Bugün tarım sektöründe çalışanlar gitgide artan sayıda insanı, aynı miktarda toprakla beslemeyi hedefliyor. İklim değişikliği ve doğal kaynakların azalması da bu işi daha zorlu hale getiriyor. Hedeflemeli sulama sensörlerinden, şartlara ayak uydurabilen biçerdöverlere, geleceğin teknolojik tarlaları büyük veri ve akıllı teknoloji ile besleniyor. Tüm bunlar, büyük veriyi artan gıda ihtiyacına yönelik üretilen en önemli çözüm yöntemlerinden biri haline getiriyor.

Kaynak: Fast Company

Büyük veri neredeyse tüm iş kollarında verimliliğin ve karlılığın artırılması için etkili biçimde kullanılıyor. Tarım da bun alanlardan farklı değil. Birleşmiş Milletler'in tahminlerine göre 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyarın üzerine çıkacak. Bu durum, gıda ihtiyacının 2013'e göre yüzde 50 artmasına yol açacak. İhtiyaçların karşılanabilmesi amacıyla tarımın daha verimli bir hale getirilmesi gerekiyor. Bunun için geçmişte geleneksel yollarla toplanan verilerden çok daha fazlası teknolojik cihazlarla toplanıyor. Bu cihazların üretilmesinin yanı sıra, toplanan verilerin anlamlandırılması ve verimin artırılmasında kullanılması için şirketler yeni çözümler geliştiriyor.

4 Yorum

Yorum yazmak için tıklayın

Yorumunuz:

  • bir tarım ürünü şirketini bir ilaç şirketi alıyorsa; sorulması gereken sorular ve ileride doğacak sorunlar var demektir…

  • Buna katılıyorum. Monsanto dünyada tohum tekelciliğini İsrail ile birlikte elinde tutan, lobicilik faaliyetleriyle bilinen, birçok üst düzey yöneyicisinin devletin önemli pozisyonlarında görev aldığı dev bir şirket iken kendisinden daha lobici, kanser ilacını tekelleştirmiş Bayer tarafından satın alındı. Bu durumun yazının içinde ele alınmamış olması kuşkusuz ne anlamamız gerektiği konusunda okuyucuyu ters köşeye yatırıyor. Bu milyar dolarlık şirketlerin insan ve insan sağlığı ile ilgili edimlerini göz ardı edemeyiz. Çok kısaca özetlersek:
    Monsanto şu an bütün dünyaya genetiği değiştirilmiş tohum satıyor ve genetik çalışmalar için büyük paralar harcamaya devam ediyor. GDO’lu tohumların genetiği, bilindiği üzere ilk olarak üreme organında bozuluyor; yani bu tohumlardan tekrar tohum elde edilemiyor. Bu, çiftçiyi her sene yeniden tohum satın almaya mecbur bırakıyor. Dahası, bu değiştirilmiş genin insanlarda kısırlığa yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.
    Monsanto’nun GDO’lu tohumu kullanılan tarlalarda başka tohumla dikim imkansız hale getiriyor.
    Monsanto’nun büyük bir inovasyon olarak tanıttığı Round-Up tarım ilacı, yaşayan organizma olarak sadece GDO’lu bitkiyi zehirlemiyor. İlacı uygulayan kişiler oksijen maskesi takmak zorundalar. Ve bu çok tehlikeli zehir bitkilerin sadece yüzeyinde kalmıyor, içine de işliyor. Dolayısıyla yıkayarak zehirden kurtulamıyoruz. Bu da insanların sistematik olarak zehirlenmesi, hasta edilmesi ve ilaca bağımlı hale gelmesi demek.
    Bayer Monsanto’yu boşu boşuna satın almadı…
    Piyasada çokça adını duyduğumuz, bir sürü ilacını kullandığımız Bayer ise kemoterapi ilacının patentine sahip. Dünyada hemen her yerde kanser hastaları bu ilacı kullanıyor. Bu ilacın tek alternatifini üreten Hindistanlı bir şirket. Etkisi aynı olan kemoterapi ilacını Bayer’in maliyetinin yaklaşık 1/10’una mal edip fakir Afrika ülkelerine dağıtıyor. Sanırım 2 yıl önce Bayer bu şirkete karşı açtığı patent davasını kaybetti.
    Bu yıl ise daha geçen ay Round-Up tarım ilacı ile ilgili bir dava kaybetti. Mahkeme bu tarım ilacının insan sağlığına çok zararlı olduğuna karar verdi.
    Bütün bu bilgiler ışığında Bayer’in yapmaya çalıştığı büyük veri analizinin yukarıdaki yazıda anlatılandan aslında ne kadar farklı olduğu tahmin edilebilir. Burada verimlilik ve insan ırkını doyurmaktan ziyada çok daha insafsız ve acımasız saikleri olduğu kuşkusuzdur.
    Son olarak küçük bir veri ile sürekli olarak önümüze sunulan “kıt kaynaklar” sorununun gerçekliğini sorgulayabiliriz. Dünyadaki her bireye 100 metrekarelik bir yaşam alanı verseydik, dünya nüfusunun kapladığı toplam alan Okyanusya kıtasından küçük olurdu. Okyanusya kıtası Dünya’nın en küçük kıtasıdır. Dünya haritası göz önüne getirildiğinde anlaşılacaktır ki insan ırkı pek bir yer kaplamıyor. Bu kadar az yer kaplayan nüfusu besleyecek alan ve kaynak aslında fazlasıyla mevcut. Yani insanlığın açlığı aslında fiziksel bir durum değil politik bir durumdur, küresel politikanın algı saptırmasıdır. İnsanlığı doyurmak için yapılacak tek şey arazilerin verimli olarak kullanılması ve kaynakların eşit olarak dağıtılmasıdır. Bayer’in süsleyip püsleyip reklamını yaptığı çalışmaların konu ile maalesef hiçbir ilgisi yoktur.

    • Berk Bey amacımız herhangi bir şirketin reklamını yapmak ya da politikalarını desteklemek değildir. Konu ile ilgili, takip ettiğimiz kaynakların sunduğu bilgileri Türkçe olarak paylaşıyoruz. Okuyucularımızın da sizin yaptığınız gibi konuyu farklı yönlerden ele almasını ve sahip olduğu bilgileri paylaşmasını destekliyoruz. Lütfen aklınızda ‘okuyucuyu ters köşeye yatırmak’ gibi bir amacımız olduğuna dair bir fikir oluşmasın. Birçok farklı konu hakkında haber yapıyoruz. Takdir edersiniz ki haberini yaptığımız her konu hakkında uzman olmamız ve tüm detayları bilmemiz mümkün değil. Detayları bilen okuyucularımız bilgilerini paylaştıkça biz de mutlu oluyoruz. Amacımız kesin yargılarla sonuca varmak değil, uygun bir tartışma ortamı yaratmaktır.

      Saygılarımla,
      Semih Sönmez

  • Merhaba Semih Bey,
    Amacım tabii ki sizi kötülemek değildi. Bayer bu reklamı size yaptırmıyor kuşkusuz. Konunun çevresinden dolandırıp, iyi bir şey yapıyormuş gibi gösteriyor. Gerçek sorun ile ilgileniyormuş gibi görünüp aslında ilaç satışlarını arttıracak hamleler yapıyor. Ters köşeyi Bayer/Monsanto yapıyor. Uzun yıllardır sistematik olarak yapıyor. Benim söylemek istediğim buydu.
    Sizinle ilgili bir eleştiri yapmaya çalışmıyordum. Türkçe kaynak konusunda büyük eksiklikler yaşadığımız bu ortamda çalışmalarınızı takdir ediyorum. İlgi çekici yazılarınızı okuyorum.
    Yorum yaparken kelimelerimi daha dikkatle seçmeye dikkat ederim. Yanlış anlaşılmaya sebep olduğum için kusura bakmayın.
    Teşekkürler,
    Berk

  • Türkiye İş Bankası'nın katkılarıyla

Bülten Aboneliği

Günlük haberleri eposta bültenimizle takip edin!

Teşekkür ederiz.

Bir terslik var...