Haftanın Özeti: 212

Bilim, Yazılım, Donanım

Spotify, Apple Watch uygulamasını tanıttı. Diğer giyilebilir cihazlarda olduğu gibi bu uygulama da iPhone’da dinlediğiniz müziği Apple Watch üzerinden kontrol etmeye odaklı. Uygulama üzerinden şarkı ve podcast’leri oynatma, durdurma, atlama ve geri alma gibi işlemler yapılabilecek. Spotify bunun Apple Watch uygulamasının ilk versiyonu olduğunun altını çiziyor. Gelecekte çevrimdışı müzik dinleme gibi özelliklerin de ekleneceği tahmin ediliyor.

Aynı zamanda iOS kullanıcısı olan Volkswagen sürücüleri, otomobillerinin temel özelliklerini Siri ile kontrol edebilecek. Aracın ısıtılıp soğutulması, açılıp kapanması, kalan yakıtla gidilecek mesafeyi öğrenme gibi konularda Siri ‘yardımlarını esirgemeyecek.’ Denemek isteyenlerin öncelikle iOS 12 sürümünü yüklemeleri gerekiyor.

Piyasada yeni bir sesli asistana yer var mı? Huawei olduğunu düşünüyor. Çin’de kendi sesli asistanını kullanan şirket farklı ülkelerde de kullanılabilecek bir asistan geliştirmeyi planlıyor. Bu da zorlu bir mücadeleye hazır olduğunu gösteriyor. Canalys tarafından yayımlanan bir rapora göre Amazon şu anda dünya akıllı hoparlör pazarının yüzde 31,9’unu elinde bulunduruyor. Google da yüzde 29,8 ile hemen arkasında. Alibaba yüzde 11,1 ve Xiaomi yüzde 9,7 ile onları takip ediyor. Öte yandan 2024’te küresel akıllı hoparlör pazarının büyüklüğünün 30 milyar Dolar‘a ulaşabileceği tahmin ediliyor.

Pekin Teknoloji Enstitüsü, yaşları 18 ve daha küçük olan 27 erkek, 4 kız öğrenciyi yapay zeka destekli silah geliştirmek için seçtiğini açıkladı. En başarılı öğrenciler arasından seçilen adaylar gelecekte, kendi kendine öğrenme yeteneği olan nükleer denizaltılar ve insan damarlarında gezebilen mikroskobik robotlar gibi silah sistemleri üzerinde çalışacak. Konu hakkında kimliğini açıklamadan bilgi veren bir profesöre göre seçilen öğrenciler oldukça zeki ama sadece zeki olmak yetmiyor. Öğrencilerin yaratıcı düşünce, savaşma azmi, kararlılık, milliyetçilik ve yeni silahlar geliştirme hevesi gibi özelliklere de sahip olduğu ifade ediliyor. Seçilen öğrenciler daha sonra mekanik mühendisliği, elektronik ya da silah tasarımı gibi bölümlerde çalışmak üzere ayrılacak. Dört yıllık bir programın tamamlanmasının ardından yüksek lisans ve doktora programlarına devam etmeleri ve gelecekte Çin’in yapay zekalı silahlar programının liderleri olmaları bekleniyor. ABD’de de DARPA gibi benzer programlar bulunuyor ancak bu programlara 18 yaşından küçük çocuklar değil, savunma alanında çalışan yetişkin bilimciler alınıyor.

Silah geliştirmeden bahsetmişken küçük bir not: Kuzey Kore ‘ultra modern’ olarak tanımladığı yeni bir silah denediğini duyurdu. Ama silahın neye benzediğiyle ilgili bir açıklama yapılmadı.

Japonya ise ‘kendinden beklenmeyecek’ bir haberle karşımıza çıktı. Devlet Siber Güvenlik Ofisi Başkanı olarak atanan 68 yaşındaki Yoshitaka Sakurada daha önce hiç bilgisayar kullanmadığını açıkladı: “25 yaşından beri kendi işimi yönetiyorum ve bilgisayar kullanmak gerektiğinde çalışanlarımdan birini çağırıyorum.” Tarihte verilmiş en havalı cevaplar arasına girebilecek bir cümle olsa da olayın geçtiği ülke Japonya olunca insan kendini uzun bir sessizliğin içinde buluyor.

Yeni geliştirilen bir akıllı telefon uygulaması, kişinin ciddi bir kalp krizi geçirip geçirmediğini tespit edebiliyor. Uygulamanın isabet oranıyla ilgili yapılan testlerde bu mobil sistemin neredeyse geleneksel elektrokardiyogram (EKG) kadar başarılı olduğu görüldü. Sistem şu anda, ST artışı kalp krizi (STEMI) adı verilen ve ölümcül olabilen bir kalp krizini tespit etmeye odaklanmış durumda. Hayati tehlike yaratan bu kalp krizi bir ana arter tamamen tıkandığında gerçekleşiyor ve kısa sürede tedavi edilmezse ölümle ya da sakatlıkla sonuçlanabiliyor. Geleneksel bir EKG’de, bunu belirlemek için hastaya 12 elektrot bağlanması gerekiyor. Söz konusu uygulama ise bunu 2 elektrotla hallediyor. Yeni akıllı telefon sisteminin ticari kullanıma ne kadar yakın olduğu henüz bilinmiyor.

Yakın zamana kadar melankoli hissinin bilimsel bakış açısıyla nasıl göründüğü konusunda çok az şey biliniyordu. Beynin amigdala adlı bölümünün rol oynadığı biliniyordu ancak beyin taramaları, anlık duygusal değişiklikleri kaydedecek kadar hızlı değildi. Bu durum, Kaliforniya Üniversitesi araştırmacıları epilepsi hastalarından oluşan 21 kişilik bir gruba, duygu durumlarını dikkatli bir şekilde kayıt altında tutmalarını söyleyince değişti. Hastalardan her birine, beyinlerindeki elektriksel aktiviteleri gözlemleyen küçük kablolar bağlanmıştı. Böylece bilimciler hastaların beyin aktivitesi ve duygu durumu arasındaki örüntüleri belirledi. Çoğu hastada, duygu değişikliklerini kontrol eden bölgeyi anıları depolayan bölgeye bağlayan sinir devresiyle üzüntü arasında bir bağlantı olduğu görüldü. Araştırmacılar, daha önceden başınızdan geçen kötü şeyleri hatırlamakla üzüntü arasında bağlantı olmasının mantıklı olduğunu söylüyor. Ancak aradaki sinir bağının, duygular anılara sebep olduğu için mi yoksa anılar duyguları canlandırdığı için mi oluştuğu hala bilinmiyor. Öte yandan, anılarını sadece zihninde değil vücudunda da taşımak isteyenlerin sayısı artıyor:

“Çay mı, kahve mi?” sorusuna verdiğimiz cevap genlerimizle alakalı olabilir. Northwestern Üniversitesi araştırmacıları, belirli bir maddenin acılığını algılamaya yönelik genetik yatkınlığın, bir içeceği diğerine göre daha fazla sevmemize neden olabileceğini keşfetti. Ekip, araştırmada kafeini acı algılamaya genetik olarak daha yatkın olan kişilerin daha fazla kahve içtiğini ancak kinin ve propu acı olarak algılamaya yatkın olanlarda kahve tüketiminin biraz düştüğünü gördü. Çay içenler incelendiğinde ise durumun tam tersi olduğu görüldü.

Garsonların sade kahve içen müşterilerinden işkillenmesine sebep olacak bir haber de yayıldı bu hafta. Avusturya’daki Innsbruck Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre sade kahve sevgisiyle psikopatlık ve sadistlik arasında bir bağlantı var. Binden fazla yetişkinin incelendiği araştırma, sert tatları tercih edenlerin, psikopatça davranışlar sergilemeye daha yatkın olduğunu iddia ediyor. Yani sadece sade kahve sevenler değil turp ve kereviz sevenler de ‘öyle’ olabilir. Şimdi önümüzde iki seçenek var: Şüpheci gözlere aldırmadan sade kahvemizi yudumlamaya devam edeceğiz ya da istemeye istemeye sütlüye yöneleceğiz. Bu arada ‘sade – sütlü’ lafı geçince Fasulye filmini hatırlayan bir iki kişi çıkar diye düşünüyorum.

Bildiğimiz kilogram tanımı değişiyor. 140 yıl önce Uluslararası Ağırlık ve Ölçü Bürosu hazırlanıp kabul edilen kilogram prototipinin yüzde 90’ı platinyumdan, yüzde 10’u da iridyumdan oluşuyordu. Fanuslar içinde saklanan bu prototip 40 yılda bir kopyalarıyla karşılaştırılıyor. O süreçte, elementlerin ömürleri gereği çok az da olsa değişim yaşandığı görüldü. Bu yüzden kilogram artık Planck Sabiti ile tanımlanacak. Yani bir nesnenin ağırlığı, gücünü dengelemek için gereken elektrik miktarıyla ölçülecek. Yeni uygulama 20 Mayıs 2019’da yürürlüğe girecek.

Matematik travması matematik işlemleri yaparken zihni tamamen kapatmaya sebep olan bir problem. Çoğu kişide bunun oluşmasının sebebi birisinin onlara “Senin matematiğin iyi değil” demiş olması ya da bir konuda takılı kalmış olmaları. Oregon Üniversitesi araştırmacılarına göre ise matematik öğretmenlerinin bu travmaya sahip olması, matematik öğrenmemizin önündeki en büyük engel. Matematik travması, yanlış yapmaktan korkma ve endişe duyma olarak ortaya çıkıyor. Bu da hayattaki pek çok yolun kapanmasına sebep oluyor.

Travma demişken, denizin derinliklerinde avlanan Roman Fedortsov adlı balıkçı, bulduğu garip (genellikle korkunç) balıkları Twitter ve Instagram üzerinden paylaşıyor. “Denizin derinliklerinde ne acayip hayatlar yaşanıyor” sakinliğiyle karşılayabilecekseniz, fotoğraflardan oluşan bir derlemeye göz atabilirsiniz.

Yazılım şirketi Autodesk’ten ve NASA’nın Jet İtiş Laboratuvarı’ndan (JPL) mühendisler, yapay zekanın da yardımıyla yeni bir gezegenler arası uzay aracı konsepti geliştirdi. Güneş Sistemi’ndeki Europa ve Enceladus gibi uyduların incelenmesinde fayda sağlayabilecek olan bu araç, NASA’nın mevcut araçlarından çok daha hafif. Yaklaşık bir buçuk aylık bir tasarım aşamasının ardından örümcek benzeri yapının üç ana bölümden oluşmasına karar verildi. Öncelikle iç bölgede, bilimsel araçları depolayacak bölme oluşturuldu. Bu kısım alüminyum kullanılarak 3D yazıcıda hazırlandı. İkinci kısım dökme alüminyumdan üretilen ana iskelet oldu. Bu yapı da 3D freze makinesiyle üretilen alüminyum bacakların üzerine oturtuldu. Araç toplamda yaklaşık 2,3 metre genişliğinde ve 90 cm yüksekliğinde olacak şekilde imal edildi.

Bu bölümü “Güneş’in içinde neler oluyor?” sorusuyla kapatalım:

Hatırlatma: Hafta özetimiz toplam 5 sayfadan oluşuyor.Diğer kategorilere ait gelişmelere aşağıdaki listeden geçebilirsiniz.

Özet Başlıkları

  1. Türkiye ve dünyadan güncel gelişmeler.
  2. Bilim, teknoloji, yazılım, donanım.
  3. Dijital girişimler, yatırımlar, web siteleri.
  4. Dikkat çeken tasarımlar, inovatif ürün ve hizmetler.
  5. Sinema, TV, kültür/sanat gelişmeleri.

5 Yorum

Yorum yazmak için tıklayın

Yorumunuz: