Haftanın Özeti: 242

10 – 16 Haziran 2019 tarihleri arasında Türkiye ve dünyadan haber, site, yazılım, donanım, cihaz, video ve trendler.

Bilim, Yazılım, Donanım

1950’lerden bu yana astronomlar Ay yüzeyinde bazı ışıklar gördüklerini söylüyor. Genellikle turuncu ve pembe tonlarında olan bu ışıklar birkaç saniye içinde ortadan kayboluyor. Ancak bazı durumlarda bu ışıkların dakikalarca ya da saatlerce görülebildiği de belirtiliyor. Almanya’da Würzburg Üniversitesinde çalışan Dr. Hakan Kayal ve ekip arkadaşları, İspanya’da kurdukları bir teleskopla bu ışıkları inceliyor. Henüz ışıkların kaynağı tespit edilebilmiş değil ancak bu ışıkların kaynağının şunlardan biri ya da birkaçı olduğu tahmin ediliyor: meteor çarpması, gaz ya da buhar salınımı, depremler, güneş rüzgarları ile etkileşimden kaynaklanan elektrostatik akım boşalması, parçalanan kayalar. Kayal ve ekibi iki ayrı bilgisayara bağlı iki ayrı teleskopla ayın yüzeyini inceliyor. Halen gelişme aşamasında olan sistemin bu ışıkların kaynağına dair bilgi sağlaması hedefleniyor. Kayal, “Eğer Ay’a yerleşmeyi hedefliyorsak önce bu ışıkların meteor çarpması ya da deprem gibi olumsuz etkileri olabilecek olaylarla ilişkisini ve bu olayların ne sıklıkta görüldüğünü belirlememiz lazım.” diyor.

NASA’nın Mars’ı inceleyen Reconnaissance uydusu, gezegenin yüzeyinde Star Trek (Uzay Yolu) dizisinde kullanılan amblemlere benzeyen işaretler buldu. Dizide Starfleet adlı organizasyon tarafından kullanılan, bumerang şeklindeki ambleme benzeyen izler bilinçli bir şekilde oluşturulmuş bir yapıya benzese de aslında doğa olayları ile bu hale gelmiş. Uzmanlar bölgede bir dönem kum tepelerinin yer aldığını ve bunların etrafından lavların aktığını düşünüyor. Lavlar diğer bölgelerin yapısını değiştirirken kum tepeleri olan bölge bu değişimden etkilenmemiş. Daha sonra rüzgarla dağılan kumların ardından, geriye çevresine göre daha pürüzsüz kalmış bir bölge kalmış.

Hindistan Uzay Araştırmaları Organizasyonu (ISRO) 15 Temmuz’da Ay’a bir araç göndermeyi planladığını duyurdu. Görev başarıyla gerçekleştirilirse ISRO Ay’ın yörüngesine bir uydu ve yüzeyine bir uzay aracı yerleştirecek. Bugüne kadar Ay’ın yüzeyine yumuşak iniş yapabilen üç ülke vardı: ABD, Rusya ve Çin. ISRO’nun Chandrayaan-2 adlı görevi başarılı olursa, Hindistan bu başarıya ulaşan dördüncü ülke olacak. İsrail de Ay’ın yüzeyine yumuşak iniş yapmak için bir uzay görevi gerçekleştirmiş ancak kontrolü kaybedilen uzay aracı Ay’ın yüzeyine çakılmıştı. 144 milyon Dolar’lık mütevazı bütçesiyle Chandrayaan-2 Hindistan’ın uzay yarışındaki yerini sağlamlaştıracak. Her şey plana uygun giderse uzay aracının Ay yüzeyine, fırlatmadan 50 gün sonra, 6 Eylül’de inmesi bekleniyor.

Chandrayaan-2 uzay aracı hazırlanıyor

Yeni Gine’nin ormanlık dağlarında keşfedilen bir kurbağa türünün erkeklerinin uzun burunları var. Herpetolog (sürüngen uzmanı) Paul Oliver tarafından ilk kez 2008 yılında Endonezya’nın Foja dağlarında keşfedilen uzun burunlu kurbağalara Litoria Pinocchio (Pinokyo Kurbağası) adı verildi. Pinokyo kurbağaları, Yeni Gine’de bulunan az sayıdaki ağaç kurbağasından biri. Paul Oliver ve ekibi şu anda bu uzun burunların işlevi üzerinde çalışıyor. Oliver uzun burunların, kurbağaların birbirlerini tanımalarına yardımcı olabileceğini düşünüyor, zira Yeni Gine, 450’den fazla keşfedilmiş kurbağa türüyle dünya üzerinde kurbağalar açısından en zengin yer.

Stanford Üniversitesi’nde çalışan bilimciler (biri genç diğeri yaşlı olmak üzere) iki ayrı fare grubundan aldıkları kanları, embriyonik kök hücreden türetilmiş insan beyni hücrelerine uyguladı. Sonuç olarak sadece daha genç grubun kanı sinirsel gelişimi artırdı. Bu araştırma, gençleştiren kan aktarımlarının arkasındaki mantığı ortaya koymaya yardımcı oluyor. Ancak yine de bu durum, kan aktarımının tıbbi yararları olduğunu iddia eden kliniklerin haklı olduğu anlamına gelmiyor. Gençlerden yaşlılara kan aktarımının işe yaradığına dair iddialarda bulunmadan önce bunun gibi çok fazla sayıda klinik deney yapılması gerekiyor.

Çinli bilimci He Jiankui geçtiğimiz yıl genetiğiyle oynanmış ilk bebekleri dünyaya getirmişti. Bu olaydan yaklaşık altı ay sonra bilimciler, He’nin değiştirdiği genlerin daha erken ölümlere yol açabileceğini söylüyor. He’nin ekibi, bebeklerin CCR5 isimli genlerini HIV virüsüne karşı bağışıklık kazanacak şekilde değiştirmişti; fakat Nature Medicine dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre bu genoma sahip kişilerin, ortalama yaşam süresine erişmeden ölme şansı yüzde 21 daha fazla, zira HIV virüsüne karşı bağışıklık sağlayan genomun, insanı aynı zamanda bazı tehlikeli grip türlerine ve Batı Nil virüsüne karşı savunmasız bıraktığı ortaya çıktı.

Bu tartışmalar devam ederken bu kez Rus bir araştırmacı, Denis Rebrikov, izin alabilmesi durumunda HIV bağışıklığı olan bebekler geliştirmek üzere genetiği değiştirilmiş bebekler üretmeyi hedeflediğini açıkladı. Çinli araştırmacıdan daha iyi bir iş çıkaracağını düşündüğünü söyleyen Rebrikov “Sanırım bunu yapabilecek kadar çılgınım” dedi.

Maryland, Baltimore County Üniversitesinden araştırmacılar Sarah Stellwagen ve Rebecca Renberg örümceklerin, ağdan daha yapışkan, ‘örümcek tutkalı’ adlı bir madde üretmesini sağlayan iki genin tam dizimini yayımladı. Biyo-malzeme üretiminde önemli bir aşama olarak görülen bu gelişme sayesinde böceklerle mücadele için tarlalarda ve ahırlarda örümcek tutkalı kullanılabilecek. Örümceklerin doğal olarak böcek yakalamak için geliştirdiği bu maddenin başka birçok alanda da kullanılabileceği düşünülüyor.

Sarah Stellwagen elinde bir bebek tarantula tutuyor

Bağırsak bakterilerini inceleyen araştırmacılar, yaygın görülen A grubu kanı, daha nadir görülen ama herkese verilebilen 0 grubu kana çevirebilen enzimler keşfetti. Keşfedilen iki enzimin, A grubu kanda bulunan antijenleri ortadan kaldırdığını belirten araştırmacılar böylece bu kanların, hiçbir bağışıklık sistemi tepkisine maruz kalmadan herhangi birine verilebileceğini söylüyor. Ancak bu yöntemin tüm A antijenlerini yok ettiğinden emin olmak gerekiyor. Zira bağışıklık sistemi, normalde vücutta bulunmayan antijenlere rastladığında alyuvarlara saldırabiliyor ve bu durum ölümcül olabiliyor.

Virginia Üniversitesinin yaptığı yeni bir araştırmaya göre, meme kanseri vakalarının yüzde 65’ini oluşturan, hormon reseptörü pozitif meme kanseri, bağırsaktaki mikrobiyomun sağlıksız olması durumunda vücuda daha hızlı yayılabiliyor. Bu durum, kanseri tahmin edilmesi zor hale getirerek tedavisini güçleştiriyor. Fareler üzerinde yapılan deneyde, güçlü antibiyotiklerle bağırsak mikrobiyomunun yapısını bozan araştırmacılar, kanserin lenf nodüllerine ve akciğerlere daha hızlı yayılmaya başladığını tespit etti. Araştırmacılar, deneyde kullanılan antibiyotik miktarının, normalde bir insanın kullanacağından çok fazla olduğunu belirterek, sonuçların “meme kanseri olanlar antibiyotik kullanmamalı” şeklinde yorumlanmasının yanlış olacağını belirtti. Bu araştırmadan elde edilen bilgilerin, bağırsak rahatsızlığı olan kişilerde meme kanserinin daha etkili tedavi edilmesinde kullanılabileceği ifade edildi.

Özellikle düzenli çalışanların hafta içi rutinlerinden olan ‘alarmı erteleme’ alışkanlığı, aslında iyi bir uyku çekmediğinizin işareti olabilir. Erteleme alışkanlığının genelde günlük döngümüzün bozulduğu ve geç yatıp geç kalkmaya başladığımız ilk gençlik yıllarında başladığını söyleyen yüz ağrıları uzmanı Steven Bender, kalkış saatini kısa sürelerle ertelemenin dinlenmiş bir şekilde uyanmamıza sebep olmayacağının altını çiziyor. Hatta bir hipoteze göre, alarm erteleme alışkanlığı beynin uykuya sebep olan nörolojik kimyasalları daha fazla salgılamasına sebep olarak uykunuzu getirebilir. Bender’ın tavsiyesi ise basit: Alarmınızı her gün belirli bir saate kurun ve o saatte uyanın. Buna rağmen her gün yorgun uyanıyorsanız da mutlaka bir uzmana görünün.

Amazon’un “çocuklara özel” diye reklamını yaptığı Echo Dot Kids Edition adlı akıllı hoparlörü dava konusu oldu. Açılan iki ayrı davada 8 ve 10 yaşındaki iki çocuğun aileleri, Amazon’un izin almadan çocukların sesini kaydettiğini söyledi. Cihazın çocuklara dair hassas bilgileri kaydettiğini ve ebeveynlerin bunu silemediğini söyleyen aileler bu uygulamanın yasalara aykırı olduğu görüşünde. Amazon ise cihazın Çocukların Çevrimiçi Mahremiyetinin Korunması Yasası’na uygun olduğunu savunuyor. Amazon kullanıcıların ses kayıtlarını silmesine izin veriyor ancak bu kayıtların yazıya dökülmüş versiyonları Amazon sunucularında saklanmaya devam ediyor.

Stanford, Princeton, Max Planck ve Adobe’nin ortak çalışması ile geliştirilen yeni ‘deepfake’ (sahte video) teknolojisi, bir kişinin bir videoda söylediği kelimeleri, başka bir videoda söylemiş gibi kullanmayı sağlıyor. Sadece ağız bölgesini kopyalayan teknik sayesinde videolar arasındaki uyuşmazlık ortadan kaldırılmış oluyor. Dahası, yazılı metni okuyabilen yazılımların, mevcut videolara sorunsuz aktarılması sayesinde, yazdığınız herhangi bir cümleyi, elinizde uzun bir videosu olan herhangi birine söyletmeniz de mümkün. Ya da orijinal videodan istemediğiniz kelimeleri çıkarıp videonun sorunsuz olarak oynamasını da sağlayabilirsiniz. Araştırmanın sonuçlarını aşağıdaki videodan görebilirsiniz.

Sahte videolar, sosyal medya üzerinde hızla yayılabiliyor ve insanların, videodaki kişiler hakkında yanlış fikirler edinmesine sebep olabiliyor. Geçtiğimiz hafta ABD Temsilciler Meclisi başkanı Nancy Pelosi’nin yer aldığı sahte videonun Facebook’ta yayılması ile ilgili bir haber yayımlamıştık. Facebook bu videoyu kaldırmadığı için eleştirilmişti. Sanatçılar Bill Posters ve Daniel Howe “Aynısı senin başına gelseydi ne yapardın?” düşüncesiyle bu kez Mark Zuckerberg’ün bir sahte videosunu hazırladı. Videoda Zuckerberg insanların verilerini elinde tutmanın kendisine ne kadar büyük bir güç sağladığını anlatıyor. Video sahte olsa da içeriği oldukça inandırıcı. Bu arada Facebook, Instagram üzerinden yayılan bu videoyu da silmeyeceğini açıkladı.

Facebook’un mahremiyetle başının derde girmesine sebep olan bir diğer uygulama ise yükleyenlerin telefonlarındaki her türlü aktiviteyi takip edip Facebook’a rapor veren Study adlı uygulamaydı. 18 yaşından küçüklerin bilgilerini de topladığı gerekçesiyle Apple’ın uygulama mağazasından kaldırılan uygulamanın yeni versiyonu Google Play Store’da yayımlandı. Study, kullanıcıların telefonlarında hangi uygulamaları kullandıkları, onlarla ne yaptıkları, uygulamalara ne kadar zaman harcadıkları, yaşadıkları şehir ve telefon markaları gibi konularda Facebook’a bilgi verecek. Facebook toplayacağı bilgileri kendi ürünlerini geliştirmek için kullanacağını söylüyor. Uygulamaya 18 yaşından büyük herkes ulaşabilecek. Facebook kullanıcılara, kişisel verileri karşılığında, her ay henüz belli olmayan bir miktar para ödeyecek.

ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşları devam ederken, her iki ülkede de faaliyet gösteren markaların bazı büyük kararlar alması gerekebilir. Apple’ın ürünleri Tayvanlı Foxconn tarafından Çin’de üretiliyor. Ancak ticaret savaşları sonrası Apple, üretimini başka ülkelere taşımak zorunda kalabilir. Foxconn’dan yapılan açıklamada, Apple’ın böyle bir talebi olursa şirketin üretimi diğer ülkelerde yapabilecek kapasitesi olduğu belirtildi. Foxconn’un yeni yönetim kurulu üyelerinden Liu Young-way, şirketin üretim kapasitesinin 16 ülkeye yayıldığını ve yüzde 25’ten fazlasının Çin dışında olduğunu belirtti.

Apple’ın kararı henüz belli değil ancak ticaret savaşları Huawei’yi vurmaya devam ediyor. Daha önce pek çok ABD’li şirketin Huawei ile ortak çalışmalarını durdurmasının ardından bu hafta Huawei, Windows işletim sistemli yeni bilgisayarının tanıtımını iptal etme kararı aldı. Bu karar, ABD’nin getirdiği yasağın ardından ilk kez bir Huawei ürününün iptal edilmesi anlamına geliyor. Gelecekte başka ürünlerin de ysaktan etkilenebileceği düşünülüyor. Huawei, yasak kaldırılmazsa yeni Matebook bilgisayarını hiçbir zaman piyasaya süremeyebileceğini söyledi. Şirketin bu yıl içinde kendi işletim sistemini üretmesi bekleniyor.

Hatırlatma: Hafta özetimiz toplam 5 sayfadan oluşuyor.Diğer kategorilere ait gelişmelere aşağıdaki listeden geçebilirsiniz.

Özet Başlıkları

  1. Türkiye ve dünyadan güncel gelişmeler.
  2. Bilim, teknoloji, yazılım, donanım.
  3. Dijital girişimler, yatırımlar, web siteleri.
  4. Dikkat çeken tasarımlar, inovatif ürün ve hizmetler.
  5. Sinema, TV, kültür/sanat gelişmeleri.


Yorumunuz: